Churchill’den Liman von Sanders’a: Yabancıların Çanakkale Savaşı Sözleri! Yabancılar arasında Gallipoli Campaign olarak bilinen Çanakkale Savaşı, İtilaf Devletleri açısından başlangıçta hızlı sonuç alınması planlanan bir harekat olarak görülüyordu. Ancak sahaya inildiğinde karşılaşılan direnç, beklentilerin çok ötesindeydi. Zorlu coğrafi koşullar, güçlü savunma hatları ve kararlı bir direniş, ilerlemeyi ciddi şekilde yavaşlattı. Bu durum, cephede bulunan yabancı askerler ve komutanlar üzerinde giderek artan bir baskı ve tedirginlik oluşturdu.
Savaşın ilerleyen sürecinde, karşılarında yalnızca savunma yapan bir ordu değil, aynı zamanda iyi organize olmuş ve hızlı karar alabilen bir komuta yapısı bulunduğu anlaşıldı. Bu noktada Mustafa Kemal Atatürk’ün sahadaki etkisi belirgin şekilde hissedildi. Ani gelişmelere karşı verdiği hızlı tepkiler ve savunmayı doğru noktalarda yoğunlaştırması, karşı tarafın hareket alanını kısıtladı. Bu durum, İtilaf Devletleri için operasyonun riskini artırırken, zamanla daha temkinli ve çekingen bir yaklaşım benimsemelerine neden oldu.
Daha önce Atatürk’ün Çanakkale Savaşı’nda söylemiş olduğu sözleri derlemiştik. “Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale Savaşı’nda Söylediği Sözler” başlıklı yazımız okuyabilirsiniz. Atatürk’ün mücadele sırasında söylediği sözlerden mücadelenin ne kadar büyük olduğu anlaşılıyordu. Çanakkale’de verilen mücadelenin ne kadar büyük olduğunu bu sefer yabancıların ağzından dökülen kelimeler ile anlayabilirsiniz.

Yabancıların Çanakkale Savaşı Sözleri
“Çanakkale Boğazı’ndaki Türkler ve Almanlar da 18 Mart’ı aralıksız takip eden sessiz günler, şaşkınlık ve sonra da, büyük bir sevinç uyandırdı. Moral, son derece yüksekti. Kaleler ve tabyalardaki hasar da kolaylıkla giderilmiş olmakla beraber, ağır bataryaların cephane durumu-ciddiyetini koruyordu.” (Robert Rhodes James)
“Türkler, Çanakkale’yi zorlayan çağının en ileri tekniğine sahip güçler karşısına adeta bir kale gibi dikilmişlerdir. Ordunun yardımı olmaksızın Filo’nun başarı sağlayabileceği ümidine kapılmıştım; fakat şimdi bu işte müşterek bir harekatın zorunlu olduğunu anlıyorum.” (Churchill)
“Çanakkale müdafaası, üç mucizeler muharebesidir. Hali kurtardı; maziye hamaset ve azametini iade etti; vatanımızı bir vatanı ebedi yaptı.” (Sami Paşazade Sezai)
“Bu Türk kıtaatının cesaret, metanet ve sebat cihetiyle takdir ve senaya liyakati, her şüphenin fevkinde bulunmuştur. Donanmasının ateşiyle de, en müessir surette muavenet gören pek cesur bir düşman taarruzlarına karşı sayısız muharebelerde bu kıtaat mevkilerini muhafaza etmişlerdir.” (Alman Generali Uman von Sanders)

“Çanakkale Seferi, Türk milletinin eski kudret ve kuvvetini muhafaza ettiğini, can çekişen bir imparatorluk içinde kahraman bir milletin varlığını meydana koydu.” (General Fahri Belen)
“Yenilmez İngiliz donanmasının uğradığı akıbetten komutanlar değil, strateji kurallarını ihmal eden devlet adamları sorumludur. Boğazlar ve Trakya bölgesinde altı Türk kolordusu varken, donanmayı tahkim edilmiş bir Boğaz’dan geçirmek ve Boğaz kıyıları işgal edilmeden beş tümenlik bir kuvvei seferiyeyi İstanbul’a getirmek planının şansı çok azdı.” (General Fahri Belen)
“Çanakkale Savaşları, modern savaş tarihinde birleşik kara ve deniz savaşlarının başlangıcı ve ilk örneğidir.” (Japon Prof. Dr. Em. Krg. Hideo Miki)
“Avrupa’da hiç bir asker yoktur ki, bu ifadenin altını çiziyorum, Türklerle mukayese edilebilsin. Almanların müdafaada gayet iyi oldukları kabul olunabilir. Fakat siperlerde onlar dahi Türklerle kıyas edilemez. Misal olarak Gelibolu’yu zikretmek isterim. Orada bizim gemi ateşlerimizle büyük zayiata uğrayan kıtalar, Türk olmasalardı. Yerlerinde kalamaz ve derhal değiştirilirlerdi. Halbuki Türkler, bütün muharebe müddetince yerlerinde kaldılar.” (General Tawshend)

Sonuç Olarak…
Yabancıların Çanakkale Savaşı sözleri, savaşın onlar açısından beklenenden çok daha zorlu geçtiğinin kayıtlara geçmiş hali. Başlangıçtaki güven yerini temkinli bir bakış açısına bıraktı. Karşılarında gördükleri direniş ve liderlik, bu savaşın sadece askeri değil, psikolojik etkiler de yarattığını ortaya koydu. Bu nedenle Çanakkale, yabancıların gözünde yalnızca bir cephe değil, aynı zamanda ciddiye alınması gereken güçlü bir savunmanın simgesi haline geldi.