Google Haberler

Mevzurize'yi Takip Edin

Son dakika haberleri ve güncel gelişmeleri Google Haberler üzerinden anında takip edin.

MevzuRize Gündem Bülent Arınç, Saray'a sunulan 'özel raporu' kamuoyuna duyurdu! Çarpıcı ifadelerle isyan etti

Bülent Arınç, Saray'a sunulan 'özel raporu' kamuoyuna duyurdu! Çarpıcı ifadelerle isyan etti

AK Parti'nin eski liderlerinden Bülent Arınç, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin revizyonunu talep etti. Arınç, Başkan Yardımcısı Fuat Oktay'ın bu sistemdeki sorunları Cumhurbaşkanlığı'na ilettiğini belirtti. Bu çağrı, mevcut yönetim yapısında daha etkin bir değişim gereksinimini gündeme getiriyor.

Okunma Süresi: 6 dk

AKP kurucularından ve eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, partisinin 25. kuruluş yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklamalarda Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemini sert sözlerle eleştirdi.

Eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın sistemin aksayan yönlerini belirleyen bir rapor hazırladığını açıklayan Arınç, raporun özel olarak sunulduğunu bildiğini söyledi.

Kararların yeterince araştırılmadan alındığını savunan Arınç, “Burada bir sistemde bir eksiklik var, sistemi düzeltin” dedi.

Arınç, liyakat eleştirilerinde bulunurken AKP'nin ortak akılla hareket etmeyi bıraktığını belirterek sert sözlerle düşüncelerini aktardı."SİSTEM REVİZE EDİLMELİ"AKP’nin ilk 10 yılı ile sonraki döneminin birbirinden farklı olduğunu belirten Arınç, buna karşılık parti ve ülke yönetimindeki liderin değişmediğine dikkat çekti:“Yani şu anda ilk 10 yılın hükümet sistemiyle sonraki 10 yılın hükümet sistemi ve de yaşadığı itibarıyla da birbirinden farklı şeyler.

Ama değişmeyen bir lider var. 11 sene Başbakanlık, 11 seneden fazla Cumhurbaşkanlığı yapıyor, aynı zamanda parti Genel Başkanlığı devam ediyor.

Yani sistem revize edilmeli diye düşünenlerdenim ben.

Yani bunu kendileriyle de zaman zaman konuşuyoruz, onlarda farklı değil.”ÖZEL RAPORU AÇIKLADIArınç, Fuat Oktay’ın Cumhurbaşkanı Yardımcılığı döneminde sistemdeki sorunlarla ilgili bir rapor hazırladığını söyledi.

Raporun özel olarak verildiğini bildiğini belirten Arınç, mevcut sistemde küçük bir siyasi ağırlığın dahi çoğunluğu belirleyebildiğini savundu:"Yani birinci dönemdeki yükseliş trendimiz ikinci dönemde devam etmedi.

Mutlaka sebepleri var.

Ama ben şuna inanıyorum; yani bir kaptanın bilgisi ve becerisi sakin sularda gemisini yüzdürmekle ilgili olmaz.

Fırtınalı, boralı, tayfunlu havalarda gemiyi sahili selamete çıkarmakla olur.

Yani bu konuda da elbette bu kadar kötülüğe, bu kadar yanlışlığa, bu kadar hükümeti sarsan olaylara rağmen gene o yükseliş trendimiz onlardan bir yeni imkan ve fırsat çıkararak devam edebilirdi.

Bu partinin kendi içerisinde yeni bir reform hareketiyle, aynı ilkelere bağlı olarak ama farklı insanlarla, farklı kadrolarla devam edebilirdi.

Bunu ben kendime göre yapardım, ama Başbakanımız zaten 2014'te Cumhurbaşkanı oldu.

Birkaç sene sonra da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi değişti.Olayları onlarla da bağlantılı görmek lazım.

Yani şu anda ilk 10 yılın hükümet sistemiyle sonraki 10 yılın hükümet sistemi ve de yaşadığı itibarıyla da birbirinden farklı şeyler.

Ama değişmeyen bir lider var. 11 sene Başbakanlık, 11 seneden fazla Cumhurbaşkanlığı yapıyor, aynı zamanda parti Genel Başkanlığı devam ediyor.

Yani sistem revize edilmeli diye düşünenlerdenim ben.

Yani bunu kendileriyle de zaman zaman konuşuyoruz, onlarda farklı değil.Mesela Fuat Oktay Bey Cumhurbaşkanı Yardımcısı iken, sistemin aksayan yönlerini falan ortaya koyan bir rapor da hazırlamıştı. Özel olarak kendisine verildiğini biliyorum.

Yani düşünün ki bu sistem şu; siz 50 kilosunuz, ben 50 kiloyum, beyefendi 1 kilo.

O hangi tarafta olursa o çoğunluk sağlıyor.

Böyle yani, bu doğru değil.""SORGUYA ÇEKİLİYORLAR BU GÜZEL BİR ŞEY"Dünyada başarılı şekilde işleyen iki başkanlık sistemi bulunduğunu ifade eden Arınç, Türkiye’deki modelin uluslararası örneklerden farklı olduğunu söyledi:“Ben dünyada iki başkanlık sisteminin iyi şartlarda çalıştığını biliyorum.

Birisi Amerika'da doğrudan başkanlık sistemidir. İkincisi Fransa'daki yarı başkanlık sistemidir.

Yani parlamentosu olan başbakanı olan sistemdir.

Bana ilk sorulduğu zaman bizde başkanlık sistemi olabilir ama alaturka sistem olmasın demiştim. "Bize göre bir başkanlık sistemi".

Bize göre diye bir şey yok.

