Kayseri Barosu avukatlarından Nimet Türe, hayvanları tehdit aracı olarak kullanmanın artık salt bir korkutma eyleminden öte, hukuki anlamda 'silahlı tehdit' kapsamına girebileceğini açıkladı.
Toplumda silah kavramının genellikle tüfek, tabanca ve bıçak gibi kesici-delici aletlerle sınırlı anlaşıldığını belirten Türe, Türk Ceza Kanunu'nun 6. maddesinin bu tanımı çok daha geniş tuttuğunu vurguladı.Türe, 'Türk Ceza Kanunu'nun 6.maddesi silahı tanımlarken; insanı saldırı ve savunma amaçlı olmasa bile fiilen saldırıda kullandığı her türlü şey silah olarak değerlendirmekte' diye konuştu.Avukat Türe, Yargıtay'ın konuya ilişkin verdiği bir kararda bu hukuki mantığın işletildiğini belirtti.
Mahkeme, sahip olunan köpeğin 'seni ısırtırım' şeklinde fiili bir saldırı aracına dönüştürülmesini bıçak veya ateşli silaha eş değer tutuyor.Türe, 'Bir kişi elinde ki sahip olduğu köpeği ’seni ısırtırım’ şeklinde fiili bir saldırı aracına dönüştürüyor ise hukukumuz artık bu durumu; bir bıçak veya silaha eş değer tutarak tehdit unsuru olarak görmektedir' dedi.
Burada belirleyici unsurun köpeğin mağdur üzerindeki etkisi olduğunu kaydetti.Türe, 'Eğer mağdur üzerinde köpek ile bir sindirme, korkutma ve etkisiz hale getirme gibi olgu oluşturuyorsa artık Türk Ceza Kanunu’ndaki ’silah’ kavramına eş değer kabul edilerek, tehditte nitelik olarak saymaktayız' ifadelerini kullandı.Bu tür durumlarda köpeğin hukuki anlamda silahla eş değer tutulduğunu göz önünde bulundurmanın önemine dikkat çeken Türe, mağdurların haklarını buna göre koruması gerektiğini belirtti. 'Bir hayvanı kendinize karşı silah olarak yönlendirildiğini düşündüğünüzde hukukumuz bunu bir bıçak, silah ile eş değer değerlendirmekte' diyen Türe, bu durumda tehdit suçunun basitliği yerine nitelikli halinin bulunduğunu söyledi.Bu durum ceza hukuku açısından önemli sonuçlar doğuruyor.
Türe, 'Bu tür durumlarda tehditli suçun basitliği nitelikli halinin bulunduğunu göz önünde bulundurmamız ve buna göre haklarımızı korumamız gerekmektedir' şeklinde konuştu.