Haber En Son Olay Haber
Rize
Kapalı
weather
22°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Rize Haber Genel Komisyonel Yöntemle Vahşi At Eğitimi: Doğal Disiplin ve Sabırın Gücü!

Komisyonel Yöntemle Vahşi At Eğitimi: Doğal Disiplin ve Sabırın Gücü!

Vahşi atları zor kullanmadan eğiten Komançilerin yüzyıllar öncesine uzanan yaklaşımı, güvenin baskıyla değil sakinlik, örnek olma ve doğru ortamı kurabilmeyle geliştiğini gösteriyor. Aynı ilkeler, günümüz insan ilişkilerine de farklı bir bakış sunuyor.

KAYNAK: HABER MERKEZİ
Okunma Süresi: 4 dk

Tarihin en yetenekli süvarileri olarak bilinen Komançi kabilesi (Numunuu), vahşi mustang’leri yakaladıklarında modern insanın düştüğü en büyük yanılgıya düşmezlerdi: Onları domine edip, ruhlarını kırıp zorla boyun eğdirmeyi seçmezlerdi.

Komançi kültüründe güç, karşıdakini ezerek değil onunla uyumlanarak gösterilirdi.

Onların yöntemi, korkuyu gü vene d önüştüren derin bir psikolojik ve biyolojik aktarımdı.

Amaç, kontrol altına alınmış köle bir canlı değil, kendi gücünün farkında olan ama bu gücü binicisiyle paylaşmayı seçen bir yol arkadaşı yaratmaktı.

Bugü n modern d ünyada, özellikle insan ilişkilerinde yaşadığımız tıkanıklıkların temelinde de çoğu zaman karşı tarafı biçimlendirme ve domine etme arzusu yatıyor.

Komançilerin yüzyıllar önce uyguladığı üç kadim adıma bakmak, bize tahakküm kurmadan bağ kurmanın yollarını anlatıyor. 1 - NEFESİN DİLİ (BURUN BURUNA REGÜLASYON) Bir Komançi savaşçısı vahşi bir atı yakaladığında, hayvana yaklaşır, gözlerini hafifçe kapatarak gö rsel panik etkenini azaltır ve ardından kendi nefesini doğrudan atın burnuna doğru üflerdi.

At dünyasındaki karşılığı: Atlar dünyayı kokularla ve nefes alışverişleriyle anlamlandırır.

Savaşçı kendi sakin nefesini atla paylaştığında, hayvanın beynindeki savaş ya da kaç merkezini (amigdala) bir kenara koyar ve kokuyu g üvenli sürü üyeleri dizinine kaydederdi. İnsan Kar şılığı: Bir ilişkide partnerimiz, dostumuz veya bir yakınımız savunma moduna geçtiğinde, öfkeyle parladığında veya içine kapandığında sesimizi yükseltmek veya mantık sınırlarında baskı kurmak yalnızca hayatta kalma güdüsünü tetikler.

Gereksinim duyduğumuz şey karşılıklı sakinleşmedir.

Kendi sinir sistemimizi sakin tutarak onun alanına girmek, Seni kontrol etmek istemiyorum, seni duyuyorum, buradayım ve senin düşmanın değilim demenin en yalın halidir. 2.

SOSYAL ÇIPA (SAKİN KISRAK TEKNİĞİ) Komançiler yeni yakalanan vahşi bir atı asla tek başına, korkusuyla baş başa kalacağı bir yere kapatarak onu çaresizlikle dize getirmeye çalışmazlardı.

Onu hemen sakin kı srak ismi verilen, evcil, deneyimli ve insanlara güvenen bir atın yanına bağlarlardı.

At dünyasındaki karşılığı: Vahşi at insanlara nasıl güveneceğini bilmez ama başka bir atın beden dilini okumayı çok iyi bilir.

Yanındaki sakin kısrağın insandan ürkmediğini, rahatça otladığını gördükçe ortamın güvenli olduğunu baskı altında kalmadan, gözlemleyerek öğrenirdi. İnsan Karşılığı: Yaşantımızda büyük dönüşümlerden geçerken veya yeni bir ilişkiye adım atarken yalnız kalmak veya sürekli sorgulanmak güvensizliği besler. İlişkilerde karşı tarafı manipüle ederek değiştiremeyiz.

Bize neyin güvenli ve sağlıklı olduğunu hatırlatacak sosyal çıpalara, yani sakin ve dengeli ilişki modellerine gereksinim duyarız.

Güvenmeyi, güvende olan ve domine edilmeyen insanları izleyerek yeniden öğreniriz. 3.

DERİN SUYA DOĞRU (SÜRTÜNMEYİ AZALTMAK) Atın üzerine ilk kez binileceği yani ilişkinin en önemli, riskli ve güç savaşları na en a çık eşiğine gelindiğinde, Komançi eğiticileri atı bel hizasına gelen derin bir suya veya yumuşak bir nehir yatağına götürürlerdi.

At dünyasındaki karşılığı: Bu tamamen akıllıca bir biyomekanik hamledir.

Suyun direnci nedeniyle at istese de sertçe şahlanamaz veya hızla kaçamaz.

Su, panik enerjisini söndürür.

Eğ itici, at ı fiziksel güçle baskılamak yerine doğanın gücünü kullanarak ortamı sakinleştirir. Ü stelik binici düşse bile yumuşak bir zemine düşer, böylece iki taraf da zarar görmez. İnsan Karşılığı: İlişkilerde zor konuları konuşacağımız, sınırları test edeceğimiz veya büyük riskler alacağımız zaman bunu güç savaşlarına açı k, y üksek stresli ortamlarda yapmamalıyız. İlişkiyi derin suya taşımalıyız.

Yani tarafların birbirini baskılamasına olanak tanımayan ve olası bir anlaşmazlıkta (düşüşte) iki tarafın da kalıcı yaralar almayacağı güvenli, izole alanlar yaratmalıyız.

KONTROL YERİNE SEVGİ Komançiler bilirlerdi ki baskılanan, iradesi kırılan bir canlı tüm gücünü ve savaşçı ruhunu kaybeder.

Onların amacı , at ın tüm potansiyelini koruması ama bu gücü gönüllü olarak ortak bir amaca yönlendirmesini sağlamaktı. İnsan ilişkilerinde de en büyük yanılgımız, sevgiyi kontrolle karıştırmak ve karşımızdakini domine etmeye çalışmaktır.

Oysa gerçek bir bağ, karşı tarafın alanını daraltarak ve ona boyun eğdirmek değil, onun kendi kimliği ve benzersiz gücüyle tamamen kendi isteğiyle yanınızda koşmayı seçeceğ i o g üvenli alanı yaratabilmektir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *