Kahramanmaraş merkezli depremler, Hatay ilinde yıkıcı etkilere yol açarak birçok insanın hayatını altüst etti. Bu felaket sonucunda sadece binalar değil, birçok aile de paramparça oldu. On binlerce insanın evsiz kaldığı bu bölgede, acı dolu hikâyeler her gün gündeme gelmeye devam ediyor. Hatay'daki Güldüren Mahallesi'nde yaşayan Mehmet Koçak, bu acı hikayenin merkezinde yer alıyor.
Mehmet Koçak'ın Yaralı Hikayesi
Deprem sonrası inşaat halindeki hastanenin enkazı altında kalan 32 yaşındaki Mehmet Koçak, büyük bir trajedinin kahramanı oldu. 6 gün boyunca enkaz altında kalan genç adam, sonunda kurtarıldı; ancak ailesinin ya da çevresindekilerin başına gelenler yüreklere su serpmez cinsten. Oğlunun cenazesine ulaşan annesi Sebahat Koçak, acısını her gün mezarına gidip dua ederek yaşamaya çalışıyor. Oğlunun vefatı sonrası yaşadığı kayıp, onun içindeki boşluğu gidermek için her gün aynı duygularda boğuşmasına sebep oluyor. “Oğlumu çok özlüyorum” diyerek duygularını ifade eden Koçak, yaşadığı travmanın boyutlarını da gözler önüne seriyor.
Ailelerin Yıkıcı Kaybı
Sebahat Koçak, oğlunun ani kaybıyla baş etmeye çalışırken, kendisiyle birlikte birçok acı hikaye de şekilleniyor. Oğlunun hastanede tedavi gördüğü günlerde yaşanan deprem, ailesinin hayatını değiştirdi. Mehmet Koçak’ın mezarını her gün ziyaret eden annesi, hayatının en zor günlerini geçirdiğini belirtiyor. Bu süreçte yaşanan hayal kırıklığı ve felaketin yarattığı travma, aile üyelerinin birbirlerine destek olmalarını gerekli kılıyor. Aile üyelerinin birbirine destek olma çabaları, bu süreçte yaşanan kayıpların acısını biraz olsun hafifletse de, kaybedilen şahsiyetlerin yerini asla dolduramıyor.
Seher Koçak ve Üç Çocuğu
Kayıplar sadece Mehmet Koçak ile sınırlı kalmadı. Seher Koçak, eşini deprem sırasında hastanede kaybederek hem annelik hem de babalık sorumluluğunu üstleniyor. Üç çocuğu ile birlikte geçirdiği her gün, deprem sonrası yaşanan travmalarla dolup taşıyor. Engelli olan bir çocuğunun babasına olan özlemi, Seher Koçak’ın yaşadığı zorluğu da gözler önüne seriyor. Bu süreçte yaşanan duygusal zorluklar, Seher Koçak için katlanılması oldukça güç bir durumda. “Eşimi özlemez mi insan?” diyerek yaşadığı boşluğu ifade ederken, çocuklarına olan düşkünlüğü ve onların ihtiyaçlarını karşılama çabası da dikkat çekiyor.
Hatay’daki bu acı olaylar; yalnızca kişisel kayıplar değil, aynı zamanda toplumsal bir dayanışma ve dayanıklılık hikayesidir. Bireyler, bu yürek burkan kayıplar karşısında tekrar bir araya gelerek kendilerini yeniden inşa etmeye çalışıyorlar. Her gün mezar başında dua eden annelerin, kayıplarını tazelemesi ve hayatta kalanlar için umut kaynağı olması, bütün bu acıların bir nebze olsun hafiflemesine yol açabilir. Bu felaketin üzerinden kısa zaman geçmesine rağmen, yaşanan travmanın etkileri daha uzun sürecek gibi gözüküyor.