İstanbul'un Pendik ilçesinde ikamet eden Muhammet Emin Turan, 2013 yılında yapılan evliliğinin ardından yaşadığı boşanma sürecinde oldukça ilginç bir hukuki mesele ile karşı karşıya kaldı. Eşi ile devam eden çekişmeli boşanma davasında, eski eşinin başka biriyle olan ilişkisi sonucu doğan çocuğun, evlilik birliği içinde dünyaya gelmiş olması nedeniyle, resmi olarak Turan’ın nüfusuna kaydedildiği iddia ediliyor. Bu durum, hem aile içinde, hem de yasal anlamda uzun süren bir karmaşaya neden oldu. Turan, söz konusu evlilik dışı çocuğun biyolojik babası olmadığını kanıtlamak için başlattığı soybağının reddi davasında, Adli Tıp Kurumu’nun yaptığı DNA testi sonuçları ile bu gerçeği ortaya koydu. Ancak Turan, bu süreç sırasında yaşadığı zorlukların bitmediğini, mahkeme masraflarının da kendisinden talep edilmeye başlandığını belirtti.
Mahkeme Süreci ve Kayyum Atanması
Boşanma davası sürecinde, çocukların haklarını koruma amacı güden mahkeme, olayın ciddiyeti dolayısıyla geçici olarak bir kayyum atanmasına karar verdi. Bu atanmanın ardından ortaya çıkan yasal masraflar, tarafların üzerindeki yükü artırdı. Toplamda 45 bin TL civarında bir kayyum vekalet ücreti ve Adli Tıp giderlerinin, davalı taraflar üzerinden tahsil edilmesine hükmedildi. Ancak Turan, hem biyolojik babası olmadığını mahkeme kararıyla ispatlamasına rağmen bu giderlerin kendisinden talep edilmesinin adaletsiz olduğunu iddia etti. Söz konusu olay, yargılama sürecinde iddia edilenlerin ötesinde bir mağduriyetin oluşmasına neden oldu. Bu durum, yasal süreçlerin nasıl yürütüldüğüne dair önemli sorgulamalara yol açtı.
Turan’ın Mağduriyeti ve Haksızlık İddiası
Muhammet Emin Turan, yaşadığı süreci anlatırken, "Ben bu çocuğun babası değilim, benim haberim olmadan çocuk nüfusuma geçirildi." diyerek kendi durumunun ne kadar trajik ve haksız olduğunu vurguladı. Mahkeme kararlarına göre, turan’ın üzerindeki yasal sorumlulukların hiç bir şekilde gerekçesi olmayan bir çıkmazda kalmasına yol açtığını ifade etti. Bunun yanı sıra, oğulcuğuna ve kendi çocuklarına olan nafaka yükümlülüğünün de yıllardır yerine getirilmediğini belirtti. Turan, biyolojik ebeveynlerin yükümlülüklerinin net bir şekilde yerine getirilmesi gerektiğini düşündüğünü belirttikten sonra, adaletin nasıl sağlanacağına dair endişelerini dile getirdi. Yaşadığı stresi ve psikolojik sıkıntıları aktaran Turan, devletten ve ilgili kurumlardan bu haksız duruma karşı yardım talep etti.
Yargılama Giderleri Üzerine Itiraz
Özellikle Turan'ın mahkemenin soybağının reddi kararına itiraz etmesi değil, biyolojik babası olmadığı kanıtlanan çocuk üzerinden oluşan yargılama giderleri ve kayyum ücretinin kendisine yansıtılmasına karşı çıkması dikkat çekti. Çekişmeli boşanma davasının karmaşık süreci içerisinde, Turan’ın yasal haklarının göz ardı edildiği ve bunun sonucunda kendisinin mağdur durumda bırakıldığı belirtildi. Turan, toplamda yaklaşık 45 bin TL tutarındaki vekalet ve yargılama giderlerinin kendisine yüklenmesini, adalet sisteminin bir yanılgısı olarak değerlendirdi. Devletin bu gibi durumlarla ilgili daha etkili çözümler üretmesi gerektiğine dikkat çekerek, yaşadığı zorlukların sona ermesini umduğunu ifade etti. Haklı mücadelesinde yalnız olmadığını, sesini duyurmak için sürekli çaba sarf ettiğini vurguladı.