“Çok mu sosyalleştik, yoksa ölçüyü mü kaybettik?” sorusuyla değerlendirmesine başlayan Kanbur, gençlerin karşı karşıya kaldığı risklerin yalnızca gençlerin davranışları üzerinden ele alınmaması gerektiğini belirterek aile, eğitim, medya ve toplumun sorumluluğuna dikkat çekti.Gençlerin arkadaşlarıyla vakit geçirmesinin ve sosyal hayatın içinde yer almasının doğal olduğunu ifade eden Kanbur, asıl meselenin özgürlük ile başıboşluk arasındaki sınırın korunması olduğunu söyledi.“Gençleri yalnızca eleştirmek kolay”Gençlerin gece geç saatlere kadar denetimsiz şekilde bir arada olması, eğlence kültürünün sınırlarının genişlemesi, alkol ve uyuşturucu gibi maddelerin gençlerin yaşamına girmesi ve aile-toplum denetiminin zayıflaması gibi konuların ciddi şekilde ele alınması gerektiğini belirten Kanbur, gençleri yalnızca eleştirmenin çözüm olmadığını vurguladı.Kanbur, asıl sorunun gençlere nasıl bir dünya bırakıldığı olduğunu ifade ederek, çocukların yetiştirilme biçiminin yeniden sorgulanması gerektiğini dile getirdi.“Çocuklarımızı yetiştirirken hangi değerleri öğrettik?
Onlara sadece ‘oku, kazan, kariyer yap’ mı dedik?
Yoksa ‘iyi insan ol, haddini bil, büyüğüne saygı göster, küçüğünü koru, mahremiyetini koru, nefsine hâkim ol’ demeyi de başardık mı?” diye soran Kanbur, ailelerin ve toplumun sorumluluğuna dikkat çekti.“Modernlik ölçüsüzlük değildir”Toplumsal değerlerin korunması ile modern yaşam arasında bir çelişki olmadığını savunan Kanbur, özgürlük ve modernlik kavramlarının yanlış yorumlanmaması gerektiğini belirtti.Kanbur, “Modernlik çıplaklık değildir. Özgürlük ölçüsüzlük değildir. Çağdaşlık edepsizlik değildir” ifadelerini kullanarak, bireyin kendisini ifade ederken ailesine, çevresine ve topluma karşı da sorumluluk taşıması gerektiğini söyledi.Toplumun ayakta kalmasında yalnızca yasaların değil, ahlak, edep, aile, vicdan, inanç ve toplumsal sorumluluk gibi değerlerin de önemli olduğunu belirten Kanbur, bu değerlerin zayıflaması halinde toplumdaki dayanışma ve aidiyet duygusunun zarar görebileceğini ifade etti.“Gençliğe kızmadan önce aynaya bakalım”Gençlerin davranışlarında görülen değişimlerin yalnızca bireysel tercihlerle açıklanamayacağını belirten Kanbur, aileden okula, medyadan sosyal medyaya, eğlence sektöründen moda dünyasına kadar pek çok alanın gençler üzerinde etkili olduğunu söyledi.Özellikle “ne kadar aykırıysan o kadar özgürsün” anlayışının normalleştirilmesinin sorgulanması gerektiğini belirten Kanbur, gençlerin özgürlüğünün ellerinden alınmasını değil, özgürlüğün sorumlulukla birlikte ele alınmasını savundu.Kanbur, “Gerçek özgürlük; insanın istediği her şeyi yapabilmesi değil, yapabileceği her şeyin içinden doğru olanı seçebilmesidir” değerlendirmesinde bulundu.“Daha fazla yasak değil, daha fazla bilinç”Uyuşturucu, alkol, şiddet, kontrolsüz eğlence ve toplumsal sınırların aşınmasının özgürlük olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Kanbur, gençlerin gelecekte aile kuracak bireyler olduğuna dikkat çekti.Bugün gençlere kazandırılan değerlerin yarının aile yapısını ve toplumunu doğrudan etkileyeceğini belirten Kanbur, “Gençlik bozuldu” demek yerine toplumun kendi sorumluluğunu sorgulaması gerektiğini söyledi.Kanbur, çözümün yalnızca yasaklardan geçmediğini belirterek, daha güçlü aile yapısı, nitelikli eğitim, bilinçli gençlik, sahici inanç ve toplumsal sorumluluk anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.“Mesele yarının nasıl bir toplum olacağıdır”Toplumların yalnızca kanunlarla ayakta tutulamayacağını belirten Emin Kanbur, toplumsal yaşamın devamlılığı için vicdan, ahlak, edep, inanç ve karşılıklı sorumluluk duygusunun da gerekli olduğunu ifade etti.Gençlerin çağın tüm etkilerine açık olduğunu belirten Kanbur, ailelerin ve toplumun çocukları yalnızca eleştirmek yerine onlara doğruyu seçebilecekleri güçlü bir değer dünyası sunması gerektiğini söyledi.Kanbur değerlendirmesini şu mesajla tamamladı:“Gelin gençlerimizi kaybetmeden önce yeniden düşünelim. Özgürlüğü başıboşlukla, modernliği ölçüsüzlükle, eğlenmeyi sorumsuzlukla karıştırmayalım. Çocuklarımızı çağın akışına bırakmayalım.
Onlara çağın içinde yön bulabilecekleri sağlam bir değer dünyası bırakalım. Çünkü mesele yalnızca bugünün gençliği değildir.
Mesele, yarının nasıl bir toplum olacağıdır.”