Haber En Son Olay Haber
Rize
Kapalı
weather
21°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Rize Haber Gündem 78 Can İçin Adalet Yürüyüşü'nde 6. Gün: Yangında Oğlunu Kaybeden Danıştay Üyesi Gençbay'dan Duygusal Çağrı

78 Can İçin Adalet Yürüyüşü'nde 6. Gün: Yangında Oğlunu Kaybeden Danıştay Üyesi Gençbay'dan Duygusal Çağrı

Bolu Grand Kartal Otel'de meydana gelen yangında 24 yaşındaki oğlunu kaybeden Danıştay 9. Daire Başkanı Abdurrahman Gençbay, 78 Can İçin Adalet Yürüyüşü'nde ANKA Haber Ajansı ile yaptığı röportajda, kamu görevlilerinin devlete olan güveni zedeleyerek vatandaşı mağdur ettiğini ifade etti. Gençbay, bu tür kişilerin devlet yapısından temizlenmesi gerektiğini vurgulayarak, seslerini yükseltmekte kararlı olduklarını belirtti.

Okunma Süresi: 6 dk

Bolu Grand Kartal Otel yangınında, aralarında çocukların da bulunduğu 78 yakınını kaybedenler, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkililerinin yargı önünde hesap vermesi talebiyle Bolu'dan Ankara'ya başlattıkları 78 Can İçin Adalet Yürüyüşünü altıncı gününde sürdürüyor.

Yangında oğlunu kaybeden Danıştay 9.

Daire Başkanı Abdurrahman Gençbay, yangında annesini, babasını, ağabeyini ve yeğenini kaybeden Oktay Akişli'nin başlattığı Adalet Yürüyüşüne eşlik etti.

Gençbay, Kahramankazan'da ANKA Haber Ajansı'na açıklamalarda bulundu.

FARABİ'NİN ADALET SÖZÜNÜ HATIRLATTI Oktay Akişli'nin acısıyla adalet için Bolu'dan yola çıktığını hatırlatan Gençbay, Boynunda anneciğinin tülbentini takarak, ondan aldığı kuvvetle yola çıktı.

Biz de ara ara Oktay kardeşimize yollarda eşlik etmeye çalıştık.

Adalet çığlığına ses vermeye çalıştık dedi.

Farabi'nin, Adalet hakkı hak edene vermektir, adaletin olmadığı yerde de zulüm vardır şeklindeki sözlerini hatırlatan Gençbay, ana dava sürecini, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkililerine yönelik soruşturma sürecini şöyle anlattı: Biz, 21 Ocak 2025 tarihinde Bolu Kartalkaya mevkisindeki Grand Kartal Otel'de faciaya dönüşen bir yangında organize bir kötülüğü gördük.

O organize kötülükte, Başsavcılığın yaptırdığı bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda da açıkça ifade edildiği gibi sorumlular vardı ve sorumlular belliydi.

Bunlardan otel işletme sahiplerinden yöneticilerine, çalışan personelinden İl Özel İdaresi ile belediyenin itfaiye personeline kadar olan kısımla ilgili yargılama, gayet adil bir şekilde sonuçlandı.

Kamu vicdanında da yerini bulan bir kararla bu kişiler hak ettikleri cezayı aldılar.

Bu karar, istinaf incelemesinden de geçerek Yargıtay temyiz aşamasına kadar ulaştı.

Aynı bilirkişi raporunda açıkça ortaya konulmasına karşın, bu otelleri denetlemek ve gözetmekten sorumlu Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın kamu görevlileri ile bu otellerdeki iş güvenliği açısından denetim yapmakla sorumlu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın ilgili kamu görevlilerinin de sorumlu olduğu tespit edilmesi üzerine, biz aileler ve Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, her iki bakanlıktan bu kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verilmesini talep ettik. 10 AYDIR İDDİANEME NEDEN YAZILMAZ?

Kültür ve Turizm Bakanlığı, iki kez üst üste soruşturma izni vermeme kararı verdi.

Bu karar, en üst amir olarak Kültür ve Turizm Bakanı'na aitti.

Bu karara, Danıştay 1.

Dairesi nezdinde hem biz aileler hem Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı hem de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı itiraz etti. İtiraz üzerine Danıştay 1.

Dairesi, aralarında bu denetimlerden sorumlu Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı Yatırımlar ve İşletmeler Genel Müdürü Neşe Çıldık'ın da bulunduğu, iki genel müdür yardımcısı, Kontrolörler Kurulu Başkan Vekili, başkontrolörler ve kontrolörlerden oluşan 9 kamu görevlisi hakkında, Kültür ve Turizm Bakanı'nın soruşturma izni vermeme kararını kaldırarak soruşturma izni verdi.

Dosyayı gereği için Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdi.

Tarih: 25 Eylül 2025.

Aradan 10 ay geçti.

Hala Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı bunu bir iddianameye bağlamadı.

Deliller ortadayken, hükme ve bundan önceki ana davadaki iddianame ile mütalaaya esas alınan bilirkişi raporu ortadayken, bu iddianame 10 aydır neden yazılmaz?

Neden dava açılmaz?

