Savcılık belgelerinde; şifreli çantalarda korunan gizli bilgiler, milyarlarca liralık kayıt dışı bütçe, "inkar cihattır" talimatı ve Alihan Kuriş'in "Mehdi" olduğuna dair iddialar en ince ayrıntısına kadar gün yüzüne çıktı.Günümüzde Alihan Kuriş'in yönettiği ve Süleymancılık akımı olarak tanınan Kuriş Örgütü'nün, devlet kurumlarını bertaraf etmeyi amaçlayan karanlık taktikleri ve FETÖ'yü andıran gizli yapılanması resmi belgelere yansıdı.
Dünya genelinde 50 civarında ülkede ve Türkiye'nin 81 vilayetinde etkin olan bu grubun, gizlilik esasını zirvede tutarak devlete alternatif paralel bir düzen inşa ettiği anlaşıldı.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sürdürülen soruşturmanın çarpıcı detaylarına ulaşıldı. 1959 senesinde vefat eden Süleyman Hilmi Tunahan'ın önderliğinde temelleri atılan yapının, günümüzde Tunahan'ın torununun oğlu Alihan Kuriş'in idaresinde adeta büyük bir kabuk değişimine uğradığı saptandı.
Savcılık dosyasına yansıyan bilgilere göre, yeni liderin başa geçmesiyle beraber grup içindeki gizlilik tedbirleri maksimize edildi.Ümraniye'de imha edilmek istenen belgelere el konulduAnkara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde "Alihan Kuriş Suç Örgütü"ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında sıcak bir gelişme daha yaşandı.
Alınan bir ihbar üzerine İstanbul'un Ümraniye ilçesindeki bir adreste arama gerçekleştirildi.
Yapılan baskında, örgüt ve yürütülen soruşturmayla doğrudan bağlantılı olduğu tespit edilen belgelere el konuldu.
Emniyet güçlerinin eline geçmesini engellemek amacıyla söz konusu evrakların imha edilmek üzere parçalandığı belirtildi.Liderin kendini "Mehdi" ilan etmesiSabah'ta yer alan habere göre, gerçekleştirilen araştırmalarda, asıl doğum tarihi 28 Temmuz 1982 olan Alihan Kuriş'in, tabanına hicri 1400 yılına tekabül eden 21 Kasım 1979 tarihinde doğduğunu duyurduğu ve kitleler tarafından "Mehdi" olarak kabul gördüğü anlaşıldı.
Resmi belgelerde "Erhan Faruk" olan ismini 1989 yılında "Ali Erhan", 2006 yılında da "Alihan" şeklinde değiştirdiği tespit edildi.
Grup mensuplarının, Kuriş'in aldığı kararları Peygamber Efendimiz ile görüşerek verdiğine ikna edildiği, böylelikle koşulsuz bir itaatin tesis edildiği ifade edildi.Fetö mensubu kadınların yapıya kazandırılmasıKuriş'in yönetimi devralmasıyla artan gizliliğin yanında sınır ötesi operasyonlara da hız verildiği, FETÖ üyelerini kendi saflarına çekmek için çaba harcandığı gün yüzüne çıktı.
Bilhassa FETÖ mensubu kadınların finansman sağlama noktasındaki deneyimlerinden faydalanılarak örgüt gelirlerinde büyük bir artış yaşandığı, bu konunun üst düzey yönetim toplantılarında dahi değerlendirildiği bildirildi.Bir yılda devasa boyutta kayıt dışı bütçeSivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü'nün yalnızca 2025 yılı verileri incelendiğinde, Türkiye genelindeki iki bin 82 dernek aracılığıyla yapının 7.2 milyar lira tutarında bir meblağ elde ettiği, ancak bu devasa maddi gücün resmi hesaplara yansıtılmadan kayıt dışı şekilde idare edildiği saptandı.
Ayrıca yapının Ziraat Bankası, Halk Bankası ve Vakıf Bankası gibi kamu bankalarından uzak durduğu, para akışını güvendikleri şahısların şahsi hesapları üzerinden yürüttüğü gözlemlendi.Kuma gömülme stratejisi ve şifreli talimatlarLider kadrosunun tabana verdiği talimatlar da deşifre oldu. "Kendimizi Kuma Gömeceğiz" söylemiyle eylemlerini sır gibi saklayan örgütün; Facebook ve WhatsApp benzeri platformları yasakladığı, haberleşmeyi şifreli e-postalar ve hususi bir yazılım programı üzerinden yürüttüğü anlaşıldı. Şehirlere gönderilen direktiflerin "Ulaklar" vasıtasıyla ulaştırıldığı, bu kuryelerin dikkati çekmemek için iki defa peş peşe aynı kente gitmediği ve farklı araçlar kullandığı belirlendi.
Dernek ve yurtlara ait mahrem verilerin, yalnızca üst düzey sorumlularda yer alan "Şifreli" çantalarda muhafaza edildiği gün yüzüne çıktı.Yurt binalarında hem resmi hem de gayri resmi olmak üzere iki farklı kayıt düzenlendiği, kayıt dışı finansmandan akım içerisinde özel bir görevlinin sorumlu olduğu saptandı.
Bu işlemlerin özel olarak zimmetlenen bir bilgisayardan yürütüldüğü, cihazdaki bilgilere erişimin ise şifre, mail ve cep telefonu üzerinden üç aşamalı bir doğrulama sistemiyle sağlandığı ve bu bilgisayarın en üst düzeyde korunduğu tespit edildi.Denetimlere karşı inkar cihattır savunmasıGüvenlik güçlerinin olası denetimlerine karşı yurtlarda güvenlik kamerası kaydı alınmaması emredilirken, yetkililerin gelmesi halinde kameraların "bozuk" olduğunun söylenmesi istendi.
Soruşturma dosyasına giren çarpıcı detaylar arasında, üyelere "inkarın da bir cihat olduğunun unutulmaması" yönünde sürekli telkinde bulunulması yer aldı.Ulaklar ve hususi haberleşme ağıÖrgüt içerisindeki haberleşme gizliliği, FETÖ'nün bilindik metotlarını aratmıyor. İllere gidecek emir ve talimatların "Ulak" ismi verilen aracılarla taşındığı, gizliliği korumak adına bu şahısların iki defa üst üste aynı şehre gitmediği ve aynı arabayı kullanmadığı kuralı teyit edildi.
Bunun yanı sıra, FETÖ'nün kullandığı "ByLock" sistemine benzer hususi bir uygulama hazırlayan yönetimin bu ağ üzerinden yazıştığı, fakat söz konusu yazılımın istihbarat ve güvenlik güçlerince tespit edildiği öğrenildi.Yıkılan kaçak binalar sonrası hükümete karşı tutumSoruşturma kapsamında, Alihan Kuriş'in mühim kararları alırken Peygamber Efendimiz ile görüştüğüne dair bir inanç aşılandığı; böylelikle kararlara karşı oluşabilecek şüphelerin önüne geçilerek mutlak itaatin sağlandığı belgelendi. Özellikle seçim süreçlerinde bu söylemin sıcak tutularak tabanı kontrol altında tutmak ve tek bir yöne kanalize etmek amacıyla çalışmalar yapıldığı; internet tabanlı programlar, bildiriler, ses kayıtları ve yazılı metinler üzerinden gönderilen talimatlarla mensupların yönlendirilmeye çalışıldığı değerlendirildi.Hazine arazisi üzerinde bulunan Büyük Piyale Kur'an Kursu ve Okul Talebelerine Yardım Derneği ile yine hazine arazisinde ruhsatsız ve kaçak olarak inşa edilen, aynı zamanda deprem riski taşıyan Sadabat Erkek Öğrenci Yurdu binalarının yıkılması örgüt yönetimini harekete geçirdi.
Bu nedenlerden dolayı yapının, kendi kitlesini ve kamuoyunu Cumhurbaşkanlığı Seçimi ile 28.
Dönem Milletvekili Genel Seçimi öncesinde hükümet aleyhine kışkırtarak propaganda faaliyeti yürüttüğü ifade edildi.Ana merkezi Almanya'ya taşıma planıYurt içindeki sıkı denetimlerden sıyrılmak isteyen yapının, faaliyet merkezini Almanya'ya taşımayı hedeflediği belirlendi.
Köln kentinde 17 bin metrekarelik bir alan üzerine inşa edilen ve toplam maliyeti 70 milyon Euro olan devasa İslam Kültür Merkezleri Birliği (VIKZ) tesisinin bitimiyle beraber, Avrupa'daki tüm eğitim ve dini eylemlerin buradan koordine edileceği, böylece yapının yeni ana merkezinin burası olacağı vurgulandı.Yurt dışından getirilen çocukların durumuÖrgütün ülke dışından getirdiği küçük yaştaki yabancı çocukları kendi yurtlarına yerleştirdiği ve bu çocuklara kendi ideolojileri doğrultusunda eğitim verdikleri de ortaya çıkarıldı.Bu kapsamda çocukların bilhassa Kütahya, Mersin ve Antalya'daki yurtlarda barınmalarının sağlandığı anlaşıldı.
Operasyon sürecinde gözaltına alınan Hüseyin Türker'in yabancı çocuklardan sorumlu şahıs olduğu, yurt dışından gelen çocukların Türkiye'deki ikametleri boyunca turist vizesi kullandıkları ve dil eğitimi adı altında bu kalış süresini uzatabilmek adına farklı kuruluşlarla irtibat kurdukları tespit edildi.