MevzuRize Gündem Gençlere Yeni Fırsatlar Sunulsun!

Gençlere Yeni Fırsatlar Sunulsun!

Gençlere fırsat sağlansın

Okunma Süresi: 5 dk

Tuğçe ÇELİK  İstanbul Uluslararası Oda Müziği Festivali, bu yıl altıncı kez dinleyiciyle buluşacak. İBB Kültür Dairesi Başkanlığı ile düzenlenen festival, 6-24 Eylül tarihleri arasında Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda gerçekleştirilecek.

Uluslararası sanatçılarla Türkiye’den müzisyenleri aynı sahnede buluşturan programda konserlerin yanı sıra ücretsiz masterclasslar ve gençlere yönelik çalışmalar da yer alacak.  Festivalin kurucusu ve sanat yönetmeni Nil Kocamangil’e göre altı yılda yaşanan değişim yalnızca festivalin büyümesiyle sınırlı değil. İlk yıllarda İstanbul’a uluslararası ölçekte nitelikli bir oda müziği festivali kazandırmayı hedeflediklerini söyleyen Kocamangil, bugün festivalin kendi karakterini oluşturduğunu belirtiyor.

Kocamangil, “Zaman içinde sanatçı, dinleyici ve genç müzisyen arasında kurduğumuz bağlar daha da kuvvetlendi.

Dünyanın farklı ülkelerinden önemli sanatçıların İstanbul’a gelmek istemesi kadar, genç müzisyenlerin masterclass programlarımız için farklı ülkelerden başvurmaları da bu dönüşümün önemli göstergelerinden biri.

Benim için en kıymetli değişimlerden biri de festivalin artık yalnızca konserlerle tanımlanmaması.

Eğitim programları, gençlere yönelik projeler ve sanatçı-dinleyici buluşmalarıyla daha kapsamlı bir kültür-sanat yapısı haline geldik” dedi.  Festivalin amaçlarından biri, uluslararası sanatçılar ile Türkiye’den müzisyenler arasında ortak üretim alanları yaratmak.

Kocamangil, bu buluşmaların Türkiye’deki sanatçıların farklı müzik çevreleriyle ilişki kurabilmesi açısından önemli olduğunun altını çizerek “Bu alanı yaratmak istememin en büyük nedenlerinden biri de sanatçılarımız için yeni bağlantılar oluşturmak.

Oda müziğinin yapısı da buna çok uygun.

Birlikte müzik yapmak zaten birbirini dinlemeyi, farklı fikirlere açık olmayı ve ortak bir dil geliştirmeyi gerektiriyor" diye ifade etti.  EN BÜYÜK ENGEL EKONOMİK KOŞULLAR Festivalin bu yılki programında geçen yılki masterclasslardan seçilen genç müzisyenler de önemli isimlerle aynı sahneyi paylaşacak.

Kocamangil’e göre Türkiye’de genç müzisyenlerin temel sorunu yetenekten çok, bu yeteneği geliştirecek olanaklara erişimde ortaya çıkıyor.  Ülkede çok sayıda yetenekli genç müzisyen bulunduğunu vurgulayan Kocamangil, teknik yeterliliğin tek başına profesyonel bir müzik kariyeri için yeterli olmadığını belirterek “Bazen bir genç müzisyenin önündeki en büyük engel yeteneğinin yetersizliği değil, onu geliştirebileceği fırsatlara erişememesi olabiliyor. ‘Festivalin Genç Yıldızları’ projesinin benim için önemi de tam olarak bundan geliyor.

Bir gencin dünyaca tanınmış sanatçılarla aynı sahneyi paylaşması yalnızca özgeçmişine eklenecek bir detay değil.

