Ümit Özdağ, çerçeve yasa denilen süreçle, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet‘in yıkılmak istendiğini ileri sürerek, “Gün, Cumhuriyet için iş birliğinin, gün, dayanışmanın, İstiklal Harbi’nin değerlerini yaşatmak için dayanışmanın, ortak akıl ile tahrip edilmeye çalışılan Cumhuriyet’i yeniden inşa edecek gücü oluşturmanın günüdür” dedi.
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, partisinin genel merkezinde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Özdağ, Esenyurt Belediyesi’ne kayyım olarak atanan Can Aksoy’un yardımcısının, rüşvet iddiaları nedeniyle tutuklanmasının ardından Aksoy’un kayyımluk görevinden alınıp İstanbul Vali Yardımcısı olarak görevlendirildiğini belirterek, “Bu nasıl bir devlet yönetimi? Bu nasıl bir liyakat anlayışı? Bunu anlamak mümkün değil. Liyakatsizliğe, tarikatlara, cemaatlere teslim edilen Türk devlet bürokrasisini Zafer Partisi iktidarında Türk milletine geri vereceğiz, söz veriyoruz” diye konuştu.
Ümit Özdağ, Sarıgül ailesine yönelik soruşturmada, gazeteci Murat Ağırel’in tutuklanmasına tepki göstererek, “Murat Ağırel, yapmadığı, yazmadığı bir haberden dolayı tutuklandı. Şimdiye kadar yazılan haberlerden dolayı tutuklamalara alışmıştık ama düşman ceza hukuku artık yazılmayan haberlerden dolayı da tutuklamalar yapıyor. Doğrusu sevgili Murat’ın durumunu biraz kendi duruma benzettim. Ben de çıkarmadığım olaydan tutuklanmıştım. Olsun, adamı bulunca suçu buluyorlar. Sevgili Murat inşallah en kısa zamanda özgürlüğüne kavuşur ve kızına, ailesine kavuşma imkanına ulaşır” dedi.
“HALK TV‘NİN BİZİ ÇIKARTMAMASI DEMOKRATİK HAKKIDIR”
Halk TV’ye kayyım atanarak yayınların kesilmesini de eleştiren Özdağ, şunları söyledi:
“Halk TV doğrusu bizi bir defa davet etmedi, çok yer vermedi. Kapatıldıktan sonra Halk TV yetkilileri açıklama yapmışlar. ‘Bazen Kürt olduk, bazen LGBT olduk’ diye. Doğrusu ben de ‘Keşke zaman zaman Atatürkçü de olsaydınız’, dedim içimden. Tabii orada da çok değerli Atatürkçü gazetecilerin olduğunu biliyorum ama yayınlara yansımadı. Ama Halk TV’nin bizi çıkarmaması demokratik hakkıdır. Herkes çıkarmak zorunda değil ve istediği gibi yayın yapar, yasalara aykırı olmamak kaydıyla. Sahibiyle ilgili bir soruşturma varsa bu meşrudur, soruşturulur. Ama bu, yayının kapatılmasını gerektirmez. Fakat sosyal medya hesaplarını ortada suç olmadan engellemelerle durduran, Türkiye içerisinden erişim engeli getiren bir yasakçı anlayışın Halk TV’yi de kapatması çok anlaşılmayacak bir şey değil. Foncular dışarıda dolaşmaya devam ederken gazeteciler de tutuklanmaya devam ediyorlar.”
“AK PARTİ VE MHP TABANI MEKKE ANLAŞMASI’NDAN HOŞLANMIYOR”
Özdağ, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması’nın, Suudi Arabistan’a asker yollama ihtimali nedeniyle toplumun geniş kesimlerini huzursuz ettiğini söyledi. Ümit Özdağ, “AK Parti tabanı da Milliyetçi Hareket Partisi tabanı da bu anlaşmadan hiç hoşlanmıyor. Dilipak gibi iktidar çevrelerinin önemli entelektüelleri, bu anlaşmanın bir Amerikan-İsrail anlaşması olduğunu ve Türkiye’nin bu anlaşmanın içerisinde olmaması gerektiğini ifade ediyorlar” dedi.
Mekke Anlaşması nedeniyle Türkiye’nin, İran ile savaşa sürüklenme ihtimali olduğunu öne süren Özdağ, “Ya gerçekten Filistin’in ve Gazze’nin yanında olursunuz ya da Suudi hanedanının yanında olursunuz. Kimin yanında, kimin karşısında olduğunuzu net belirleme zamanınız gelmiştir. Bu bir İsrail projesidir. Bu, Orta Doğu’da Sünni-Şii eksen çatışması projesidir. Türkiye bu İsrail kaynaklı mezhep çatışmasının parçası olamaz” ifadelerini kullandı.
MİLLETVEKİLLERİNE “HAYIR” OYU ÇAĞRISI
TBMM’de görüşülmesi öngörülen Mekke Anlaşması nedeniyle milletvekillerinin tarihi bir sorumlulukla karşı karşıya olduğunu belirten Özdağ, “Değerli milletvekilleri, bu anlaşmaya evet oyu vermeyin. Bu anlaşmaya hayır oyu vermek, ailenize bırakacağınız kıymetli bir miras olacaktır” dedi.
ARNAVUTLUK’A POLİSİYE ARAÇ GÖNDERİLDİĞİ İDDİASI YANITLANSIN
Avrupa’daki protestolara değinen Özdağ, Türkiye’den Arnavutluk’a olayların bastırılması amacıyla polisiye araç gönderildiği iddiasına ilişkin Dışişleri Bakanlığı’ndan açıklama istedi. Özdağ, “Eğer bu doğruysa çok şaşırtıcı olur ve doğrusu kabul edilemez olur. Bu konuda Dışişleri Bakanlığının vakit bulursa bir açıklama yapmasının zamanı gelmiş geçiyor” diye konuştu.
FON KRİZİ: “BÜTÜN TÜRKİYE MAĞDUR”
Sermaye piyasalarında yaşanan fon krizi nedeniyle ortaya çıkan zararın yalnızca doğrudan mağdurlarla sınırlı olmadığını söyleyen Ümit Özdağ, fon soygununun, ekonomiyi nasıl ağır bir tahribata sürüklediğinin görüldüğünü belirtti.
Fon krizi başladığından bu yana, sadece 450 bin kişinin mağdur olmadığını, bütün Türkiye’nin mağdur edildiğini savunan Ümit Özdağ, şöyle devam etti:
“Borsada işlem gören Türkiye’deki şirketlerin değeri 134 milyar dolar düşmüş. Bununla Çanakkale Köprüsü’nden ve bağlantılı otoyollarından 47 tane yapmak mümkündü. Yani 20 milyar dolar değil kayıp. Türk ekonomisine vermiş olduğu zararın derinliği olağanüstü yüksek. SPK başkanının istifası, Maliye Bakan Yardımcısının emekliye ayrılması bunlar yeterli değil. Cumhurbaşkanı Yardımcısının da bu konuda manipülasyonların üzerini açıklama yaparak örttüğü için büyük sorumluluğu olduğu ortaya çıkmıştır. Şimdi merak ediyoruz. Erdoğan, yardımcısının bu sorumluluğu karşısında ne yapacaktır? Çok net söylüyor bu manipülasyon iddiaları doğru değil diye. Bir sene önce, Maliye Bakanı’ndan sonra. Ne olacak şimdi? Bunun bedelini kim ödeyecek? Bir siyasi sorumluluğu olmayacak mı?”
YENİ ANAYASA TARTIŞMALARI
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, DEM Parti Milletvekili Cengiz Çandar’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın yeniden adaylığı konusunda, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, DEM’in desteğine ihtiyaç duyarsa Kürtlere eşit vatandaşlık, ana dilde eğitim ve 66. maddeyi değiştirmeyi düşünmelidir” dediğini belirtti. Özdağ, “Böyle diyerek, milli ve üniter devletin yıkılması konusunda DEM-PKK-Öcalan çizgisinin tavrını ortaya koydu. Açıkçası Cumhurbaşkanı’nın tekrar adaylığı üzerinden Anayasa’nın 66. ve 42. maddelerinin değiştirilerek Türkiye’de yeni bir milletin Anayasa’ya yazılması konusunda bir pazarlığı gündeme getiriyorlar” değerlendirmesini yaptı.
TÜRK MİLLİYETÇİSİ PARTİLERE İTTİFAK ÇAĞRISI
Ümit Özdağ, son günlerdeki önemli bir gündem konusunun da siyasetin değişik noktalarındaki partilerin önümüzdeki seçimlerde iş birliği yapması olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Bugün çerçeve yasa denilen süreç ile PKK ile müzakereler ekseninde, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet, çok uluslu, özerk bölgeli bir devlete dönüştürülerek yıkılmak istenmektedir. Bu durumu durdurabilecek tek güç, Atatürk’ten taviz vermeyen Türk milliyetçiliğidir. Bahçeli ile Öcalan kol kola girerken Erdoğan, ‘AK Parti, MHP, DEM birlikte yol yürüyeceğiz’ derken, Türk milliyetçileri bireysel veya partizan egolarla hesap yaparlarsa tarih ve millet önünde suçlu duruma düşerler. Eğer samimiysek, vatan ve millet sevgimizde gün, küçük hesapların günü değildir. Gün, iş birliğinin, Cumhuriyet için iş birliğinin, gün, dayanışmanın, İstiklal Harbi’nin değerlerini yaşatmak için dayanışmanın, ortak akıl ile tahrip edilmeye çalışılan Cumhuriyet’i yeniden inşa edecek gücü oluşturmanın günüdür.
Zafer Partisi bu iş birliğini, TBMM’de temsil edilmek için değil, Türkiye’yi yönetecek iktidar kadrosunu oluşturmak için istemektedir. Ve biz Zafer Partisi olarak Türkiye’nin geleceğinden haklı olarak endişe duyan bütün seçmenlere söz veriyoruz. Üstten bakmayacağız, muhataplarımızı küçümsemeyeceğiz, rencide etmeyeceğiz. Eski defterleri açmayacağız. Zafer Partisi, Atatürk Türkiye’sinin savunulması ve yeniden inşasını sağlayacak bir seçim ittifakının oluşması için üzerine düşen milli sorumluluğu hakkıyla yerine getirecektir.”
Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Ümit Özdağ, iktidar tarafından 2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi’nde faize yaklaşık 4 trilyon lira ayrılmasına ilişkin soruya, “80 milyar dolar faiz ödeyecek Türkiye. Korkunç bir rakamdan bahsediyoruz. Yıllardan beri yapılan kötü ekonomik politikaların, üretimden kopan, borca dayalı, özelleştirmeye dayalı politikaların sonunda gelip iflas ettiği nokta, bütçe üzerinde 80 milyar dolarlık bir borç yükünün oluşması” yanıtını verdi.



