Küresel ticarette korumacı politikalar, ABD’nin gümrük tarifeleri ve Çin’in ihracat stratejisi dünya ekonomisi üzerindeki baskıyı artırıyor. Allianz Trade’in “Ekonomik Görünüm 2026-2028” raporuna göre, ABD Başkanı Donald Trump yönetimi 3 Kasım’daki ara seçimlerin ardından ticaret politikalarını sertleştirebilir. Raporda, olumsuz senaryolarda ortalama gümrük tarifelerinin yüzde 21,3’e ulaşabileceği belirtilirken küresel mal ticaretindeki büyümenin önümüzdeki yıllarda yavaşlayacağı tahmin edildi.

ABD’DE ARA SEÇİMLERİN ARDINDAN TİCARET SAVAŞLARI SERTLEŞEBİLİR
Küresel ticarette korumacı politikaların etkisi ve gümrük tarifelerine ilişkin belirsizlikler devam ederken ABD’deki ara seçimlerin ardından yeni ticari gerilimlerin yaşanabileceği öngörülüyor.
Allianz Trade tarafından yayımlanan “Ekonomik Görünüm 2026-2028” raporunda, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin kasım ayında gerçekleştirilecek ara seçimlerden sonra ticaret politikasında daha sert adımlar atabileceği belirtildi.
Rapora göre, küresel ticaret jeopolitik gerilimler, enerji arzındaki aksaklıklar ve korumacı politikaların etkisiyle yeniden şekilleniyor.
ABD’nin uyguladığı gümrük tarifeleri ve Çin’in dünya ticaretindeki artan ağırlığı, küresel tedarik zincirleri üzerinde yeni baskılar oluşturuyor.
GÜMRÜK TARİFELERİ YÜZDE 21,3’E KADAR YÜKSELEBİLİR
Allianz Trade’in değerlendirmesinde, ABD’de 3 Kasım’da gerçekleştirilecek ara seçimlerin ardından ticaret savaşlarının yoğunlaşabileceğine dikkat çekildi.
Raporda yer alan olumsuz senaryolara göre, ortalama gümrük tarifesi oranı yüzde 21,3 seviyesine kadar çıkabilir.
Ticari gerilimleri artırabilecek başlıca riskler arasında Çin’in üretim fazlasına yönelik yeni gümrük vergilerinin uygulanması bulunuyor.
Çin menşeli ürünlerin üçüncü ülkeler üzerinden sevk edilmesine ilişkin yeni soruşturmaların başlatılması da olası gelişmeler arasında gösteriliyor.
Raporda ayrıca ABD ile Kanada arasındaki ticari gerilimlerin devam etmesi, küresel ticaret açısından önemli risklerden biri olarak değerlendiriliyor.

ÇİN ŞOKU 2.0 AVRUPA EKONOMİSİNİ BASKI ALTINA ALIYOR
ABD’nin uyguladığı gümrük tarifeleri ve Çin ekonomisindeki zayıf iç talep, Çinli şirketlerin ihracat stratejilerinde değişime neden oluyor.
Allianz Trade raporuna göre, Çinli üreticiler ihracatlarını giderek Avrupa ve Küresel Güney ülkelerine yönlendiriyor.
Bu gelişme, Çin’in küresel tedarik zincirlerindeki ağırlığını artırırken Avrupa ekonomilerinde rekabet baskısını güçlendiriyor.
Raporda “Çin şoku 2.0” olarak nitelendirilen süreç, özellikle Avrupa sanayisinin karşı karşıya olduğu ticari zorluklar arasında gösteriliyor.
Avrupa ekonomileri, bir taraftan Çin’den yapılan ithalatın oluşturduğu rekabet baskısıyla, diğer taraftan ABD’nin gümrük tarifeleri nedeniyle daralan ihracat fırsatlarıyla karşı karşıya kalıyor.
AVRUPA’NIN İHRACAT KAYBI 2025’TE 74 MİLYAR DOLAR OLDU
Allianz Trade’in hesaplamalarına göre, ABD’nin uyguladığı gümrük tarifeleriyle bağlantılı olarak Avrupa’nın ihracat kayıpları 2025 yılında 74 milyar dolara ulaştı.
Söz konusu kayıpların 2026 yılında 42 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor.
Raporda, Çin’den Avrupa pazarına yönelen ihracatın rekabet koşullarını zorlaştırdığı ve ABD’nin tarife politikalarının Avrupa şirketlerinin dış pazarlardaki fırsatlarını sınırlandırdığı belirtildi.
