Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), demans riskini azaltmak amacıyla güncellenmiş rehberini kamuoyuyla paylaştı. 15 Temmuz'da yayımlanan ikinci baskıda, fiziksel hareketten sosyal etkileşime, kronik rahatsızlıkların yönetiminden çevresel etkilere kadar birçok değiştirebilir risk faktörü üzerinde durulmuş durumda. Yaşlanan dünya nüfusu ile birlikte demans, giderek daha fazla halk sağlığı sorunu haline geldi. Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, DSÖ'nün yeni rehberinin yaşam tarzı değişiklikleri ile hastalığın ortaya çıkma riskini azaltabileceğine dair güncel bilimsel verilere ışık tutacağını belirtti.
Güncellenen Rehberin Önemi
Prof. Dr. Aykut Bingöl, 2019 yılında yayımlanan ilk rehberin ardından gelen ikinci baskının, son yıllarda elde edilen veriler doğrultusunda önemli bir genişleme içerdiğini vurguladı. Dünya genelindeki demans hastalarının sayısının 2021 yılı itibarıyla yaklaşık 57 milyon civarında olduğunu ifade eden Bingöl, bu bireylerin büyük kısmının düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşadığını aktardı. Halen demansı durdurabilecek ya da geriye çevirecek kesin bir tedavinin bulunmadığını belirten uzman, bu durumun yaşam boyu uygulanması gereken koruyucu taktiklerin önemini artırdığını ifade etti. Erken dönemde kontrol altına alınabilen risk faktörlerinin büyük etkisi olduğuna dikkat çeken Bingöl, demansın önlenmesi konusunda araştırmaların kritik bir rol oynadığını söyledi.
Yeni Risk Faktörleri ve Değişiklikler
Güncellenen rehberde, HIV, inme ve travmatik beyin hasarı gibi sekiz yeni risk faktörüne yer verildi. Ayrıca mevcut sekiz risk faktörüne ilişkin bilimsel veriler de yeniden değerlendirildi. Bu rehberde öneriler, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını destekleme, demans riskiyle bağlantılı sağlık sorunlarını etkin bir şekilde yönetme ve çevresel risk faktörlerini azaltma gibi üç temel başlık altında toplanıyor. Bu çerçevede, bireylerin yaşamlarını nasıl sürdürecekleri ve sağlıklı bir birey olmaları için ne gibi önlemler almaları gerektiği vurgulanmakta. Özellikle bu başlıklar altında sağlıklı yaşam tarzı değişikliklerinin bireylerin ruh ve beden sağlıkları üzerindeki etkisi ön plana çıkıyor.
Fiziksel Aktivite ve Sosyal Yaşamın Rolü
DSÖ’nün rehberinde düzenli fiziksel aktivitenin yanı sıra bilişsel egzersizler ve sosyal yaşamın önemine de vurgu yapıldı. Prof. Dr. Bingöl, sağlıklı bir yaşam sürdürmenin ve bilişsel eğitim programlarına katılmanın demans riskini azaltmaya yardımcı olacağının altını çizdi. Bu bağlamda, düzenli fiziksel aktivitenin, demans riskini azaltma yönünde güçlü bilimsel verilerle desteklendiğini ifade etti. Ayrıca, sosyal etkinliklere katılmanın da bireylerin bilişsel işlevlerine olumlu etkiler sağladığını belirtti. Bu tür aktivitelere katılan bireylerin, demans riski ile karşılaşma olasılıklarının azaldığı görülüyor.
Kronik Hastalıkların Yönetimi
Rehberde yalnızca yaşam tarzı değişiklikleri değil, aynı zamanda kronik hastalıkların yönetiminin de demans riskini azaltmadaki kritik önemi ortaya kondu. Hipertansiyon, diyabet, obezite, yüksek kolesterol, işitme kaybı, uyku bozuklukları ve depresyon gibi sağlık sorunlarının uygun şekilde yönetilmesinin koruyucu etkisi dikkat çeken bir faktör olarak öne çıkıyor. Prof. Dr. Bingöl, bu sağlık sorunlarının kontrol altında tutulmasının demans riski açısından hayati öneme sahip olduğunu vurguladı. Ayrıca sigaranın bırakılması, alkol tüketiminin sınırlandırılması ve sağlıklı beslenmenin de riskin azalmasında etkili olduğu belirtildi.
Çevresel Faktörlerin Etkisi
Yeni rehber, çevresel risk faktörlerine de geniş bir perspektif kazandırdı. Özellikle hava kirliliğine uzun süre maruz kalmanın demans gelişimi açısından önemli bir etmen olduğu ifade edildi. Prof. Dr. Bingöl, demans riskini azaltmak için günlük yaşamda yapılabilecek öneriler sundu. Bu öneriler arasında düzenli fiziksel aktivite yapmak, sosyal ilişkileri canlı tutmak, kronik hastalıkları kontrol altında tutmak, sigara içmemek, alkol tüketimini sınırlamak ve Akdeniz tipi dengeli bir beslenme düzeni oluşturmak yer alıyor. Ayrıca işitme ve görme kayıplarına dikkat edilmesi, gerektiğinde tedavi olunması ve düzenli, kaliteli uyku alışkanlıkları kazanılması gerektiği dile getirildi.