2019 yılında televizyon programında kayıp olarak aranan Çekdar Yılmaz'ın, geçen ay MİT ve Emniyet'in ortak operasyonuyla Suriye'de yakalanarak Türkiye'ye getirilen IŞİD üyeleri arasında yer aldığı ortaya çıktı. İsmail Saymaz'ın halktv.com.tr'de yayımlanan yazısında aktardığına göre; Bitlis nüfusuna kayıtlı olan ve Esenyurt'ta şantiyelerde bekçilik yapan Çekdar Yılmaz, internet üzerinden tanıştığı Fatma Develi ile birlikte yaşamaya başladı.
Almanya'da doğup büyüyen Develi ile yaklaşık iki ay Esenyurt'ta yaşayan çift, 15 Kasım 2017'de evi boşaltarak ortadan kayboldu.
Oğullarından bir hafta haber alamayan Yılmaz ailesi eve gittiğinde evin boşaltıldığını ve camına "Kiralık" ilanı asıldığını gördü.
Ev sahibinin, çiftin ayrılırken "Kayınpederim hasta, Almanya'ya dönüyoruz" dediğini aktardığı, ailenin polise başvurmasının ardından ise Fatma Develi'nin başka biriyle resmi nikahlı olduğunun öğrenildiği belirtildi. 2019'DA MÜGE ANLI'NIN PROGRAMINDA ARANDI Yazıda, Çekdar Yılmaz'ın annesi Emine Yılmaz'ın, oğlundan yaklaşık bir buçuk yıl haber alamamasının ardından 19 Haziran 2019'da "Müge Anlı ile Tatlı Sert" programına katıldığı hatırlatıldı.
Programda anne Emine Yılmaz, oğlunun ailesine bağlı biri olduğunu belirterek kendisinden haber alamadıklarını anlattı.
Saymaz'ın aktardığına göre; Müge Anlı ise anlatılanlardan şüphelendi, Fatma Develi'nin resmi nikahlı eşinin Çekdar Yılmaz'a zarar vermiş olabileceği ihtimali üzerinde durdu.
Yazıda, o dönemde ne ailenin ne de program ekibinin Çekdar Yılmaz ile Fatma Develi'nin IŞİD'e katılmış olabileceği ihtimalini değerlendirmediği kaydedildi.
SURİYE'DE YAKALANIP TÜRKİYE'YE GETİRİLDİ Saymaz'ın aktardığına göre; Çekdar Yılmaz, geçen ay MİT ve Emniyet tarafından Suriye'de düzenlenen operasyonda dokuz IŞİD üyesiyle birlikte yakalanarak Türkiye'ye getirildi.
Yılmaz'ın 2017 yılında Suriye'ye geçtiği, askeri eğitim aldığı, İdlib'de silahlı faaliyet yürüttüğü ve daha sonra örgütün medya yapılanması olarak belirtilen "Faruk Ofisi"nde görev yaptığı öne sürüldü.
Yılmaz'ın Türkiye'de cezaevinde bulunduğu, Fatma Develi'nin akıbetine ilişkin ise herhangi bir bilgiye ulaşılamadığı aktarıldı.
OPERASYONDA ARANAN İSİMLER DE YER ALDI Saymaz, Türkiye'ye getirilenler arasında kırmızı bültenle aranan Ali Bora ile turuncu bültenle aranan Ömer Deniz Dündar, Kadir Gözükara ve Hüseyin Peri'nin de bulunduğunu belirtti.
Adıyaman'daki "Dokumacılar Grubu" içerisinde yer aldığı belirtilen Ömer Deniz Dündar'ın, eşi, ikizi ve ikizinin eşiyle birlikte Suriye'ye geçerek IŞİD'e katıldığı, silahlı faaliyetlerde bulunduğu ve 2015 yılında 100 kişinin yaşamını yitirdiği Ankara Garı Katliamı'na ilişkin davada yargılandığı ifade edildi. 12 YIL IŞİD SAFLARINDA KALDIĞINI ANLATTI Yazıda yer verilen bir diğer isim ise Hakkı Yüksek oldu.
Gaziantep doğumlu, 35 yaşındaki Yüksek'in ortaokul mezunu olduğu ve triko işçisi olarak çalıştığı belirtilirken, Ankara Emniyeti Terörle Mücadele Şubesi'nde verdiği ifadeye göre askerlik dönüşünde dini yapılara yöneldiği, 2014 yılında "Ensar Cemaati" olarak anılan selefi yapının "Ensar İlim Yayma Derneği"nde dini sohbetlere katıldığı aktarıldı.
Yüksek'in 2015 yılında ailesine "İstanbul'a ilim görmeye gidiyorum" notu bırakarak yasa dışı yollarla Suriye'ye geçtiği, IŞİD'e katıldığı ve örgütte "Abdulmelik" ile "Abdullah" kod adlarını kullandığı ifade edildi. İfadesine göre Cerablus, Tel Abyad, Rasulayn, Münbiç, Rakka ve Meyadin bölgelerinde bulundu; dini ve askeri eğitim aldı, silahlı görevlerde yer aldı.
Birkaç kez örgütten kaçmaya çalıştığını ancak yakalandığını, IŞİD tarafından hapsedildiğini ve yeniden kaçması halinde öldürülmekle tehdit edildiğini anlattığı aktarıldı.
Yazıda, Hakkı Yüksek'in 5 Aralık 2020'de HTŞ tarafından yakalandığı ve yaklaşık beş buçuk yıl cezaevinde kaldığı belirtildi.
Yüksek'in bu süreçte işkence ve kötü muamele gördüğünü, Özbek eşi ile kızının ise HTŞ'nin kontrolündeki kamplarda bulunduğunu söylediği kaydedildi. "KANDIRILDIM" SAVUNMASI Saymaz'ın yazısında yer verilen emniyet ifadesine göre Hakkı Yüksek, "Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasal düzenini benimsemiyorum" ifadesini kullandı.
Bununla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek katılmadığını, ilim öğrenme vaadiyle kandırıldığını, dini duygularının istismar edildiğini, örgütten defalarca kaçmaya çalıştığını ancak başarılı olamadığını öne sürdü. İki evliliğinden olan iki çocuğunun da halen farklı silahlı grupların kontrolündeki kamplarda bulunduğunu söylediği aktarıldı.