RİZELİ HUKUKÇUNUN ŞİİR DÜNYASI: ELLİ ÜÇ ŞİİR
Rize Barosu ve Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) Eski Başkanı Av. Hüseyin Karaahmetoğlu avukatlık olarak mesleğini yerine getirirken bir yandan da meslektaşlarına rehber olacak hukuk kitapları kaleme almıştı.
RİZE’NİN YAĞMURU İNSANIN İÇİNE YAŞAR
Karaahmetoğlu şimdi de şair kimliğiyle okurlarının karşısına “Elli Üç Şiir / Rize’nin Yağmuru insanın içine yağar” isimli şiir kitabıyla çıktı. 1977 yılından bu yana yazdığı şiirlerinden oluşan kitap Karaahmetoğlu Hukuk Bürosu tarafından yayınlandı. Ücretsiz dağıtılan kitabı temin edenler dilerlerse LÖSEV’e bağışta bulunacaklar.
BİR DUYGU PAYLAŞIMI
Av. Hüseyin Karaahmetoğlu kitabiyle ilgili şu bilgileri verdi: “Dünyada şiir yazmayan insan yoktur. Herkes bir dönem Avukat Hüseyin Karaahmetoğlu gibi şiir yazar. Bende 1977 yılından itibaren biriktirdiğim özel bir defterle sakladığım şiirlerin içinden elli üç tanesinin bit kitapta topladım. Elli üç ismi her bizim için memleket demektir. İçinde memleket şiirleri, aileme, sevdiklerime dair şiirlerim yar alıyor. Bir şekilde bu güzel duyguları insanlarla paylaşmak istedim”.
DUYGUYLA YOĞRULMUŞ BİR HAYATIN İZLERİ
RİZE’NİN PLAKASINA ZARİF BİR SELAM NİTELİĞİNDE
nlü Yorumcu Adnan Aybaba instagram sayfasında Avukat Hüseyin Karaahmetoğlu’nun şiir kitabını şu duygularla paylaştı: “Rize’nin gururu, PFDK Eski Başkanı kıymetli abim Avukat Hüseyin Karaahmetoğlu yine farkını ortaya koydu. Duygularla yoğrulmuş bir hayatın izlerini, geçmiş ile geleceği hatıralarla harmanlayarak anlamlı bir şiir kitabına dönüştürdü. Üstelik kitapta yer alan 53 şiir, memleketi Rize’nin plaka numarasına zarif bir selam niteliğinde…Bu ince düşünce, bu derinlik gerçekten takdire şayan.
Kalemine, yüreğine sağlık abim”.
MEZARSIZ YİĞİT
On sekizinde bir yiğit,
Mahmut’un gururu, Rize’nin evladı.
Ellerinde kumanya, yüreğinde ateş,
Yaşıtlarıyla çıktı Çanakkale’ye adım adım.
Deniz uğuldadı, rüzgâr ağladı,
Toprak seni yutarken sessiz kaldı.
Fırtına savurdu adını göklere,
Ama sen sustun sonsuzlukta, Şakir…
Ne mezarın var, ne ismin bir taşta,
Sadece dalgaların fısıldadığı ses kaldı ardında.
Göçüp gittin sessizce, vatan için,
Bayrak dalgalanır hâlâ, senin uğrunda…
Her şafakta hatırlanır adın,
Her gözyaşında titrer minnetin.
Göçüp gittin, ama unutulmadın,
Şakir oğlu Şakir, mezarsız yiğit,
Vatanın sessiz çocuğu, kalbimizde ölümsüz kalan…
DÜNYANIN CENNETİ RİZE
Dünyanın cenneti Rize,
Yeşiliyle mavisi birbirine karışır.
Dağbaşısı’ndan Isırlık’a,
Moliva Tepesi’nden ufka
Renkler dua gibi iner yeryüzüne.
Yeşilin her tonudur Rize,
Çayın kokusu siner sabaha.
Mandalinası güneş tadında,
Kivisi dalında bir sevgidir.
Toprak konuşur burada,
İnsana yurt olur.
Atatürk Caddesi’nde bir tur atarım,
Adımlarım tanıdık, yüzler samimi.
Kale Fırını’ndan bir simit,
Çıtır sesi çocukluğuma
Sessizce dokunur.
Turist Oteli’nde koyu bir sohbet,
Çayın demi kadar derindir sözler.
Resul Çolak’ın prestiji
Şehre yakışır bir duruştur.
Zehir Baba’nın heyecanı
Bir anda canlandırır masayı.
Taraftarlar Derneği’nde sesler yükselir,
Renkler omuz omuza girer.
Bir sevda daha
Kalabalığa karışır.
Hısımım Muhtar Kemal selam verir,
Kömürcü Memiş’in sesi yankılanır sokakta.
Adil abim bir köşede,
Çapulacı İsmail
Her zamanki yerinde.
Kaptan Hüsnü denizi anlatır gözleriyle,
Bahri abimin eczanesinde
Şifa kadar muhabbet bulunur.
Bağdatlı Mefruşat’ta İshak abi,
Zamanı durdurur sanki.
Atilla Perili’nin dükkânı
Hatıralarla dolu bir raf gibidir.
Muratoğlu Kırtasiye’den
Defter değil,
Umut alınır.
Kuyumcu Sefer’in mağazasında
Altın değil güven parlar.
Emeğin, dürüstlüğün
Sessiz bir ışıltısı vardır vitrinde.
Huzur Pide’de sıcak bir akşam,
Berber Ahmet’te aynaya değil
Hayata bakılır.
Ellinciyıl Bakkalı
Mahallenin hafızasıdır.
Badi Ekrem’in manavında
Renkler daha canlıdır.
Mavi Köşe’nin dondurması
Yazı çocukluğa çevirir.
Selahattin Bakır’ın sağrası,
Yelkenci Kenan’ın rüzgârı,
Nino Mahmut’un sesi,
Sezgin Bakkalı’nın ışığı…
Hepsi bir araya gelir
Ve Rize olur adı.
Bir şehir değil,
Bir sevda, bir yaşamdır.
Dünyanın cenneti Rize’m,
İnsanıyla, sokağıyla
Kalbimde her gün
Yeniden yeşerir.
Fatih Sultan KAR