Bu gelişmelerin küresel ticaretteki korumacı eğilimlerle birlikte Avrupa ekonomileri üzerinde baskı oluşturduğu vurgulandı.
KÜRESEL TİCARET BÜYÜMESİ 2027 VE 2028’DE YAVAŞLAYACAK
Allianz Trade, küresel mal ticaretinin önümüzdeki yıllardaki büyüme görünümüne ilişkin tahminlerini de paylaştı.
Rapora göre, 2025 yılında hacim bazında yüzde 4,7 büyüyen küresel mal ticaretinin 2026’da yüzde 4 büyümesi bekleniyor.
Büyüme oranının 2027 ve 2028 yıllarında ise yüzde 2,9’a gerileyeceği öngörülüyor.
|
Yıl |
Küresel mal ticareti büyüme oranı |
|---|---|
|
2025 |
yüzde 4,7 |
|
2026 |
yüzde 4,0 |
|
2027 |
yüzde 2,9 |
|
2028 |
yüzde 2,9 |
Raporda, yapay zeka teknolojilerine yönelik talebin küresel ticareti desteklemesine rağmen jeopolitik gerilimler, enerji arzı sorunları ve gümrük tarifelerinin büyümeyi sınırlayacağına dikkat çekildi.
YAPAY ZEKA TALEBİ DÜNYA TİCARETİNE 4,8 PUAN KATKI SAĞLAYACAK
Allianz Trade’in raporunda, yapay zeka teknolojilerine yönelik talebin küresel ticaret üzerindeki etkisi de değerlendirildi.
Yapay zeka bağlantılı yatırımların 2026 yılında küresel mal ticareti büyümesine 4,8 puan katkı sağlaması bekleniyor.
Avrupa’nın savunma harcamalarından kaynaklanan talebin büyümeye 0,2 puan, geçmiş dönemden devreden ticaret hacmi artışının ise 1,4 puan katkı sunacağı tahmin ediliyor.
Buna karşılık Hürmüz Boğazı‘nın kapanmasının küresel ticaret büyümesinden 2,1 puan götürmesi öngörülüyor.
Devam eden ticaret savaşlarının ise büyüme üzerinde 0,4 puanlık olumsuz etki oluşturacağı belirtiliyor.
Raporda, yapay zeka kaynaklı güçlü talebin küresel ekonomide yaşanan ayrışmayı perdelediği ve dünya ticaretinde farklı hızlarda ilerleyen iki ayrı görünümün ortaya çıktığı vurgulandı.
2027’DE TARİFELER BÜYÜMEDEN 0,3 PUAN GÖTÜREBİLİR
Yapay zeka teknolojilerine yönelik talebin 2027 ve 2028 yıllarında da küresel ticaret büyümesinin en önemli destekleyicisi olmaya devam edeceği tahmin ediliyor.
Ancak bu alandan sağlanan katkının her iki yılda da 1 puan seviyesine gerilemesi bekleniyor.
ABD’nin uyguladığı gümrük tarifelerinin mevcut tedarik zincirlerini olumsuz etkilemeyi sürdürmesi nedeniyle 2027 yılında küresel ticaret büyümesinden 0,3 puan götüreceği öngörülüyor.
Buna karşılık son 12 ay içerisinde imzalanan serbest ticaret anlaşmalarının 2027 yılından itibaren ihracata ölçülebilir katkı sağlamaya başlayacağı belirtiliyor.
Söz konusu anlaşmaların küresel ticaret büyümesine yıllık yaklaşık 0,1 puan destek sunması bekleniyor.
SERBEST TİCARET ANLAŞMALARINDAN HANGİ ÜLKELER YARARLANACAK?
Allianz Trade raporunda, son dönemde imzalanan serbest ticaret anlaşmalarının küresel ihracat üzerindeki etkilerine de yer verildi.
Anlaşmaların 2027 yılından itibaren dünya ticaretine olumlu katkıda bulunacağı tahmin edilirken özellikle bazı ekonomilerin bu gelişmeden yararlanacağı öngörülüyor.
Raporda öne çıkan ekonomiler ve bölgeler şunlar oldu:
-
Hindistan
-
Mercosur ülkeleri
-
Birleşik Arap Emirlikleri
-
Avustralya
Bu anlaşmaların küresel ticaret büyümesine yıllık yaklaşık 0,1 puan katkı sağlaması bekleniyor.