YARGININ ÜZERİNDEKİ GÖLGENİN KALDIRILMASI İÇİN SES VERİYORUZ Bolu'daki ana davada Bolu Belediyesi'nin itfaiye görevlileri yargılanırken, İl Özel İdaresi'nin kamu görevlileri yargılanırken ve bunlar da soruşturma iznine tabiyken, üstelik tutuklu olarak yargılanırken, biz Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na dosyanın gönderilmesinden hemen sonra başvuruda bulunup, 'Bu kişiler görevlerinin başında delilleri karartmaya devam ediyorlar, delillerin üstünde oturuyorlar' dedik.

Bu kişilerin de tutuklu yargılanmasını talep etmişken, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı bu kişilerin ifadelerini dahi SEGBİS sistemi üzerinden, internet vasıtasıyla alıp Bolu'ya bile çağırma gereği hissetmedi.

Sözüm ona bir 'yurt dışına çıkış yasağı' koruma tedbiri koydu.

O tedbiri de Neşe Çıldık hakkında, yine açıkça yargılama usulüne ve hukuka aykırı bir şekilde kaldırdı. ÇALIŞMA BAKANI ADETA YARGIYLA DANIŞTAY 1.

DAİRESİ İLE DALGA GEÇER GİBİ... Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, adeta yargıyla ve Danıştay'ın 1.

Dairesi'yle dalga geçer gibi, daha önce görevden aldığı bir müfettişe soruşturma izni verdi, diğerleriyle ilgili bir değerlendirme yapmadı.

Bunun üzerine itirazımız neticesinde Danıştay 1.

Dairesi bu kararı kaldırarak dosyayı tekrar Bakanlığa geri gönderdi, 'Değerlendirmeyi diğer kişiler açısından da yap' dedi.

Yine aynı kararı verip, aynı görevden aldığı kişiyle ilgili bir rapor düzenleyerek soruşturma izni verdi.

Bu karar yine Danıştay'ın 1.

Dairesi'nden geri döndü. İşte bunlar, bu yargılamadaki adalete olan güveni zedeleyen hususlar.

Biz sesimizi duyurmak için yola çıktık ve bu adaletsizliklerin, yargının üzerindeki bu gölgenin, bu yargıyı engelleyen unsurların ortadan kaldırılması için bu arkadaşlarımızla hep birlikte ses veriyoruz.

Ses vermeye de devam edeceğiz; ta ki adalet yerini bulana ve bütün sorumlular yargı önüne çıkarılana kadar.

BİZ AYNI ZAMANDA DEVLETİMİZİN İTABARINI YÜCELTMEK İÇİN YÜRÜYORUZ Danıştay 9.

Daire Başkanı Abdurrahman Gençbay, 11 Temmuz'da ANKA Haber Ajansı'na verdiği demeçten sonra Adalet Bakanlığı ile Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan bir dönüş olmadığını belirterek, şu ifadeleri kullandı: 35 yıllık bir yargıç olarak görev yapıyorum.

Bugüne kadar da görevimi yaparken asla hukuktan, kanunlardan, Anayasa'dan ve vicdani kanaatimden başka bir rehber, başka bir referans almadım.

O nedenle başımı yastığa koyarken rahat uyurum. İşimi de o adalet duygusu içerisinde yaparım.

Ama bugün, aynı zamanda bir hukukçudan ziyade, 24 yaşındaki evladını organize bir kötülüğe kurban vermiş acılı bir baba olarak, burada sesimizi duyuramadığımız, Kültür ve Turizm Bakanlığı üst düzey yöneticilerine, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın üst yöneticilerine, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na buradan sesimizi duyurmaktan başka çaremiz kalmadı. ŞÜPHELİLER ARASINDA AYRIM GÖZETİLMEDEN YARGI BUNLARIN ÜZERİNE GİTMELİ Ben Cumhuriyet Başsavcısı'na, 'Neden bekliyorsunuz? 10 ay oldu, iddianameyi yazmıyorsunuz?' dediğimde, 'Efendim, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'nın soruşturma izni vermesini bekliyoruz' diyorlar.

O zaman insana sormazlar mı?

Aynı şekilde, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'a tabi olan Bolu İl Özel İdaresi'nin kamu görevlileri ile Bolu Belediyesi'nin itfaiye görevlilerini yargılarken, neden Turizm Bakanlığı'nın ya da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın soruşturma izni vermesini beklemediniz?

Dolayısıyla yargılamada taraflar arasında, sanıklar arasında, şüpheliler arasında ayrım gözetilmeden yargı bunların üzerine gitmeli. İşte bu, bizi yargıya olan güven konusunda kaygılandırıyor.

Biz bu yürüyüşümüzü, aslında yargıya olan güveni yeniden tesis etmek için yapıyoruz.

Burada, devletin içinde yer alan kimi kamu görevlilerini koruyacağım diye devletin itibarını vatandaş nezdinde rencide eden bu kamu görevlilerinin devletin içinden sökülüp atılması için güçlü bir ses çıkarıyoruz.

Biz bu yürüyüşümüzle aynı zamanda devletimizin itibarını da yüceltmek için yürüyoruz.

Biz, devletin içinde adalet hizmetinin verilmesini engelleyen kimi kamu görevlilerine buradan sesimizi duyurmaya çalışıyoruz.

Onların adil bir şekilde bağımsız mahkemelerde yargılanarak hak ettikleri cezaları almalarını sağlamak için buradan bir çağrıda bulunuyoruz.

Onun için bu, yargıya olan güvenin tesisi için de yapılmış bir yürüyüştür.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *