Hayati risk taşıyan aort anevrizması, genellikle belirti vermeden ilerlerken, patladığında ciddi sorunlara yol açabilir. 75 yaşındaki İsmet Akoğlu'nun hayatını tehdit eden bu durum, şiddetli karın ağrısı ile ortaya çıktı. Ağrısı nedeniyle gittiği ilk sağlık kuruluşunda damar çapının büyüdüğüne dair bilgi aldıktan sonra, hızlı bir şekilde Medipol Mega Üniversite Hastanesi'ne yönlendirildi.
Korkutucu Durumun Tesbiti
Hastaneye başvurduğunda, Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bilal Boztosun ve ekibi, hastanın durumu hakkında detaylı tetkikler yaptı. Bu tetkiklerin sonucunda, vücuttaki ana damar olan karın aortunun ciddi ölçüde genişlediği tespit edildi. Normalde aort çapının 2-3 santimetre arasında olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Boztosun, yapılan ultrasonda aort çapının 9,5 santimetreye ulaştığını açıkladı. Hemen bir ileri sağlık merkezine sevk edilmesi önerilen Akoğlu'na, burada yoğun bakım hizmetinin sağlanmasına karar verildi. Gerekli tomografi incelemesinin ardından, durumun daha da ciddileştiği ve anevrizmanın gerçek boyutunun yaklaşık 11.8 santimetre, yani neredeyse 12 santim olduğu anlaşıldı. Bu boyut, Türkiye'de kaydedilen en büyük anevrizma vakalarından biri olarak kayıtlara geçti.
Kapalı Yöntem ile Başarı Sağlandı
Prof. Dr. Boztosun, hastanın durumu karşısında hızlı bir müdahale gerçekleştirdiklerini vurguladı. Açık ameliyat yerine kapalı bir yöntem tercih edildi ve bu süreçte iki kasıktan girerek endovasküler yöntemle anevrizmanın onarımına başlandı. Yapılan operasyon, başarılı bir şekilde tamamlandı ve hastanın durumu hızla iyileşmeye başladı. Operasyon sonrası ertesi gün hastanın ayağa kalkıp, hareket edebilmesi hastalığın seyrinde olumlu bir gelişme olarak değerlendirildi. Şu anda İsmet Akoğlu’nun genel durumu oldukça iyi ve stabil. Hastanın, kritik bir aşamadan geçtiği ve zamanında hastaneye ulaştığı için hayatta kalmayı başardığı da belirtildi. Yapılan bu başarılı müdahale sonrası, hastanın taburcu edilmesi hedefleniyor.
Hayatta Kalmanın Önemi
Bu vaka, zamanında yapılan tıbbi müdahalelerin yaşam kalitesini ne denli etkileyebileceğini bir kez daha gözler önüne serdi. 75 yaşındaki hastamızın anevrizma gelişiminin hangi aşamada olduğunun tespit edilmesi, hayati tehlikeyi azaltan en önemli faktörlerden biri oldu. Sağlık kuruluşunun zamanında yaptığı yönlendirme sayesinde, hastanın durumu itibarıyla gereken tedavi süreci hızla başladı. Sağlık ekiplerinin bu tür durumlarla karşılaşabilme ihtimaline istinaden, yoğun bir değerlendirme sürecinden geçmesi gerektiği de önemini koruyor. Prof. Dr. Boztosun'un ifade ettiği gibi, zamanında gerçekleştirilen müdahaleler, müdahalenin sonuçlarını köklü bir şekilde değiştirebilmektedir. Aynı zamanda, hastanın anevrizma belirtilerini dikkate alarak en kısa sürede sağlık hizmeti alması, onun hayatını kurtaran önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.