ASYA-PASİFİK ÜLKELERİ TEDARİK ZİNCİRİNDEKİ DEĞİŞİMDEN YARARLANIYOR
Küresel tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi, özellikle Asya-Pasifik ekonomilerinin ihracat performansını destekliyor.
Allianz Trade raporunda, yapay zeka teknolojilerine yönelik talebin bu bölgedeki ülkeler açısından önemli bir büyüme kaynağı haline geldiğine dikkat çekildi.
Yarı iletkenler ve yapay zeka sistemlerinde kullanılan diğer girdilere yönelik talebin artması, söz konusu ürünleri üreten ülkelerin ihracatına olumlu yansıyor.
Rapora göre, Güney Kore’nin ihracatı yıllık yüzde 10,5 artarken Tayvan’ın ihracatında yüzde 30’luk yükseliş kaydedildi.
Meksika, Vietnam ve Malezya’nın da küresel tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesinden yararlandığı belirtildi.
Gelişmiş ekonomiler arasında ise ABD ve Hollanda’nın öne çıktığı ifade edildi.
ASYA-PASİFİK EKONOMİSİNDE YÜZDE 4,4 BÜYÜME BEKLENTİSİ
Allianz Trade, Asya-Pasifik ekonomisinin 2026 yılında yüzde 4,4 büyümesini bekliyor.
Raporda, bölgedeki ekonomik büyümenin yaklaşık yüzde 25’inin yapay zeka yatırımlarından kaynaklanacağı tahmin edildi.
Tayvan, Güney Kore, Malezya, Tayland ve Singapur’da ekonomik büyümenin yaklaşık yüzde 60’ının büyük ölçüde ihracat kanalıyla yapay zeka bağlantılı faaliyetlerden sağlandığı belirtildi.
Bu veriler, yapay zeka teknolojilerine yönelik talebin bölge ekonomilerinin büyümesindeki ağırlığını ortaya koyuyor.
ÇİN EKONOMİSİ 2027’DE YÜZDE 4,5 BÜYÜYEBİLİR
Allianz Trade’in raporunda Çin ekonomisinin gelecek yıllara ilişkin büyüme tahminleri de açıklandı.
Güçlü ihracat performansının desteğiyle Çin ekonomisinin 2026 yılında yüzde 4,7 büyümesi bekleniyor.
Büyüme oranının 2027’de yüzde 4,5’e, 2028’de ise yüzde 4,3’e gerileyeceği tahmin ediliyor.
|
Yıl |
Çin ekonomisi büyüme tahmini |
|---|---|
|
2026 |
yüzde 4,7 |
|
2027 |
yüzde 4,5 |
|
2028 |
yüzde 4,3 |
Raporda, Çin’in güçlü ihracat performansına rağmen iç talepteki zayıflığın ve üretim fazlasının küresel ticaret üzerindeki etkilerine dikkat çekildi.
UZMANLARA GÖRE SEÇİM SONRASI TİCARİ GERİLİMLER ARTABİLİR
Marmara Üniversitesi Uluslararası Politik Ekonomi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arzu Al, ABD’de ara seçimlerin ardından ticaret savaşlarının sertleşme ihtimaline ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Al, Çin’in küresel ekonomideki ağırlığının yalnızca ABD’yi ilgilendirmediğini, birçok ülkenin üretim kapasitesi ve teknoloji altyapısı açısından Çin ile kurduğu ilişkilere bağımlı hale geldiğini belirtti.
ABD’nin ticaret politikalarında yalnızca gümrük tarifelerini değil, teknoloji sınırlamalarını, yaptırımları ve vergi araçlarını da birlikte kullandığını vurguladı.
Prof. Dr. Al, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Çünkü Çin’in küresel ekonomideki ağırlığı artık yalnızca Washington’un meselesi değil. Pek çok ülke için üretim kapasitesi, teknoloji altyapısı, enerji dönüşümü ve kritik ham madde güvenliği Çin’le kurulan ilişkiye bağlı hale geldi. ABD’nin tarifeleri, teknoloji sınırlamalarını, yaptırımları ve vergi araçlarını birlikte kullanması bu nedenle tesadüf değil.”
ÇİN’İN ÜRETİM FAZLASI KÜRESEL REKABETİ SERTLEŞTİRİYOR
Prof. Dr. Arzu Al, Çin’in küresel üretim sisteminin ana merkezlerinden biri olmaya devam ettiğine dikkat çekti.