Bu dünyada kabul görmüş bir sistem var. Şu anda Cumhurbaşkanımız her şeyi yapabilecek güçte ve kudrette.

Ama Amerika'da mesela bir büyükelçi atamasını bile Senato'dan geçirmek zorunda.

Bu kötü bir şey değil ki.

Dışişleri Komisyonunda veya Senatoda sorguya çekiyorlar.

Ne kadar güzel bir şey bu.”BİLGİ ÖRNEĞİ İLE İSYAN ETTİBilgi Üniversitesinin kapatılması ve üç gün sonra yeniden açılması kararını örnek gösteren Arınç, kararların sonuçlarının yeterince değerlendirilmediğini savundu.

Ehliyet, liyakat ve istişare çağrısı yaptı:“E bizde yani çok iyi atamalar da var belki çok yanlış kararlar da var.

En son Bilgi Üniversitesi'ni kapatıyorsun, 3 gün sonra açıyorsun.

E bu çocukları düşünün, öğretim üyelerini düşünün, diploma almaya hazır vatandaşları düşünün.

Yani düşünebiliyor musunuz? 50 tane kararname çıkacak, 55 tane onu düzenleyen düzelten kararname çıkacak.

Burada bir sistemde bir eksiklik var, sistemi düzeltin.

Ehliyet ve liyakata önem verin, istişareye önem verin. İyice araştırın.”"BU ÇOK İDDİALI BİR SÖZ"Arınç, Erdoğan’ın geçmişte bölgesel, etnik ve dinsel milliyetçiliğe karşı çıktığını hatırlattı.

AKP’nin bu çizgide kalması gerektiğini söyledi:“Yani Tayyip Bey'in mesela çok liderlik hüviyeti çok güçlüdür.

Bir gün dedi ki; "Bölgesel milliyetçiliğe hayır, etnik milliyetçiliğe hayır, dinsel milliyetçiliğe hayır." E bunda da sabit kalmamız lazım bizim.

Bu çok iddialı bir söz.

Bunlar düzeltilebilir.

Sistemi Türkiye şartlarında bugüne kadar görülen aksaklıkları itibarıyla akılcı bir çözümle revize etmeliyiz.”MÜSTEŞARLIK İSYANI: İSMİ BİLİYORMUŞCumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminin en büyük sorunlarından birinin müsteşarlıkların kaldırılması olduğunu belirten Arınç, bu kararla devletin kurumsal hafızasının zayıflatıldığını savundu.

Sistemin kim tarafından bu şekilde hazırlandığını bildiğini ancak isim vermeyeceğini söyledi:“Bu sistemin en büyük zaaflarından birisi bakanlıklardaki müsteşarlıkları kaldırmasıdır.

Bir müsteşar, yani o bakanlığın hafızasıdır diyebileceğimiz, sen niye müsteşarlıkları kaldırıyorsun kardeşim?

Onların yerine bakan yardımcıları...

Bakan yardımcıları siyasetten gelme.

O sistemi bürokrasinin hafızasını yok etmeyi düşünen birileri yapmıştır diye düşünüyorum.

Adını da bilirim de size bir şey söyleyemem.”"ORTAK AKILDAN UZAKLAŞTIK" TEPKİSİErdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından başlayan dönemi değerlendiren Arınç, Ahmet Davutoğlu ile Erdoğan arasındaki anlaşmazlığı ve 15 Temmuz darbe girişimini hatırlattı.

AKP’nin ortak karar alma ve istişare anlayışından uzaklaştığını söyledi:“Ondan sonra bir geçiş dönemi.

Ahmet Davutoğlu Bey geldi.

O Cumhurbaşkanıyla anlaşamadı.

Cumhurbaşkanımız onun yerine Binali Bey'i tercih etti.

O sırada da zaten maalesef hain darbe girişimi olmuştu.

Türkiye iyice karıştı.

Yani bütün bu sebepleri düşündüğümüzde, bazı şeyleri yani bu tökezlemede veya geri kalmada olağan sayabilirsiniz.

Yani o günkü birlikte karar almak veya kolektif akıl dediğimiz, en azından çok önemli konuları istişare ettiğimiz hallerden çok uzaklaştık.”SARAY'A LİYAKATSİZLİK ELEŞTİRİSİArınç, bütün kararların tek kişi tarafından alınması yerine yetki ve sorumlulukların dağıtılması gerektiğini belirtti.

Görevlerin ehliyet ve liyakat sahibi kişilere verilmesi hâlinde sistemin yeniden işler duruma getirilebileceğini savundu:“Bu işin doğasında var mı bilmiyorum.

Yani tek adamlık veya bize özgü bir Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi mi bunu gerektiriyor?

Bu kadar yoğun mesaisini Sayın Cumhurbaşkanımız bilerek ve isteyerek mi karşılıyor, ondan emin değilim.

Yani bir insan keşke yetki ve sorumluluk vererek işleri taksim etse.

Eskiden Bakanlar Kurulu bunu yapardı.

Her bakan kendi işinin adamıydı.

Ha şimdi sistem değişti diyelim.

Ama "Sen şundan sorumlusun, bak seni takip edeceğim, sen bana rapor vereceksin, şunu başardım şimdi buna hizmet ediyorum diyeceksin, neticeyi alacaksın." Böyle bir sistem kurulabilirse ve her işin başına ehliyet ve liyakat, yani 'emanetleri ehline veriniz' düsturuna riayet edilirse ve yani her konuda karar verici ben olmayayım denirse, sistem tekrar eskiden olduğunu belki de revize etmiş oluruz. Çünkü yeni şartlar başka şeyleri de gerektiriyor olabilir.”

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *