Sebahattin Ayan İstanbul
ABD ve soykırımcı İsrail’i arkasına alarak adaları silahlandıran, konu ülkemiz olduğunda uluslararası hiçbir anlaşmaya uymayan Avrupa’nın şımarık çocuğu Yunanistan’ın skandal müftü kararına tepkiler dinmiyor. Atina yönetiminin müftü atamalarına yönelik tutumunu sert bir dille eleştiren Dostluk Eşitlik Barış (DEB) Partisi Başkanı Çiğdem Asafoğlu, azınlığın özgür iradesinin yok sayıldığını belirterek, seçilmiş müftülerin yanında olduklarını ifade etti.
ATİNA AÇIK HAK GASPI YAPIYOR
Asafoğlu, Yunanistan’ın atanmış müftüler üzerinden yürüttüğü uygulamaların Batı Trakya Türk Azınlığı’nın din ve vicdan özgürlüğüne, ayrıca kendi kurumlarını özerk biçimde yönetme hakkına yönelik açık bir hak gaspı olduğunu belirtti. Uluslararası antlaşmaların azınlığın kendi dini liderini seçme hakkını güvence altına aldığını vurgulayan Asafoğlu, Atina yönetiminin seçilmiş müftüleri idari ve hukuki baskılarla engellemeye çalışmasını eleştirdi. Devlet eliyle müftü atanmasını vesayet anlayışı olarak nitelendiren Asafoğlu, halkın iradesinin bürokratik kararlarla ortadan kaldırılamayacağını dile getirdi. Müftülüklerin sıradan bir devlet dairesine, müftülerin ise devlet memuruna dönüştürülmesinin azınlığın kurumsal kimliğini ve hafızasını zayıflattığını kaydeden Asafoğlu, şunları dile getirdi:
MÜFTÜLÜK DEVLET DAİRESİ DEĞİL
“Devlet zoruyla ve idari kararnamelerle halkın vicdanında karşılığı olan bir dini lider yapılamayacağı gibi, halkımızın namazlarında ve tüm dini törenlerde meşru ve seçilmiş müftülerinin arkasında dimdik durması bu dayatmanın sahada tümüyle çöktüğünün en somut kanıtıdır. Müftülüklerin sıradan bir devlet dairesine, müftülerin ise birer devlet memuruna dönüştürülmesi azınlığın kurumsal kimliğini ve toplumsal hafızasını zayıflatmayı amaçlayan çifte standartlı bir politikadır. 21. Yüzyılda bir AB üyesi ülkenin, Türk azınlığı söz konusu olunca devlet memuru tayin etmeye kalkışması hem demokrasi ve insan hakları ilkeleriyle bağdaşmamakta hem de uluslararası alandaki güvenilirliğini açıkça zedelemektedir. Yegâne çözüm, Atina’nın tek taraflı yasalarla süreci bürokratik bir hegemonyaya dönüştürmekten vazgeçip azınlığın meşru temsilcileriyle diyalog kurması ve seçilmiş müftülük makamının hakkı olan idari ve hukuki özerkliği derhal iade etmesidir. Halkımızın özgür iradesiyle seçtiği meşru müftülerimizin yanında durmaya, bu antidemokratik uygulamayı kamuoyunda dile getirmeye ve bununla mücadele etmeye devam edeceğiz.”