Elektronik, batarya, güneş paneli ve nadir elementler gibi birçok alanda Çin’in üretim kapasitesinin dünya ekonomisi açısından önemli olduğunu belirten Al, ülkedeki zayıf iç talep ve üretim fazlasının dış pazarlardaki rekabeti artırdığını ifade etti.
Al, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Elektronikten bataryaya, güneş panelinden nadir elementlere kadar birçok alanda Çin kapasitesi olmadan dünya ekonomisinin aynı hızda işlemesi zor. İç talepteki zayıflama ve üretim fazlası ise Çinli şirketleri dış pazarlarda daha agresif hale getiriyor. Bu durum, fiyat rekabetini artırırken sanayi politikalarını da daha sert bir zemine taşıyor.”
Çinli şirketlerin dış pazarlardaki faaliyetlerini artırması, küresel fiyat rekabetinin yanı sıra ülkelerin sanayi politikalarını da etkiliyor.
AVRUPA SANAYİSİNDE REKABET BASKISI BÜYÜYOR
Çin’in ihracat stratejisindeki değişimin Avrupa ekonomisi açısından oluşturduğu riskleri değerlendiren Prof. Dr. Al, sorunun yalnızca düşük fiyatlı ürünlerin Avrupa pazarına girmesiyle sınırlı olmadığını belirtti.
Al’a göre Çin’in ölçek avantajı, devlet destekleri, teknoloji yatırımları ve tedarik zincirlerindeki güçlü konumu, Avrupa sanayisinin hareket alanını daraltıyor.
Mal ticaretindeki yüksek açığın da bu baskının göstergelerinden biri olduğunu aktaran Al, şu değerlendirmede bulundu:
“Avrupa artık sadece pazarını korumaya değil, üretim kapasitesini elde tutmaya da çalışıyor.”
KRİTİK MADENLER VE BATARYA ÜRETİMİNDE ÇİN’İN PAYI YÜZDE 90’I AŞIYOR
Küresel ticaretteki rekabetin kritik ham maddeler ve ileri teknoloji alanlarına kaydığına dikkat çeken Prof. Dr. Arzu Al, Çin’in bazı sektörlerdeki yüksek pazar payına işaret etti.
Al’ın değerlendirmesine göre, bazı nadir toprak elementlerinin işlenmesinde, güneş paneli tedarik zincirinin belirli aşamalarında ve batarya bileşenlerinde Çin’in payı yüzde 80 ila yüzde 90 arasında bulunuyor.
Bazı alanlarda ise bu oran yüzde 90’ın üzerine çıkıyor.
Çin’in söz konusu üretim alanlarındaki ağırlığı, küresel ticaret ve sanayi politikalarında kritik ham madde tedarikinin önemini artırıyor.
TİCARET SAVAŞLARINDA YENİ CEPHE: TEKNOLOJİ, ENERJİ VE KRİTİK HAM MADDELER
Prof. Dr. Arzu Al, küresel ticarette yaşanan rekabetin artık yalnızca ürünlerin alım ve satımıyla sınırlı kalmadığını belirtti.
Ek gümrük vergileri, menşe soruşturmaları, ihracat kontrolleri, teknoloji ambargoları ve kamu alımlarında yerli üretim şartının bu rekabetin araçları arasında bulunduğunu ifade etti.
Kur politikaları, dolara erişimi sınırlayan yaptırımlar ve enerji arzını etkileyen gelişmelerin de ticari mücadelenin parçaları haline geldiğine dikkat çekti.
Prof. Dr. Al, İran ve Venezuela’ya yönelik adımlar ile Grönland’a gösterilen ilginin de enerji, kritik madenler ve yeni ticaret güzergahları açısından değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Al, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Mücadele de bu alanlara kayıyor. Ek gümrük vergileri, menşe soruşturmaları, ihracat kontrolleri, teknoloji ambargoları, kamu alımlarında yerli üretim şartı, kur hamleleri, dolara erişimi sınırlayan yaptırımlar ve enerji arzını etkileyen İran-Venezuela adımları aynı dosyanın parçalarıdır. Grönland ilgisi de Arktik güvenliği, kritik madenler ve yeni geçiş hatları nedeniyle bu çerçeveye oturuyor. Sonuçta ticaret artık mal satışı olmaktan çıkıp kaynak, para, teknoloji ve güzergah kontrolüne dönüşüyor, bedeli herkes için büyüyor.”



