ABD hükümeti, "Havana Sendromu" olarak bilinen ve casuslar, diplomatlar ile ailelerinde görülen gizemli nörolojik rahatsızlıktan etkilenen kişilere yaklaşık 3 milyon dolar (yaklaşık 2,2 milyon sterlin) tazminat ödedi.Söz konusu ödemeler, hastalık nedeniyle ABD devlet kurumlarında görev yapan personele yapılan ilk resmi tazminatlar oldu.
Havana Sendromu vakaları ilk kez yaklaşık 10 yıl önce, Küba'nın başkenti Havana'da görev yapan CIA ajanlarının bildirimleriyle gündeme gelmişti.Daha sonra Çin başta olmak üzere farklı ülkelerde görev yapan ABD'li diplomatlar ve istihbarat personeli de benzer şekilde "anormal sağlık olayları" yaşadıklarını bildirdi.Havana Sendromu'ndan etkilenen kişiler; düşük frekanslı uğultular, tıklama sesleri, tiz çınlamalar ve metal sürtünmesini andıran sesler duyduklarını anlattı.
Bazı kişiler ise kafatasında yoğun baskı hissi, baş dönmesi, mide bulantısı ve denge kaybı gibi belirtiler yaşadıklarını ifade etti.ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), 2021 yılında yürürlüğe giren Havana Yasası (Havana Act) kapsamında yapılan tazminat ödemelerini duyururken, etkilenen personelin bakım ve tedavisinin öncelikli olmaya devam edeceğini açıkladı.Yıllardır Havana Sendromu'nun neden kaynaklandığı ve olayın arkasında kimin olduğu konusunda çok sayıda iddia ortaya atıldı.
Bazı uzmanlar rahatsızlığın mikrodalga enerjisinden kaynaklanabileceğini öne sürerken, bu durum yabancı bir ülkenin ABD personeline yönelik gizli bir ses veya enerji silahı kullanmış olabileceği yönündeki spekülasyonları da beraberinde getirdi.2022 yılında CBS News'e konuşan eski CIA analisti Erika Stith, yaşadıklarını şu sözlerle anlatmıştı: "Beynim artık eskisi gibi çalışmıyor." Stith, "Bunu ülkemize hizmet ederken yaşadık.
Bu nedenle gereken desteği almayı hak ediyoruz." ifadelerini kullanmıştı.Geçen yıl ABD istihbarat kurumlarının büyük bölümü, yabancı bir ülkenin yeni geliştirilen bir silah ya da deneysel bir cihaz kullanarak ABD personeline zarar verdiği ihtimalinin "çok düşük" olduğu sonucuna vardı.
Bununla birlikte ABD istihbarat topluluğundaki bazı birimler bu ihtimali tamamen dışlamadı.Ulusal İstihbarat Konseyi'nin raporunda, görüşülen kurumların hiçbirinin ABD personeli ile ailelerinin yaşadığı acı ve deneyimleri sorgulamadığı vurgulandı.Raporda, etkilenen kişilerin gerçek, zaman zaman oldukça ağrılı ve travmatik fiziksel belirtiler yaşadığı, bu olayları da samimiyetle "anormal sağlık olayı" olarak bildirdiği ifade edildi.Havana Sendromu ilk kez 2016 yılında, Küba'da görev yapan ABD'li diplomatların geceleri yüksek frekanslı sesler duyduklarını ve ardından rahatsızlanmaya başladıklarını bildirmesiyle kamuoyunun gündemine geldi.
Daha sonra Washington'dan Çin'e kadar dünyanın farklı bölgelerinde de benzer vakalar rapor edildi.Bu gelişmeler, yabancı bir devletin gizemli bir ses ya da enerji silahıyla ABD personelini hedef aldığı yönündeki iddiaları güçlendirdi.2017 yılında ABD hükümeti, baş dönmesi, mide bulantısı ve konsantrasyon bozukluğu yaşayan çalışanları ve aileleri nedeniyle Havana Büyükelçiliği'ndeki personelinin yarısından fazlasını geri çekti.
Kanada hükümeti de Küba'daki büyükelçilik çalışanlarında benzer belirtilerin görülmesi üzerine 2019 yılında Havana'daki diplomatik personel sayısını önemli ölçüde azalttı.
Her ne kadar Havana Sendromu vakaları yaklaşık 10 yıl önce ortaya çıkmış olsa da bazı uzmanlar benzer vakaların Soğuk Savaş dönemine kadar uzanabileceğini öne sürüyor.