Kendisine olan güvenini, sahne üzerindeki yaklaşımını ve geleceğe dair hayallerini değiştirebilecek çok önemli bir tecrübe” diye konuştu.  Uzun yıllar yurt dışında eğitim alan, Verbier Festivali ve Kronberg Akademi gibi organizasyonlarda burslu olarak çalışma fırsatı bulan Kocamangil, Türkiye’ye dönüşünün ardından kendi deneyiminden hareketle genç müzisyenlere benzer olanaklar yaratmayı amaçladığını aktararak “Genç bir müzisyenin ekonomik koşulları, dünyaca önemli bir sanatçıyla çalışma fırsatının önüne geçmesin istiyoruz" dedi.   Kocamangil, yaptığı işe duyduğu heycanı dile getirerek  "Bugüne kadar programlarımızda tanışıp daha sonra yurt dışında aynı eğitmenlerle çalışmaya devam eden gençlerin bu tanışıklıklarına vesile olmaktan kıvanç duyuyoruz” diye ifade etti.

KLASİK MÜZİĞE YÖNELİK ‘ELİT’ ALGISI KIRILMALI Ekonomik koşullar yalnızca müzisyenleri değil, dinleyicinin kültür-sanata erişimini de olumsuz etkiliyor.

Kocamangil’e göre klasik müziğin daha geniş bir dinleyiciye ulaşabilmesi için çocukların ve gençlerin müzikle erken yaşta buluşması, ücretsiz ya da erişilebilir etkinliklerin yaygınlaştırılması gerekiyor.

Klasik müziğin hâlâ “ulaşılması zor”, “elit” ya da “belli bir kesime ait” bir alan olarak algılanmasının genç kuşaklarla arasındaki mesafeyi artırdığını belirten Kocamangil, bu algının kırılması gerektiğini söyleyerek “Daha fazla ücretsiz veya ulaşılabilir konser, eğitim programı, çocuk etkinliği ve gençlere yönelik proje yapılması bunu muhakkak destekleyecektir.

Sanatçıların da dinleyiciyle daha çok iletişim kurmaya özen göstermesi önemli” dedi.  ODA MÜZİĞİ ‘DOSTLUĞUN MÜZİĞİ’ Oda müziğinin temelinde birbirini dinlemenin ve birlikte üretmenin olduğuna dikkat çeken Kocamangil, “Farklı karakterlerin, fikirlerin ve seslerin bir araya gelerek ortak bir bütünü oluşturması, bugün dünyada belki de her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bir anlayışı temsil ediyor.

Bu nedenle oda müziği ‘dostluğun müziği’ olarak tanımlanıyor. Çünkü dostluk farklılıkları ortadan kaldırmak değil, birbirini dinleyip anlayarak yan yana durabilmeyi gerektiriyor.

Oda müziğinin dayanışma duygusunu hatırlatması çok kıymetli” dedi.  ***  KURUMLAR KÜLTÜREL MİRAS OLUŞTURMALI Türkiye’de kültür-sanat kurumlarının karşı karşıya olduğu sorunlardan biri de sürdürülebilirlik.

Ekonomik koşullar ve kültür-sanata ayrılan kaynakların sınırlılığı, uzun vadeli programların oluşturulmasını da güçleştiriyor.  Kocamangil, bir festivalin sürdürülebilirliğinin uzun vadeli vizyon, kurumsal destek ve izleyiciyle kurulan güven ilişkisiyle birlikte düşünülmesi gerektiğini vurguluyor: “Elbette ekonomik koşullar ve kültür-sanat alanındaki kaynakların sınırlılığı önemli zorluklar.

Bu da devamlılığı zorlaştıran en büyük etkenlerden biri.

Sanat kurumlarının yalnızca kısa vadeli başarılarla değil, yıllar içerisinde oluşturdukları kültürel miras üzerinden değerlendirilmeleri gerektiğine inanıyorum.

Bizim için festivalin sürekliliğini sağlayabilmek açısından en önemli unsur, daha büyük isimler getirmekten öte gençlere ve dinleyicilere gerçekten dokunan bir yapıyı devam ettirebilmek.” 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

Gelişmelerden anında haberdar olun.

Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin