1797 – 1834 yılları arasında hüküm süren , Rusya karşısında ağır bir mağlubiyet almasından hemen sonra ülkesinin ileri gelenlerini toplayarak İran’ın uluslararası arenada neden bu kadar geri düştüğünü araştırmaya başladı.İranlı gençler Avrupa’dan döndüklerinde Elbette İranlı gençler, İran’a döndüklerinde akıllarında yalnızca okul açmak fikriyle dönmemişlerdi. ve Tıpkı Osmanlı’dan Avrupa’ya giden gençlerde olduğu gibi İranlı gençlerin çoğu da önemli ailelerin çocukları olması taleplerinin yönetim katında ciddi bir karşılık bulmasını sağladı.İranlı aydınların talepleri yalnızca meşrutî bir sisteme geçmekten de ibaret değildi.
Batı etkisindeki aydınların laikliğin ülkede benimsenmesine yönelik girişimleri de söz konusuydu.
Elbette bu talep İran’ın güçlü ve yerleşik ulema kesimi tarafından ıslahatlara tepkiyle yaklaşılmasına neden oldu.1876 senesine gelindiğinde Osmanlı’da ’nin kabul edilmesi, İranlı aydınlar arasında da büyük bir heyecan yarattı. Ülkede artan ekonomik bunalımlar ve dış siyasî baskılar ülke içindeki reformistlerin günden güne güç kazanmasını sağladı.1 Mayıs 1896 tarihi, İran'ın modernleşmesi için dönüm noktalarından birini teşkil etti. aydınlar arasında bir şok etkisi yarattı.Bu suikast sonrası ulema ve aydınlar arasındaki rekabet bir nebze yumuşamıştı; çünkü Onun ölümü iki tarafı da politik taleplerinde taviz vermeye itti.Ulema, meşrutî sisteme yönelik katı tutumunda yumuşarken aydınlar da laiklik taleplerinde geri adım attı.İran uleması sıkı istibdat karşısında meşrutî sistemin kendi menfaatlerine dönük önemli sonuçları olması nedeniyle yeşil ışık yakmaya başladı.
Aydınlar da özellikle Rusya baskısı karşısında güçlü bir İran parlamentosunun varlığının ülkenin elini güçlendireceğine dair güçlü bir inanca sahipti.
Kaçar Hanedanlığı’nın baskıcı yönetimi ve Rus hegemonyasına karşı yönetimin paylaşılması konusunda aydınlarla aynı çizgide buluşsalar da yöntem açısından oldukça farklı bir yol izliyorlardı. devlet kademelerinde de önemli vazifeler üstlenen Mirza Malkum Han şöyle eleştirecekti;(Mirza Malkum Han Risalelerinde İran Modernleşmesi – Oğuzhan İmamoğlu)Feramason üyelerinin Nâsırüddin Şah’ın katline giden süreçte de parmakları olduğu düşünülse de bu kanıtlanmış bir iddia değildi.
Hatta Şah’ın bizzat kendisi bir dönem Feramason Cemiyeti’nin üyeleri arasında yer alıyordu.Nâsırüddin Şah, ülke içinde otoritenin mücessem simgesiydi.
Onun öldürülmesinden sonra yerine Muzafferuddin Şah getirildi. hem beceriksiz bir idareciydi hem de tamamen Rus kuklası gibi hareket ediyordu. İran’ın tüccar sınıfı ve ulema, yabancı baskısını kırabilmek için anayasal süreci destekliyordu; aydınlar ise ülkenin tek kurtuluşunu meşrutiyet sistemde görüyordu.
Bu ülküler neticesinde tüm muhalefet kısa sürede Kimsenin beklemediği iki gelişme, muhaliflerin elini güçlendirdi; İlki Bu kimsenin beklemediği bir sonuçtu, mağlubiyet Rusların tüm dikkatini iç siyasete çevirmesine neden oldu.
Diğer gelişme ise oldu.
Rusya’da aydınlar, işçiler ve köylüler hükümete karşı ayaklanarak 1906 yılında anayasanın ilân edilmesini sağladı.
Bu durum, Rus sömürgesi konumuna düşmüş İran’da da etkisini gösterdi.Muhalefetin yöntemi konusunda ise Osmanlı’da anayasa taleplerini büyük bir gizlilik içinde yürüten İttihatçıların, Sultan Abdülhamid gibi bir padişah karşısında son derece örgütlü ve güçlü bir konuma gelmeleri İranlı muhaliflerin cesaretini artıran bir faktördü.Feramason Cemiyeti’nin yalnızca ulema ile sınırlı tutulmayıp tüccar ve siyasetten de önemli isimlerin dâhil edilmesinde İttihat ve Terakki’nin açık bir etkisi söz konusuydu.
Yine de ulema ve adınlar arasında ciddi fikir ayrılıkları söz konusuydu.
Tamamen bir uzlaşı bulunmuyordu; ama Muzafferuddin Şah’ın tüm muhalefeti ortak bir paydada birleştirdi. İranlı ünlü Türk tarihçi Ahmed Kesrevî siyasî atmosferi şu sözlerle betimleyecekti:(Ahmed Kesrevî, Tarih-i Meşrute-i İran)Islahat talebinde bulunan kişiler hükümetin sert tepkisiyle karşılaşınca Şeyh Abdülazim Türbesi’ne sığındı.
Yönetimin muhaliflere uyguladığı baskı sonucu büyük halk kitleleri sokaklara indi veSonrası Ortadoğu halklarının malum talihinden farklı olmadı.
Tahta yeni geçmiş , 1908 yılında Meclis bombalatarak yok etti.
Mebusların şanslı olanları sürgün edilirken, önemli isimler tek tek idam edildi.Elbette baskıcı yönetimlerin sonları yaklaştığında zulümlerini artırması sosyolojik bir gerçekti, bir kez hürriyet, anayasa ve meclisin tadını alan İranlı aydın ve ulema kısa süre sonra Kaçar Hanedanlığı’nın sonunu getirecek süreci de hazırlayacaktı.