Yeni Parti, yalnızca yeni bir siyasi hareket değil; hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve özgür yurttaşlığı yeniden devlet yönetiminin temeline yerleştirmeyi hedefleyen bir siyasal anlayışın adıdır.
Bu nedenle Yeni Parti'nin gerçek adı, özünde hukuk devletidir."Güç meselelerinde artık insanlara güvenmekten bahsedilmesin; aksine, yapacakları kötülükleri engellemek için onları anayasanın zincirleriyle bağlayın."— Thomas JeffersonThomas Jefferson'ın yaklaşık iki buçuk asır önce söylediği bu söz, bugün de demokratik hukuk devletinin en temel ilkesini anlatmaktadır. Çünkü mesele, yönetime kimin geldiği değildir; asıl mesele, yönetenlerin hangi kurallarla sınırlandığıdır.Demokrasi, iyi niyetli yöneticilere güven üzerine kurulmaz.
Demokrasi; gücün tek elde toplanmasını önleyen, denge ve denetim mekanizmalarıyla iktidarı hukuk içinde tutan bir yönetim anlayışıdır.
Anayasalar da tam bu nedenle vardır: Devleti kurmak için değil, devleti yönetenleri hukukla sınırlamak için.Ne yazık ki bugün Türkiye'nin en büyük sorunu yalnızca ekonomik kriz değildir.
Ekonomide yaşanan her kırılmanın, toplumsal kutuplaşmanın, gençlerin gelecek kaygısının ve kurumlara duyulan güvensizliğin temelinde hukuk devletinin zayıflaması yatmaktadır.Yargıya güvenin azaldığı bir ülkede yatırımcı geleceğini planlayamaz.
Hak arama yollarının etkili olmadığına inanılan bir ülkede vatandaş kendisini güvende hissedemez.
Devletin kurallarla değil, kişisel iradeyle yönetildiği algısı güçlendikçe demokrasi de zayıflar.İşte tam da bu nedenle Türkiye'nin ihtiyacı yalnızca bir iktidar değişikliği değildir.
Türkiye'nin ihtiyacı, devlet ile hukuk arasındaki bağı yeniden kuracak güçlü bir demokratik dönüşümdür.Yeni Parti bu tarihsel ihtiyacın sonucudur.Yeni Parti, yalnızca yeni bir siyasi organizasyon değildir.
Aynı zamanda hukukun üstünlüğünü yeniden devlet yönetiminin merkezine yerleştirmeyi amaçlayan bir demokratik yeniden inşa hareketidir.Yeni Parti'nin demokrasi anlayışı yalnızca seçim kazanmayı hedefleyen bir anlayış değildir.Biz demokrasiyi; yurttaşın yönetime katıldığı, iktidarı denetleyebildiği, özgürce eleştirebildiği ve hesap sorabildiği bir yaşam biçimi olarak görüyoruz.
Sandık, demokrasinin başlangıcıdır; tamamı değildir.Bu nedenle Yeni Parti'nin programında üyelerin iradesi temel belirleyicidir.
Gücünü kapalı odalardan değil, üyelerinden ve halktan alan bir siyasal kültürü inşa etmeyi hedefliyoruz. Çünkü demokrasi, yalnızca halk adına karar vermek değil; halkla birlikte karar almaktır.Hukuk alanındaki hedefimiz ise son derece açıktır:Hiç kimsenin hukukun üstünde olmadığı bir Türkiye,Hiçbir yurttaşın siyasi görüşü, yaşam tarzı, kimliği ya da inancı nedeniyle ayrımcılığa uğramadığı bir devlet,Bağımsız ve tarafsız mahkemeler,Mesleki güvencesi güçlendirilmiş hâkim ve savcılar,Savunmanın yargının asli kurucu unsuru olarak kabul edildiği bir adalet sistemi,Tutuklamanın istisna, özgürlüğün ise temel ilke olduğu bir ceza adaleti anlayışı,Ceza hukukunun siyasi rekabetin aracı olmaktan çıkarıldığı bir hukuk düzeni.Bütün bunlar yalnızca hukukçuların talepleri değildir.
Bunlar; yatırımcının da, çiftçinin de, işçinin de, emeklinin de, üniversite öğrencisinin de ortak ihtiyacıdır. Çünkü hukuk yalnızca adliyelerde işlemez; hukuk; ekonominin de, eğitimin de, üretimin de ve toplumsal barışın da temelidir.Yeni Parti tam da bu nedenle hukuku yalnızca bir yargı reformu başlığı olarak görmemektedir.
Hukuk, bütün kamu yönetiminin omurgasıdır.Liyakat hukukun ürünüdür.Şeffaflık hukukun ürünüdür.Hesap verebilirlik hukukun ürünüdür.Temiz siyaset hukukun ürünüdür.Bugün vatandaşın devlete güvenini yeniden inşa edecek olan da budur.Biz, devletin vatandaş üzerinde vesayet kurduğu değil; vatandaşın anayasal haklarının devlet tarafından güvence altına alındığı bir Cumhuriyet hedefliyoruz.Kamu kaynaklarının şeffaf kullanıldığı, denetim kurumlarının bağımsız çalıştığı, yolsuzlukla tavizsiz mücadele edilen ve kamu görevlerinin liyakat esasına göre yürütüldüğü bir yönetim anlayışını savunuyoruz.Türkiye'nin ikinci yüzyılı, hukukun ikinci plana itildiği değil; yeniden devletin merkezine yerleştiği bir yüzyıl olmak zorundadır.Elbette bu kolay olmayacaktır.Demokratik hukuk devletini yeniden kurmak, yalnızca yasa değiştirmekle gerçekleşmez.
Aynı zamanda güçlü bir siyasal kültür değişimini gerektirir.
Hukuka saygıyı, hesap verebilirliği ve demokratik katılımı günlük siyasetin ayrılmaz parçası hâline getirmek gerekir.Yeni Parti'nin en önemli iddiası da budur.Biz yalnızca iktidarı değiştirmeyi değil, yönetme anlayışını değiştirmeyi hedefliyoruz.Çünkü Türkiye'nin ihtiyacı yeni bir kutuplaşma değil; yeni bir toplumsal sözleşmedir.Bu sözleşmenin temelinde insan onuru vardır, özgürlük vardır, adalet vardır, demokrasi vardır ve hepsinin üzerinde hukukun üstünlüğü vardır.Thomas Jefferson'ın sözünü yeniden hatırlayalım: İnsanlar iyi oldukları için değil, kötülük yapmalarını engelleyecek kurallar bulunduğu için özgür yaşayabilir.Biz de Yeni Parti olarak tam bunu savunuyoruz:Gücünü halktan alan, meşruiyetini demokrasiden alan, sınırını Anayasa'dan alan bir devlet...Hiç kimsenin hukukun üstünde olmadığı bir ülke...Yurttaşın korkmadan konuşabildiği, eleştirebildiği, hakkını arayabildiği bir demokrasi...İnanıyoruz ki Türkiye bunu başaracak birikime de, demokrasi kültürüne de sahiptir.Yeni Parti, işte bu umudun adıdır.Ve biz bu umudu yalnızca anlatmayacağız; hukukla, demokrasiyle ve adaletle birlikte inşa edeceğiz.AV.BÜLENT YÜCETÜRKYENİ PARTİ YDK BAŞKANI