Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında hükümetin son kabine değişikliklerine sert eleştirilerde bulundu. Özellikle Adalet Bakanı olarak atanan Akın Gürlek hakkında konuşan Dervişoğlu, iktidarın muhalefet üzerinde baskı oluşturmayı sürdürdüğünü belirtti. "İktidar, muhalefete yönelik baskısını resmi hale getirmekten çekinmiyor," diyen Dervişoğlu, hükümetin uygulamalarının Türkiye'nin demokrasi ve hukuk sistemini olumsuz etkilediğini vurguladı.
Kabine Değişiklikleri ve Hükümetin Tarafsızlığı
Yarım saat içerisinde gerçekleşen kabine değişiklikleri, iki önemli bakanın görevden alınmasıyla gündeme geldi. Dervişoğlu, bu tür uygulamaları 'tek adam rejimi' olarak tanımlayarak, siyasi isimlerin değişmesinin demokrasiye olan etkisini sorguladı. Yapılan atamaların iktidarın bakanlıkları kendi emirlerini yerine getiren birer temsil makamına dönüştürdüğünü ifade eden Dervişoğlu, bu durumun hükümetin tarafsızlığını tamamen ortadan kaldırdığını dile getirdi. "Artık kabinenin başındaki isim hariç hiçbir değişiklik ciddi bir anlam taşımıyor. Bu durum, yönetim sisteminin ne kadar sağlıksız bir noktaya geldiğini gösteriyor," şeklinde açıklamalar yaptı.
Adalet Bakanlığı Üzerine Sadece Bir Eleştiri
Dervişoğlu, Adalet Bakanı olarak görevlendirilen Akın Gürlek'in siyasi geçmişine dikkat çekerek, muhalefete açılan davaların yönetiminde bu kişinin yer almasının ciddi bir risk oluşturduğunu belirtti. "Davayı açan kişi, yargı sürecinin en üstünde konumlanıyor. Bu da demektir ki, iktidar muhalefeti daha açık bir şekilde hedef alıyor," dedi. Dervişoğlu, bu durumu Türkiye'nin hukuk sistemini tehlikeye atan bir adım olarak değerlendirerek, muhalefet partilerine yönelik baskının özellikle hukuki reformları nasıl etkilediğini sorguladı. Böyle bir ortamda demokrasi ve hukuk devletinin sağlanmasının imkansız hale geldiğini ifade etti.
Türkiye'nin Nüfus Sorununa Dikkat Çekildi
Dervişoğlu, Türkiye’nin yaşlanan ve azalan nüfusunu eleştirerek iktidarın nüfus verilerini çarpıttığını savundu. Nüfus artış oranlarının düşüşü konusunda ciddi endişeler taşıdığını belirten Dervişoğlu, yetkililerin bu konuda herhangi bir çözüm geliştirmediğini ifade etti. “Bireyler, yaşamakta oldukları yerlerde geleceklerini kesinlikle göremiyorlar. Aileler, düşük gelirle yaşam mücadelesi verirken, çocuk büyütmek konusunda nasıl bir umut besleyebilirler?” ifadeleriyle durumun ciddiyetini vurguladı. Hükümetin vatandaşa çocuk yapma çağrısının, gerçek yaşam koşullarıyla hiçbir ilgisi olmadığını söyledi.
Ekonomik Sorunların Derinleşmesi
Dervişoğlu, Türkiye'nin ekonomik sorunlarına da değindi ve halkın artan enflasyon karşısındaki yaşam mücadelesine dikkat çekti. "Dünya fiyat istikrarına doğru yol alırken, biz neden sürekli yeni enflasyon rekorları kırıyoruz?" sorusunu sorarak mevcut ekonomik politikaları eleştirdi. Dış güçlere atfedilen sebeplerin Türkiye'nin yaşadığı sorunlara bir çözüm sunmadığını belirtti. Asıl problemlerin iç dinamiklerden kaynaklandığını vurgulayarak, iktidarın bu durumun üstesinden gelmesi gerektiğini ifade etti. “Ekonomik sorunlarımızda kadere veya coğrafyaya sığınmak yerine, iç sorunları çözmemiz şarttır," dedi.