Haber En Son Olay Haber
Rize
Açık
weather
21°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Rize Haber Gündem Müzik birleştirir, Müzik İyileştirir

Müzik birleştirir, Müzik İyileştirir

Müzik birleştirir

KAYNAK: HABER MERKEZİ
Okunma Süresi: 4 dk

Tuğçe ÇELİK Amerikalı gitar virtüözü Steve Vai, progressive rock tarihinin iz bırakan projelerinden 'Beat' ile 11 Temmuz'da Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi'nde dinleyicilerle buluşmaya hazırlanıyor.

Stagepass organizasyonuyla gerçekleşecek konser öncesi kıtaları aşıp çevrim içi dünyada bir araya geldiğimiz Vai, Frank Zappa'dan King Crimson mirasına uzanan müzikal serüvenini anlattı.

Steve Vai ile 'Beat' projesinden genç müzisyenlere önerilerine uzanan bir söyleşi gerçekleştirdik.

Rock müzik hâlâ direniş ruhunu taşıyor mu?

Herkes her şeye isyan etti ve bu isyanın etrafında her türlü müziği zaten yarattı.

Benim için rock and roll bir enerji; özgürlüğün, bağ kurmanın, performansın, bir şey yaratmanın ve o enerjiyi seven bir topluluğun parçası olmanın getirdiği çok güçlü bir enerji.

Ayrıca müzik hâlâ insanları ortak bir zeminde buluşturabilecek güçlü bir dil.

Müzik çok hızlı tüketiliyor.

Bu "müşteri kültürü" müziğin ruhunu ve insanların dinleme biçimini nasıl etkiledi?

Teknoloji durdurulamaz bir yürüyüş içinde ve sürekli değişiyor.

Bu değişime tamamen açığım.

Bu yenilikleri seviyorum çünkü bugün, tarihteki diğer tüm zamanlardan daha fazla, bir müzik dinleyicisi olarak her şey elinizin altında.

Sadece "Siri, şunu çal" diyorsunuz ve anında geliyor.

Yeni teknolojiyle müzisyenlerin bağımsız hareket edebilme yeteneği arttı.

Bugün herhangi biri, sadece mutfağındaki bir dizüstü bilgisayarla çok yüksek kalitede kayıtlar yapabiliyor.

Sonrasında yaratıcı pazarlama becerilerini kullanarak bu içeriği internete yükleyebiliyor. İş gerçekten ilgi çekiciyse, milyonlarca hatta milyarlarca insana ulaşma potansiyeline sahip oluyorlar.

Teknoloji, gücü tarihte hiç olmadığı kadar yaratıcıların eline verdi.

Gelecek konusunda umutsuz hisseden genç müzisyenlere ne söylemek istersiniz?

Umutsuzluk duygusu, hayatınız boyunca sizi aşağı çekecek ve sizi perişan edecek olan tek şey. Üstelik tamamen gereksiz. İçinizde bir şeye karşı yaratıcı bir dürtü hissediyorsanız, hiçbir mazeret üretmeden kendinizi tamamen ona adayın.

Zappa ile olan deneyiminizden bir okul olarak bahsedersek, siz ve Adrian Belew, Zappa okulunun mezunlarısınız.

Bu ortak geçmiş, 'Beat' projesine nasıl yansıdı?

Frank Zappa, adeta bir özgürlük patlaması olan, tamamen benzersiz bir sanatçıydı.

Onun en büyük dehalarından biri, bir müzisyendeki o "sıra dışı potansiyeli" anında fark edebilme yeteneğiydi.

Frank grubuna müzisyen ararken, kendine has ilgisi ve yeteneği olan kişilere odaklanırdı.

Bu yeteneğin ne olduğu önemli değildi, yeter ki o potansiyel orada olsun.

Frank, o cevheri sizden bile daha iyi görür ve adeta içinizden çekip çıkarırdı.

Sonra da onu kendi müzikal paletindeki özel bir renk olarak kullanırdı.

Bu yüzden tüm albümleri birbirinden çok farklı tınlar; çünkü her seferinde farklı konularda benzersiz yetenekleri olan müzisyenlerle çalışırdı.

Bana gelecek olursak; nedense çok genç yaşlardayken teknik olarak çok yoğun, karmaşık müziklerle yakından ilgiliydim; o hızlı ve çılgın melodileri çok seviyordum.

Frank bende bu ışığı gördü ve bunu daha da ileri taşıdı.

Beni gitarda imkansız görünen şeyler yapmaya zorladı; vokal hatlarını ve konuşma repliklerini gitara aktarmamı sağladı. "Jazz Discharge Party Hats" veya aslında gitarda asla çalınmaması gereken "Moggio" gibi şarkılar...

Ama ben her seferinde "Ver bana dostum, ben hazırım!" diyordum, çünkü bu meydan okumaya bayılıyordum.

Adrian Belew ve Zappa ilişkisi için ne dersiniz?

Zappa, Adrian Belew'da ise bambaşka bir şey keşfetti ama özündeki o "esas malzeme" yine oradaydı.

O benzersiz yeteneği bulup Adrian'dan da çıkarmayı başardı.

Adrian'ın dehası, gitara olan tamamen kendine özgü yaklaşımındaydı.

Fakat Adrian'ın tarzını dünyada hiç kimseyle bağdaştıramazsınız; o kadar taklit edilemez ve eşsiz.

Frank bu özgünlüğü harika bir şekilde kullandı.

Dolayısıyla BEAT projesinde, Adrian ve benim için Frank sadece güzel bir anı olmakla kalmıyor; aynı zamanda ikimizin içindeki o benzersiz yetenekleri ilk ateşleyen kişi olma özelliğini taşıyor. 'Beat' turnesinde Adrian ile aramızdaki en güçlü ortak bağın bu olduğunu düşünüyorum.

Sahneye sunduğumuz şeyler tamamen farklı olsa da birbirini harika bir şekilde dengeliyor. ∗∗∗ "AH, İŞTE BURASI HARİKA!" Türkiye'ye geldiğimde konserimde birkaç bin kişi görebiliyorsam, bu benim için olağanüstü bir duygu. 46 yıldır dünyayı gezerek fark ettiğim şeylerden biri, her bölgenin kendine has farklı bir kültürel dinamiği olduğu.

Türkiye de bu konuda bir istisna değil.

Baltık ülkelerinden, Asya'dan, Kuzey ya da Güney Amerika'dan tamamen farklı, çok benzersiz bir yer.

Bu kültürü gerçekten seviyorum.

Türkiye'ye uzun yıllardır gelip gidiyorum.

Orada insanı çeken egzotik, kadim bir hava ve çok derin bir kültürel doku var.

Yıllarca turneye çıkarak gerçekten öğrendiğim en güzel şey; gittiğim tüm bu farklı kültürleri nasıl kucaklayacağımı, onlardan nasıl keyif alacağımı ve onları nasıl onurlandıracağımı bilmek oldu.

Bu yüzden Türkiye benim için her zaman "Ah, işte burası harika!" dedirten bir yer oldu.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *