Susmadık, Unutmadık, Vazgeçmedik: ÇAYKUR’u Yazmaya Devam
Artık şu noktadayız:
Bu yazılanlar bir savunma refleksi değil,
bir hafıza inşasıdır.
Çünkü bu ülkede en büyük sorunlardan biri şudur:
Her şey olur,
herkes konuşur,
ama sonra unutulur.
Biz unutturmayacağız.
ÇAYKUR’da bugün yapılan her tasarruf,
her denetim,
her “hayır, buna gerek yok” cümlesi
yarının kayıtlarına geçsin diye yazıyoruz.
Birileri bugün rahatsız olabilir.
Birileri bugün öfkelenebilir.
Birileri bugün “çok yazıyorlar” diyebilir.
Evet.
Çok yazıyoruz.
Çünkü az yazınca yetmedi.
Çünkü susunca düzelmedi.
Çünkü görmezden gelince sorunlar büyüdü.
Artık biliyoruz:
Doğruyu tekrar tekrar söylemezsen,
yalan ilk kez söylenmiş gibi dolaşır.
O yüzden tekrar ediyoruz:
ÇAYKUR,
kişisel hesapların kurumu değildir.
ÇAYKUR,
geçici menfaatlerin oyuncağı değildir.
ÇAYKUR,
siyasi ya da ekonomik vesayete teslim edilecek bir yer değildir.
ÇAYKUR;
emeğin evidir.
Üreticinin güvencesidir.
Devletin namusudur.
Ve namus,
bir kere zedelendi mi
kolay kolay onarılmaz.
Bugün doğruya sahip çıkmak,
yarın “biz nerede hata yaptık?” dememek içindir.
Bugün yazmak,
yarın “keşke konuşsaydık” dememek içindir.
Bu yüzden geri çekilmiyoruz.
Bu yüzden yumuşamıyoruz.
Bu yüzden konuyu dağıtmıyoruz.
ÇAYKUR yazıyoruz.
Bilerek, isteyerek, ısrarla yazıyoruz.
Çünkü bazı şeyler
yüksek sesle değil,
uzun süre söylenince yerleşir.
Biz de buradayız.
Kalem elimizde.
Hafıza taze.
Ve gerektiği sürece
yazmaya devam edeceğiz.