Haber En Son Olay Haber
Rize
Açık
weather
23°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Rize Haber Dünya 250. Yılda Efsaneler: Kahramanlar ve Canavarların Savaşı!

250. Yılda Efsaneler: Kahramanlar ve Canavarların Savaşı!

250. yıl kutlamaları, kahramanların ve canavarların destansı hikayeleriyle dolup taşan bir atmosferde gerçekleştiriliyor. Bu özel etkinlikler, toplumu bir araya getirerek geçmişin kahramanlıklarını yüceltirken, aynı zamanda hayal gücünün sınırlarını zorlayan canavarları da gözler önüne seriyor. Kutlamalar, tarih boyunca süregelen savaşlar ve zaferlerin anısını yaşatıyor.

Okunma Süresi: 4 dk

Kutuplaşmış Amerikan medyası, 4 Temmuz'a yaklaşırken kurucu babaları yüceltmekte ve farklı Amerikan kahramanlarına değinmektedir. Ancak, bu kahramanların geçmişine bakıldığında, zıt görüşlerin ve tarihin acı gerçeklerinin ortaya çıktığı bir tablo ile karşılaşıyoruz. Bu bağlamda, bazı figürler için farklı yorumlar ve algılar oluşabilmektedir.

Kahraman mı, Canavar mı?

Amerikan kahramanı olarak tanıtılan Kit Carson, tarihsel olarak çeşitli tartışmalara yol açmaktadır. CNN gibi medya kuruluşları, onun savaş yıllarında gösterdiği cesareti öne çıkartan hikâyeler yayımlamakta. Bu durum, toplumda farklı algıların oluşmasına yol açmıştır. Bizim çocukluğumuzdaki çizgi filmlerde maceralarıyla büyüdüğümüz Carson, yerleşimcilerin övgüsünü alırken, aynı zamanda Navajo halkının gözünde bir canavara dönüşmektedir. Çocukluk yıllarımızda hayranlıkla izlediğimiz bu karakter, yerel halk için ise acı ve trajediye neden olan bir figürdür.

Navajo Halkının Tarihi Acısı

1863 yılında General James Carleton tarafından başlatılan operasyonun liderliğini üstlenen Kit Carson, Navajo halkına karşı birçok vahşeti gerçekleştirmiştir. Bu süreçte, ilk amaçları askeri olarak yenemeyecekleri bu toplumu evsiz bırakmak ve destek sistemlerini çökertmek olmuştur. Yüzbinlerce pound mısırın yakılması ve binlerce insanın zorla yerinden edilmesi, halkın acılarını katlamıştır. Askeri zorlamalar sonucunda 'Uzun Yürüyüş' adı verilen trajik süreçte birçok insan açlıktan ve soğuktan hayatını kaybetmiştir. Bu tür olaylar, tarihsel bellekte derin yaralar açmaktadır.

Modern Tarih Anlayışında Değişiklikler

Tarihe yön veren yazarlar, bu dönemde yaşananların detaylarını gün yüzüne çıkarmakta zorlanıyor. Douglass Brinkley gibi tarihçiler, geçmişteki olaylara ilişkin eleştirel bakış açıları sunmaktan uzaklaşarak, televizyon tarihçiliğine kaymış durumda. Öyle ki, Roosevelt'in başarıları üzerine yapılan olumlu değerlendirmeler, tarihsel gerçeklerin perdelenmesine neden olmaktadır. Siyah Amerikalıların bu kahramanlık hikâyelerinde yer almaması, tarih yazımında yaşanan adaletsizliklerden sadece bir tanesidir. Bu nedenle, günümüz tarihçileri, geçmişi yeniden değerlendirmek adına daha kapsamlı bir çaba içinde olmalıdırlar.

Brownsville Olayı ve Roosevelt’in Rolü

Brownsville Olayı, Amerikan tarihinin karanlık köşelerinden biridir ve Theodore Roosevelt’in bu olayda üstlendiği rol, uzun süre göz ardı edilmiştir. 1906 yılında yaşanan bu skandal, Siyah askerlerin topluca cezalandırılması sonucunu doğurmuş ve 167 askerin onursuz bir şekilde terhis edilmesine yol açmıştır. Roosevelt'in bu meseleyi ele alış biçimi, tarihin yeniden yazılmasının önemini vurgulamaktadır. Bu olayda yaşananlar, siyahların orduda yaşadığı ayrımcılığı gözler önüne sererken, Roosevelt'in bazı siyasi baskılar altında bu kararı vermesi, tarihi bir hatıranın üstüne karanlık bir örtü çekmiştir.

Jefferson'un İkili Kişiliği

Thomas Jefferson, Amerikan tarihindeki karmaşık figürlerden bir tanesidir. Hem özgürlük savunucusu olarak yüceltilirken, bir yandan da köleliğin içindeki çelişkili durumu dikkate değer bir sorun olarak ele alınmalıdır. Onun köleliğe karşı yaratmaya çalıştığı imaj, tarihsel kayıtlarda yer bulmuş ama içinde bulunduğu durumu tam olarak yansıtmaktan uzaktır. Cinsiyet ve etnik kimlik temeli üzerinden yapılan tarih yorumları, köleliğin gerçek gereklerini ortaya koymada yetersiz kalmaktadır. Jefferson’un bu ikili kişiliği, feminist ve tarihsel eleştiriler karşısında sorgulanmaya devam etmektedir.

Benjamin Franklin ve Tarihsel Duruşu

Amerika'nın kurucu babaları arasında öne çıkan Benjamin Franklin, kölelik karşıtı duruşu ile dikkat çekmektedir. Franklin, zamanla bu konudaki düşüncelerini değiştirerek, eğitim ve eşitlik konusundaki mücadelelerini öne çıkarmıştır. 18. yüzyılda, kölelerin eğitim eksikliğinin koşullarından kaynaklandığını anlaması, yaşamının son dönemlerinde aktif bir şekilde kölelik karşıtı eylemlere katılmasına neden olmuştur. Franklin’in dönemin genel tutumlarına karşı duruşu, ilerici bir felsefenin temsilcisi olması açısından önemlidir. Tarihsel figürlerin yeniden yorumlanması gerekmektedir ve Franklin bu bağlamda farklı bir bakış açısıyla değerlendirilmelidir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *