Rusya’nın petrol ve petrokimya altyapısı son günlerde art arda düzenlenen uzun menzilli saldırıların baskısı altında.
Tataristan’dan Sibirya’ya, Orenburg’dan Başkurdistan’a uzanan geniş bir hatta büyük enerji tesisleri hedef alınırken, saldırıların etkisi rafineri kapılarından çıkıp akaryakıt piyasasına ve taşımacılık sektörüne ulaşmaya başladı.Son gelişme 13 Ağustos’ta Başkurdistan’daki Gazprom Neftekhim Salavat kompleksinde yaşandı.
Ukrayna ordusu tesisi vurduğunu açıklarken saldırının ardından yangın çıktı.
Salavat, Ukrayna sınırından yaklaşık 1.300 kilometre uzakta bulunuyor ve saldırının bu mesafeye ulaşması Rusya’nın iç bölgelerindeki enerji altyapısının da baskı altında olduğunu gösteriyor.Gazprom tesisi vuruldu, Orsk 6 aya kadar kapalı kalabilirGazprom Neftekhim Salavat, Rusya’nın büyük petrol işleme ve petrokimya merkezlerinden biri konumunda.
Tesis yılda yaklaşık 6 milyon ton ham petrol ve 4 milyon ton gaz kondensatı işleyebilecek kapasiteye sahip.
Komplekste benzin ve fuel oil gibi petrol ürünlerinin yanı sıra petrokimya ve kimyasal ürünler de üretiliyor.
Bu nedenle yaşanacak üretim kesintileri yalnızca akaryakıt tarafını değil, daha geniş bir sanayi zincirini etkileyebilecek nitelikte.13 Ağustos’taki saldırının ardından tesiste yangın çıktığı doğrulanırken, hasarın üretime ne ölçüde yansıyacağına ilişkin ayrıntılı değerlendirme henüz açıklanmadı.
Ancak son saldırı, Rusya’nın enerji altyapısına yönelik baskının birkaç tesisle sınırlı kalmadığını ve ülkenin farklı bölgelerindeki üretim merkezlerine yayıldığını gösteren yeni bir gelişme oldu.Rus enerji sektöründeki daha ağır darbelerden biri ise Orsk rafinerisinde ortaya çıktı. 11 Ağustos’taki drone saldırısında kritik altyapının hasar görmesinin ardından tesis tamamen kapatıldı.
Orenburg Bölge Valisi Yevgeny Solntsev, zarar gören bazı ekipmanların ithal olduğunu ve yaptırımlar nedeniyle onarım sürecinin altı aya kadar uzayabileceğini açıkladı.Orsk rafinerisinin yıllık ham petrol işleme kapasitesi yaklaşık 6 milyon ton seviyesinde bulunuyor.
Tesis benzin, motorin, havacılık yakıtı, fuel oil ve bitüm gibi birçok ürün üretiyor.
Bu nedenle uzun süreli kapanmanın yalnızca bölgesel değil, Rusya’nın genel petrol ürünü dengesi üzerinde de baskı yaratabilecek bir kayıp olduğu değerlendiriliyor.Kapanmanın bölgedeki etkisi şimdiden hissediliyor.
Orenburg’daki 287 akaryakıt istasyonunun yaklaşık yüzde 80’inin faaliyette olduğu, mevcut yakıtın dağıtımında acil durum ve özel görev araçlarına öncelik verildiği bildirildi.
Onarım için gerekli bazı parçaların yaptırımlar nedeniyle doğrudan temin edilememesi ise fiziksel hasarın ekonomik etkisini daha da büyüten bir unsur haline geliyor.Enerji altyapısındaki sorun yalnızca rafinerilerle de sınırlı değil.
Sibirya’nın Tobolsk kentindeki Sibur’a ait Zapsibneftekhim petrokimya kompleksi, 10 Ağustos’taki drone saldırısının ardından üretimini durdurdu.
Tesis, Rusya’nın en büyük LPG üretim merkezi olarak öne çıkıyor ve yıllık yaklaşık 6 milyon ton LPG üretimiyle ülkenin toplam üretiminin yaklaşık yüzde 40’ını karşılıyor.Tesiste üretilen LPG’nin yaklaşık yarısı aynı kompleksteki petrokimya faaliyetlerinde hammadde olarak kullanılıyor.
Bu nedenle uzun süreli bir kapanma, Rusya’da yalnızca LPG arzını değil, plastik ve diğer petrokimya ürünlerinin üretildiği sanayi zincirlerini de baskılayabilir.Yakıt fiyatındaki artış nakliye maliyetini sert yükselttiRafinerilerdeki üretim kayıpları artık doğrudan ekonominin diğer alanlarına taşınıyor.
Rus lojistik şirketlerinin verdiği bilgilere göre yakıt fiyatları son bir ayda yüzde 16-18 arasında yükseldi.
Bu artış bazı taşımacılık şirketlerinin toplam operasyon maliyetini yüzde 4,5-5,5 arasında yukarı taşıdı ve uzun mesafeli taşımacılığın kârlılığını belirgin biçimde azalttı.Yakıt, kara taşımacılığındaki toplam maliyetlerin yaklaşık yüzde 30’unu oluşturuyor. Üstelik taşıyıcıların daha önce akaryakıtta aldığı yüzde 7-12 seviyesindeki indirimlerin de büyük ölçüde ortadan kalktığı belirtiliyor.
Böylece şirketler yalnızca pompa fiyatlarındaki yükselişle değil, ticari indirimlerin kaybıyla da karşı karşıya kalıyor.Sonuç olarak bazı lojistik şirketleri uzun mesafeli rotaları azaltmaya ve daha kısa teslimatlara yönelmeye başladı.
Yakıt arzının bölgesel olarak sıkıştığı noktalarda kamyonların depo doldurabilmek için daha uzun süre beklemek zorunda kalması, maliyet hesabına zaman kaybını ve araç kullanım verimliliğindeki düşüşü de ekliyor.Sorun özellikle temmuz ayında belirginleşti.
Rusya’da karayolu yük taşımacılığı ücretleri temmuzda aylık bazda ortalama yüzde 12-15 yükselirken bazı bölgelerde ve güzergâhlarda artış yüzde 50’ye kadar çıktı.
Böylece enerji altyapısına yönelik saldırılar, ilk aşamada rafinerilerin üretim kapasitesini etkilerken ikinci aşamada ülkenin taşıma sistemine doğrudan maliyet olarak yansımaya başladı.Bu tablo Rus ekonomisi açısından kritik önem taşıyor. Çünkü yılın ilk yarısında ülkedeki yüklerin yüzde 70’inden fazlası karayoluyla taşındı.
Akaryakıt maliyetindeki kalıcı artışın gıdadan sanayi ürünlerine kadar çok sayıda kalemde nihai fiyatlara yansıması, Rusya’nın zaten mücadele ettiği enflasyon baskısını daha da artırabilecek bir risk oluşturuyor.Çin-Rusya hattında taşıma faturası üçte bir büyüdüYakıt krizinin Rusya’nın en önemli ticaret ortağı Çin ile yapılan taşımacılığı da etkilediği görülüyor. Çin’den Moskova’ya yapılan bir karayolu sevkiyatının maliyeti kriz öncesinde 10-11 bin dolar civarındayken yaklaşık 14 bin dolara yükseldi.
Böylece tek bir uzun mesafeli sevkiyatın maliyeti kısa süre içerisinde yaklaşık üçte bir arttı.Çin sınırına yakın Zabaykalsky bölgesinde kamyonların yakıt almak için iki veya üç gün beklemek zorunda kaldığı belirtiliyor.
Bu durum taşıyıcıların yalnızca yakıta daha fazla ödeme yapmasına değil, araçların aynı zaman diliminde daha az sefer gerçekleştirmesine ve teslimat sürelerinin uzamasına da neden oluyor.Yüksek maliyet nedeniyle şirketlerin alternatif taşıma yöntemlerine ilgisi de artıyor.
Doğrudan demiryolu taşımacılığına yönelik talebin yüzde 18-20, deniz taşımacılığı talebinin ise yüzde 10-12 yükseldiği hesaplanıyor.
Böylece enerji krizinin etkileri, Rusya’nın iç lojistik sisteminin yanı sıra Çin ile kurduğu ticaret koridorlarının taşıma tercihlerini de değiştirmeye başladı.Rusya açısından Çin hattındaki maliyet artışı ayrıca dikkat çekiyor.
Batılı yaptırımların ardından Moskova’nın ticaretinde Çin’in ağırlığı belirgin biçimde artarken, karayolu taşımacılığındaki yeni maliyet baskısının ithal ürünlerin fiyatlarına yansıması ihtimali de güçleniyor.Petrol ürünü ihracatı düşerken enflasyon riski büyüyorRafineri saldırılarının etkisi ihracat rakamlarında da görülüyor.
Rusya’nın deniz yoluyla petrol ürünü ihracatı temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 33,3 düşerek yaklaşık 3,93 milyon tona geriledi.
Yıllık bazdaki düşüş ise yüzde 54,7’ye ulaştı ve üretim kapasitesindeki kaybın dış satışlara ne ölçüde yansıdığına ilişkin önemli bir gösterge oluşturdu.Üretim tesislerinde yaşanan plansız duruşlar ve saldırılardan kaynaklanan hasarlar, rafinerilerin işleme kapasitesini ve ihracata sunulabilecek ürün miktarını azaltıyor.
Rusya dünyanın en büyük enerji üreticilerinden biri olmasına rağmen rafineri kapasitesindeki sorunlar, ham petrol üretiminin yüksek kalmasının iç piyasadaki benzin ve motorin sıkıntısını tek başına çözmeye yetmediğini gösteriyor.Ukrayna, Rus enerji tesislerine yönelik uzun menzilli saldırıları Moskova’nın savaşı sürdürme maliyetini artırmayı amaçlayan stratejisinin bir parçası olarak tanımlıyor.
Son saldırı dalgasının ekonomik etkisi ise artık enerji tesislerinin fiziksel hasarıyla sınırlı değil; yakıt arzındaki sıkıntı lojistik maliyetlerine, uzun mesafeli ticarete ve ürün fiyatlarına doğru yayılıyor.Rusya yakıt ithalatını artırarak ve bazı kalite kurallarını gevşeterek arz problemini sınırlamaya çalışıyor.
Ancak sektör temsilcileri, akaryakıt arzı normale dönse bile taşımacılık ücretlerinin eski seviyelerine tamamen geri dönmesini beklemiyor. Çünkü şirketlerin son dönemde karşılaştığı maliyet artışları yalnızca yakıt fiyatından değil, bekleme sürelerinden, bozulan tedarik zincirlerinden ve alternatif rotalara yönelme zorunluluğundan da kaynaklanıyor.Bu nedenle Rus ekonomisi açısından yeni risk, bir rafinerinin daha vurulmasından çok daha geniş bir alana yayılmış durumda.
Enerji altyapısındaki hasarın kalıcı bir nakliye maliyeti ve enflasyon sorununa dönüşmesi halinde, savaşın ekonomik faturası petrol sektöründen tüketici fiyatlarına kadar uzanan yeni bir kanaldan büyüyebilir.