9 Aralık 2024 tarihinde sabah saat 08.18'de İstanbul'un Güngören Merkez Mahallesi’ne gelen bir ihbar, olayın fitilini ateşledi. İhbar üzerine bölgeye giden sağlık ve güvenlik ekipleri, 48 yaşındaki Murat Dilsiz’i başından vurulmuş bir şekilde yatak odasında buldu. Etrafında bir boş kovan ve elinde silah olduğu görüldü. İlk bakışta intihar izlenimi veren bu durum, daha sonrasında karmaşık bir soruşturmanın başlangıcını oluşturdu.
Olayın Soruşturması ve Gelişmeler
Olayın hemen ardından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Dilsiz’in ölümü hakkında bir soruşturma başlattı. İlk aşamada intihar olarak değerlendirilen durum, cenaze için Diyarbakır’a gidildiğinde aldığı yeni bilgilerle farklı bir boyut kazandı. Murat Dilsiz’in 13 yaşındaki kızı E.D., olaydan sonra kuzeni Büşra Dilsiz’e babasını kendisinin vurduğunu itiraf etti. Bu açıklama, hukuki süreçte önemli bir kırılma noktasıydı. Kuzeninin ihbarıyla birlikte savcılık, soruşturmayı derinleştirmek için harekete geçti.
Kızın İtirafları ve Olayın Gerçek Yüzü
E.D., ifadesinde babasının aileye sürekli şiddet uyguladığını ve tehditlerde bulunduğunu anlattı. Dört kişiyle birlikte yaşadıkları evde yaşadıkları huzursuzluğu detaylandıran E.D., olay gününde büyük bir tartışma yaşandığını kaydetti. Babasına, korktuğundan dolayı eldivenle ateş açtığını ve ardından atış yaptığı silahı gizlemek için eldivenleri tuvalet penceresinden attığını belirtti. E.D. ayrıca, olayın ardından babasını vurduktan sonra odasına gidip yattığını, silah sesini kimsenin duymadığını ifade etti.
Savcılık ve Savunmalar
Olayı soruşturan savcılık, E.D.'nin ifadelerini dikkatle inceleyerek annenin ve ablanın ifadelerini aldı. Eylem Dilsiz, kızı tarafından uyandırıldığını ve eşini vurulmuş halde bulduğunu, hatta gece sırasında silah sesi duymadığını ifade etti. E.D.’nin iddialarını yalanlarken, kendisinin kızına silah vermediğini ve yönlendirmediğini savundu. Rojin Dilsiz de aynı şekilde, olay anında kendisini herhangi bir şekilde yönlendirmediğini belirtti.
Adli Tıp Raporu ve Olayın Değerlendirilmesi
Yapılan otopsi ve kriminal inceleme raporları da soruşturmanın detaylarına ışık tuttu. Olayda kullanılan silahın, gaz tabancasından dönüştürülerek gerçek mermi atar hale getirilmiş olduğu, suç unsuru açısından yasaklı bir silah olduğu tespit edildi. Ayrıca atışın, yakın mesafeden, tek bir mermiyle gerçekleştiği kaydedildi. Savcılık, E.D.'nin Cephe Hakkında daha derinlemesine bir analiz yaparak güvenlik açığını gözler önüne serdi. Olayla ilgili annenin ve kızının yerine getirdiği hareketlerin, intihar izlenimi vermesi amacıyla gerçekleştirilmiş olabileceği düşünülmeye başlandı.
Cezai Süçlamalar ve İddianame
Sonuç olarak, E.D., Eylem Dilsiz ve Rojin Dilsiz yüklenen ağır suçlamalar ile karşı karşıya kaldı. Savcılık, üç kişi hakkında da ‘Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş, boşandığı eş veya kardeşe karşı tasarlayarak kasten öldürme’ suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet talep etti. Bu iddialar, ceza yasası gereğince daha da karmaşık bir hukuksal boyuta taşındı ve duruşmaların nasıl sonuçlanacağı merak konusu oldu. Ayrıca, ‘Ruhsatsız silah’ kullanma suçundan 5 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası ile karşılaşma ihtimalleri de olası.