Rize
Orta şiddetli yağmur
weather
6°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Rize Haber Trend Haberler Uğur Mumcu kimdir, hayatı, ölümü

Uğur Mumcu kimdir, hayatı, ölümü

Araştırmacı gazeteciliğin simge isimlerinden Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993’te Ankara’da düzenlenen bombalı saldırıyla yaşamını yitirdi. Mumcu’nun yaşam öyküsü, meslek hayatı ve suikasta uzanan süreç, aradan geçen yıllara rağmen Türkiye’nin hafızasındaki yerini koruyor.

KAYNAK: HABER MERKEZİ
Okunma Süresi: 3 dk

Uğur Mumcu, 22 Ağustos 1942 tarihinde Kırşehir’de dünyaya geldi. Annesi Nadire Mumcu, babası ise Tapu Kadastro memuru Hakkı Şinasi Mumcu idi. Dört kardeşin üçüncüsü olan Mumcu, yaşamı boyunca ailesine bağlılığıyla tanındı.

Eşi Şükran Güldal Mumcu ile evliliğinden Özgür ve Özge adında iki çocuğu oldu. Mumcu’nun ölümünün ardından ailesi tarafından Ekim 1994’te Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (UMAG) kuruldu.

EĞİTİM VE AKADEMİK YAŞAM

İlköğrenimini Ankara Devrim İlkokulunda, ortaöğrenimini Ankara Bahçelievler Deneme Lisesinde tamamlayan Mumcu, üniversite eğitimini Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde gördü. 1965 yılında mezun oldu.

Henüz öğrenciyken Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Türk Sosyalizmi” başlıklı yazısıyla Yunus Nadi Ödülü’nü aldı. 1969–1972 yılları arasında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde akademik çalışmalarda bulundu.

12 MART DÖNEMİ VE ASKERLİK SÜRECİ

12 Mart Muhtırası döneminde kaleme aldığı bir yazı nedeniyle gözaltına alınan Mumcu, “orduya hakaret” suçlamasıyla yargılandı. Mamak Askeri Cezaevinde yaklaşık bir yıl kaldı ve yedi yıl hapis cezasına çarptırıldı. Karar, Yargıtay tarafından bozuldu.

Bu sürecin ardından askerliğini 1972–1974 yılları arasında Ağrı’nın Patnos ilçesinde, resmî kayıtlara “sakıncalı piyade eri” olarak geçti. Ağır koşullar altında askerlik yapan Mumcu, bu dönemde ciddi sağlık sorunları yaşadı.

GAZETECİLİKTE ARAŞTIRMA VE DOSYALAR

Gazetecilik kariyerine Yeni Ortam gazetesinde başlayan Mumcu, 1975’ten itibaren Cumhuriyet gazetesinde “Gözlem” köşesinde yazmaya başladı. Aynı dönemde Anka Ajansında da görev aldı.

Yolsuzluk, silah kaçakçılığı, terör ve devlet–mafya ilişkilerini konu alan çok sayıda dosya hazırladı. “Sakıncalı Piyade”, “Bir Pulsuz Dilekçe”, “Mobilya Dosyası”, “Rabıta”, “Ağca Dosyası” ve “Kürt-İslam Ayaklanması 1919–1925” gibi eserleri, araştırmacı gazetecilik açısından önemli kaynaklar arasında yer aldı.

SON YAZILAR VE DİKKAT ÇEKEN İDDİALAR

1993 yılının Ocak ayında kaleme aldığı yazılarda, istihbarat örgütleri ile Ortadoğu’daki bazı siyasi yapılar arasındaki ilişkilere dikkat çekti. “Mossad ve Barzani” başlıklı yazısı ile “Ültimatom” adlı köşe yazısı, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

Bu yazılarda, yayımlamaya hazırlandığı yeni kitabında önemli bağlantıları açıklayacağını belirtmesi vurgulandı.

24 OCAK 1993: SUİKAST

Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993 tarihinde Ankara’daki Karlı Sokak’ta bulunan evinin önünde, otomobiline yerleştirilen C-4 tipi bombanın patlaması sonucu hayatını kaybetti. Suikast, Türkiye’de büyük bir infiale yol açtı.

Olay yeri incelemesine ilişkin yürütülen soruşturmalarda ciddi eksiklikler olduğu iddiaları kamuoyuna yansıdı. Suikastı farklı örgütler üstlendi, ancak cinayet aydınlatılamadı.

“DEVLETİN NAMUS BORCU” SÖZÜ VE CEVAPSIZ KALAN DOSYA

Suikastın ardından dönemin üst düzey devlet yetkilileri, cinayetin aydınlatılmasının “devletin namus borcu” olduğunu söyledi. Ancak aradan geçen yıllara rağmen failler net biçimde ortaya çıkarılamadı.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *