Yemek Tarifleri Haber Yazar
Rize
Kapalı
weather
7°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Rize Haber Gündem CHP'li Bağcıoğlu: Savunma sanayi politikasında hatalar tüm milleti etkiliyor

CHP'li Bağcıoğlu: Savunma sanayi politikasında hatalar tüm milleti etkiliyor

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, Türkiye'nin savunma sanayisini eleştirerek, geçmişe vefa gösterilmesi gerektiğini vurguladı. Savunma projelerindeki yönetim hataları ve tarh edilen mali kayıpların, tüm Türk milletine bedel ödettiğini ihtar etti.

Kaynak: Anka
Okunma Süresi: 4 dk

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, "Savunma sanayisini devlet politikası olmaktan çıkarıp propaganda aracına dönüştürmek büyük hatadır. Günümüzün gururunu yaşarken, geçmişe vefa temel yaklaşım olmalıdır. NATO ittifakına büyük katkı sunan Türkiye'nin hava savunma desteği alması doğaldır. Ancak 2020'de atış testi yapılan S-400'lerin mevcut güvenlik ortamında sisteme entegre olmaması nedeniyle konuşlandırılamaması, tedarik kararının yanlışlığını teyit etmektedir" dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, Türk savunma sanayisine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Türkiye'nin savunma sanayisinde önemli bir ivme yakaladığını, Türk mühendisliğinin başarılarının son derece değerli olduğunu belirten Bağcıoğlu, şunları kaydetti:

"Ancak bu başarıların arkasına saklanarak ağırlaşan güvenlik ortamındaki hayati zafiyetleri görmezden gelmek ülkemize yapılacak en büyük kötülüktür. Siyaset dışı olan ve milli gururumuz sayılan savunma projeleri; 1973 sonrası Cumhuriyet hükümetlerinin, maddi manevi destek veren Türk milletinin ve harekat ihtiyacını belirleyen Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin ortak eseridir.

Türkiye'de savunma sanayinin temelleri 2000'li yıllarda atılmamıştır. 1970'ler ve 80'lerde birçok savunma şirketinin kuruluşuyla kurumsal yapıya kavuşulmuş; Doğan sınıfı hücumbotlar ile Ay sınıfı denizaltılar milli tersanelerde üretilmiş, 1983'te Savunma Sanayi Müsteşarlığı kurularak 90'larda F-16 ve zırhlı araç üretimine geçilmiştir. Henüz renkli televizyon yokken gemi, denizaltı ve uçak ürettiğimiz bu geçmişi küçümseyenlere bu eserler hatırlatılmalıdır.

Savunma sanayisini devlet politikası olmaktan çıkarıp propaganda aracına dönüştürmek büyük hatadır. Günümüzün gururunu yaşarken, geçmişe vefa temel yaklaşım olmalıdır. Sektörde projelerin etkin, adil ve denetlenebilir olmaktan çıkması; liyakat yerine siyasi referans temelli kayırmacı politikalarla yönetilmesi, zafiyet ve gecikmelere yol açmaktadır. NATO ittifakına büyük katkı sunan Türkiye'nin hava savunma desteği alması doğaldır. Ancak 2020'de atış testi yapılan S-400'lerin mevcut güvenlik ortamında sisteme entegre olmaması nedeniyle konuşlandırılamaması, tedarik kararının yanlışlığını teyit etmektedir. Kullanılmayacaksa neden alındığı, kullanılacaksa neden devreye sokulmadığı meçhuldür. Bu siyasi karar yüzünden milyarlarca dolar kaybedilmiş, kuvvet planlamaları altüst olmuş ve ambargolara maruz kalınmıştır.

"Balistik füzelerin ABD muhribince vurulduğu bölge gerçeği, stratejik bağımsızlık iddialarıyla çelişmekte"

Çevremizdeki devletler onlarca yıl önce Entegre Hava Savunma Sistemleri projelerini realize ederken, Çelik Kubbe projesine ancak 2024'te başlanabilmiştir. Balistik füzelerin ABD muhribince vurulduğu bölge gerçeği, stratejik bağımsızlık iddialarıyla çelişmektedir. Son 23 yılda envantere sadece 30 civarı savaş uçağı katılırken, bölge ülkeleri yeni nesil uçak alarak hava üstünlüğü konusunda ciddi bir stratejik risk yaratmıştır. Hava gücümüzün geleceği olan KAAN milli muharip uçağı bir itibar projesi değil, harekat ile teknik bağımsızlığımızın sembolü ve zorunluluğudur. Test uçuşu gurur verici olsa da, etkin yönetilmeyen proje süreci nedeniyle milli motorda yaşanan gecikmeler ile ara çözüm yabancı motor tedarikindeki aksamalar, planlama hatalarının ağır sonuçlar doğurabileceğinin en çarpıcı örneğidir.

Milli Gemi konseptine dayanan ve hava tehdidinin arttığı günümüzde en önemli harekat ihtiyacı olan; TF-2000 (Tepe Sınıfı) hava savunma muhribinin 23-24 yıldır konsept çalışmaları devam etmesine rağmen inşa süreci ancak 1 yıl önce başlatılabilmiştir. İşletme maliyetleri çok yüksek olan, refakat gemileri ve çeşitli hava vasıtaları gerektiren MUGEM (Uçak Gemisi) projesi, Türkiye'nin mevcut ekonomik şartlarında savunma ihtiyaçları açısından öncelikli değildir."

"Savunma planlamasında yapılan hataların bedelini tüm Türk milleti öder"

Yankı Bağcıoğlu, acil olarak yapılması gerekenin eldeki kısıtlı kaynağın; KAAN'ın hızla tam harekat yeteneği kazanması, Çelik Kubbe'nin yönlendirilmiş enerji teknolojilerini de kapsayarak, tahsis edilecek ilave kaynaklarla hızla, bütün bileşenleri ile aktif hale getirilmesi, tepe sınıfı hava savunma muhribi projesinin planlanan tarihten önce bitirilmesi, dikey iniş-kalkışlı İHA'lar ve Muharip İnsansız Uçak Sistemlerinin envantere alımının hızlandırılması, Kara Kuvvetleri'nin yıllardır ihmal edilen tank ve zırhlı araç ihtiyacının karşılanması, deniz helikopteri envanterinin güçlendirilmesi ve TCG Anadolu için ağır nakliye helikopteri tedariki ve mühimmat öncelikli sürdürülebilir lojistik destek sistemleri ile kışla/üs kuvvet koruma altyapılarının tamamlanmasına yönlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. Bağcıoğlu, "Savunma politikası sloganlarla değil, gerçek kapasiteyle ölçülür. Unutulmamalıdır ki savunma planlamasında yapılan hataların bedelini en sonunda tüm Türk milleti öder" ifadelerini kullandı.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *