
Teknoloji gazetecisi İlkay Zaman, ilk kitabı 2030 Dijital Hapishane ile dijital dönüşümün bireysel özgürlükler üzerindeki olası etkilerini tartışmaya açıyor. Eser, Destek Yayınları etiketiyle raflardaki yerini alıyor.
Yirmi yılı aşkın süredir teknoloji alanında çalışan İlkay Zaman, kariyeri boyunca dijital medya, teknoloji yayıncılığı ve televizyon programcılığı gibi farklı alanlarda görev aldı. Çeşitli teknoloji dergilerinde editörlük yapan ve yayın projelerinde yer alan Zaman, uzun yıllardır teknoloji politikaları, veri güvenliği, dijital mahremiyet ve yapay zekâ gibi konular üzerine kendi YouTube kanalında içerikler üretiyor.
Meslek hayatının bir bölümünü ABD’de geçiren yazar, bu süreçte uluslararası teknoloji şirketlerini ve sektördeki gelişmeleri yakından takip etti. Teknoloji haberciliği alanındaki deneyimini kitap çalışmasına taşıyan Zaman, dijital dönüşümün toplumsal etkilerini güncel örnekler ve tartışmalar üzerinden ele alıyor.
2030 Dijital Hapishane, yazarın yayımlanan ilk kitabı olma özelliğini taşıyor. Popüler bilim türündeki eser, dijital kimlik, programlanabilir para, biyometrik doğrulama sistemleri, yapay zekâ, sağlık verileri, akıllı şehirler ve algoritmik fiyatlandırma gibi başlıkları bir araya getirerek dijitalleşmenin bireysel yaşam üzerindeki etkilerini inceliyor.
Kitap, teknolojik gelişmelerin sunduğu imkânlarla birlikte mahremiyet, veri güvenliği ve bireysel özgürlükler etrafında yürütülen güncel tartışmalara odaklanıyor.
2030 Dijital Hapishane – İlkay Zaman | Arka Kapak Tanıtımı

Yıllarca teknolojiyi alkışladık. Her kolaylığı bir ilerleme, her güncellemeyi bir özgürlük sandık. Ancak bir sabah uyandığımızda nakit paramızın “programlandığını”, dijital kimliğimizin bir yazılım hatasıyla dondurulduğunu ve aracımızın rotasına bizim değil, binlerce kilometre ötedeki bir sunucunun karar verdiğini fark edeceğiz.
GÖRÜNMEZ DUVARLARIN YÜKSELDİĞİ O EŞİKTEYİZ: 2030 “Sistemi kurmak için kimsenin beyninize çip yerleştirmesine gerek yok.
Zaten her sabah o çiplerin en gelişmişini kendi rızanızla cebinizde taşıyorsunuz.” NASA’nın roket rampalarından dev teknoloji fabrikalarına kadar bu dünyayı en içeriden takip eden ve teknoloji gazetecisi olan yazar İlkay Zaman, bu kez sizi yeniliklerin pırıltısına değil, o pırıltının ardındaki “dijital hapishaneye” bakmaya davet ediyor.
Bu kitap bir teknoloji düşmanlığı değil, bir uyandırma çağrısıdır. 2030 rasgele seçilmiş bir tarih değil, mülkiyetin sona erdiği, dijital kimliğin her kapının tek anahtarı olduğu ve mahremiyetin bir “hata” olarak görüldüğü yeni dünyanın ilan tarihidir.
Hazır olun: Bizler, telefonsuz bir sabahın nasıl hissettirdiğini hatırlayan, özgür doğmuş son nesiliz. Kapı henüz tamamen kapanmadı. Ama sürgüler birer birer yerine oturuyor.
Gerçeği görmeye ve insan kalmaya hazır mısınız?
Toplamda 208 sayfadan oluşan eser, Temmuz 2026 itibarıyla raflardaki yerini almaya başlamış durumda.