NATO Zirvesi, Türkiye açısından yalnızca bir ittifak toplantısı değildi.Washington ile savunma dosyalarının yeniden masaya geldiği bir diplomasi sahnesiydi.En dikkat çekici başlıklardan biri, yıllardır Türkiye-ABD ilişkilerinin en zor dosyası olan S-400 ve F-35 meselesi oldu.Erdoğan S-400'e ne olacağı sorusuna manevralarla cevap vermedi.Soracak cesarette gazeteci çıksada cevabı alacak babayiğit çıkmadı.Trump'ın son basın toplantısında salonda 700 kişi vardı.Öyleki güvenlik, salondaki sayı kapasite olan 500 kişiye düşmezse toplantının iptal edileceğini duyurdu.İletişim de gelen gazetecileri güzel yedirdi içirdi, diş fırçalarına kadar verdi.Bu arada Zirve konuklarından;42 yıl önce babasının 12 Eylül darbesi sonrası sığınmacı olarak ülkeden ayrıldığı Ankara'ya;Hollanda Başbakan Yardımcısı ve savunma bakanı olarak dönen Dilan Yeşilgöz'ü de unutmayalım...KONGRE ÜYELERİNİN ANKARA MESAJLARIABD Kongresi’nden hem Demokrat hem Cumhuriyetçi kanattan temsilciler Ankara’ya geldi.Bu isimlerin ortak şekilde Türkiye’nin NATO içindeki stratejik rolünü vurguladı...Demokrat Senatör Jeanne Shaheen, Ankara’da, S-400 konusunun çözülmesi halinde Türkiye’nin yeniden F-35 programına dönmesinin hem Ankara hem Washington için olumlu olabileceğini söyledi.F-35 sahibi olması değil, dikkatinizi çekerim.Programa dönmesi...Hayli iddialı.5 uçak ve 5 yılda teslim sözü aktarılıyor.
Elbette bu bir süreç.Shaheen, “Eğer S-400 meselesini ve bunun teknoloji ile F-35’e oluşturduğu tehdidi giderecek kabul edilebilir bir çözüm bulunur... ...ve tüm tarafların üzerinde uzlaşacağı tatmin edici bir anlaşmaya varılırsa, Türkiye’nin yeniden F-35 programına dahil edilmesinin hem Türkiye hem de ABD için olumlu bir gelişme olacağını düşünüyorum” dedi.Yani daha anlaşmaya varılmadı...Bu açıklama, Shaheen’in geçmiş pozisyonuna göre dikkat çekici bir değişim.Daha önce S-400 alımı, CAATSA yaptırımları, F-35 programı ve Türkiye’deki demokrasi tartışmaları konusunda Ankara’ya daha eleştirel yaklaşmaktaydı.Ankara Zirvesi sırasında bu başlıkları merkeze koymadı."TÜRKİYE GEREKLİ BİR MÜTTEFİK"Cumhuriyetçi Senatör Mike Rounds da, Türkiye’nin NATO içindeki önemine dikkat çekti.Rounds, “Türkiye NATO’nun önemli katkı sağlayan üyelerinden biri.
Avrupa’da Rusya’nın saldırganlığına karşı Türkiye’yi daha da güçlü kılacak imkânları sağlayabilirsek, bundan hepimiz fayda sağlarız.
Bu imkânlardan biri de F-35’tir” ifadelerini kullandı.Rounds, Kongre’deki genel görüş gibi Türkiye’nin S-400 alımının F-35 programıyla uyumsuz olduğu görüşünü destekledi.Ancak S-400 konusunda Türkiye’ye yaptırım uygulanması için kampanya yürüten veya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı bu konu üzerinden sık sık hedef alan isimlerden biri olmadı.Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Mike Turner da benzer bir çizgi izledi.Turner, Türkiye’nin F-35 dosyasına ilişkin Kongre ile paylaşılan bilgilerin “şu ana kadar umut verici göründüğünü” söyledi.Bu bilgiler S-400 ile ilgili olacağına göre, ben de bunu burda takip etmeye devam edeceğim.Senatör Lindsey Graham da Türkiye’nin olası F-35 dönüşüne açık olduğunu belirtti.Ancak Kongre içinde buna yönelik bazı itirazlar olabileceği uyarısını yaptı.Bu tablo, Washington’da Türkiye’ye yönelik yaklaşımın tamamen değiştiği anlamına gelmiyor.Irsail ve Yunan lobisi elbette çalışacak.Ve fakat NATO’nun Rusya karşısında daha güçlü tutulması gerektiği bir dönemde Ankara’nın yeniden stratejik değerinin öne çıktığını gösteriyor.DOĞU AKDENİZ'DE GAZ REKABETİ: SURİYE, KIBRIS VE YUNANİSTANZirvenin gölgesinde ve başka kulvarlarda Doğu Akdeniz'de enerji dengeleri de önemli bir başlık.Rusya’nın Ukrayna işgali sonrası Avrupa’nın Rus gazına bağımlılığını azaltmak hedfeleniyor.Yunanistan ve Kıbrıs üzerinden Avrupa enerji güvenliğinde yeni koridorlar geliştirmeye çalışılıyor.İsrail’in Leviathan ve Tamar gibi önemli açık deniz doğal gaz sahaları bulunuyor ve Avrupa’ya ihracat için iki ana rota tartışılıyor.İsrail'de çıkarılıp boru hattıyla Mısır'a, orada LNG'ye çevrilip gemilerle Avrupa hattı na taşınması veya alternatif olarak fikir aşamasında olan İsrail-Kıbrıs-Yunanistan-Avrupa hattı gündemde.Türkiye ise mevcut boru hattı altyapısı ve Kıbrıs meselesi nedeniyle denklem dışında bırakılamayacağını savunuyor.İsrail ve Doğu Akdeniz gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması daha ekonomik bir seçenek olabilir.Ancak Türkiye’nin Suriye’de artan etkisi ve bölgesel rolü, bu projelerin geleceği açısından önemli bir faktör.Suriye, Doğu Akdeniz ile Türkiye arasında kara bağlantısı sağlayan doğal bir geçiş noktası.Türkiye zaten Avrupa’ya uzanan büyük enerji altyapısına sahip.Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşmak, deniz altı uzun boru hatlarından daha ekonomik olabilirTürkiye ile Yunanistan arasında enerji işbirliği olursa gaz Yunanistan üzerinden Avrupa'ya ilerleyebilir.Buna alternatif Bulgaristan- Romanya olabilir.Özellikle Kıbrıs ve Yunanistan’ın, Türkiye’nin güçlü olduğu bir Suriye üzerinden enerji ve altyapı koridorlarına sıcak bakmayacağı;bu nedenle İsrail merkezli alternatif güzergâhların önem kazanabileceği değerlendiriliyor.Amerikan LNG’sinin (sıvılaştırılmış doğalgaz) Avrupa’ya ulaştırılması, Chevron’un deniz projeleri ve İsrail-Güney Kıbrıs-Yunanistan hattındaki enerji bağlantıları bu stratejinin parçaları olarak görülüyor.Yunan başbakanının “Benim ülkem Türkiye tarafından açık bir savaş tehdidi altında” dediğini de ekleyelim.Yunan devlet haber ajansı ANA-MPA'nın muhabiri Mavi Vatan' doktrini ve TBMM'nin karasularını 12 mile çıkarması halinde bunun 'casus belli' (savaş nedeni) sayılacağı yönündeki kararı sordu.Erdoğan "Bizim halkımız 'casus belli' nedir bilmez.
Bunlar siyasetçilerin kullandığı ifadeler.
Biz Yunanistan'la halkları birbirine karıştırmadan, sorunlarımızı diyalog yoluyla çözmek istiyoruz.
Komşuluk hukukuna inanıyoruz ve ilişkilerimizi olumlu yönde geliştirmeye devam etmek istiyoruz" dedi.TRUMP F-35'LER DE SON SÖZÜ SÖYLEMEDİ, S-400 İÇİN ANLAŞMA GEREKİYOR!Kongre üyesi Dina Titus ise, F-35 satışlarını Türkiye'ye "Kıbrıs ve Yunanistan'a yönelik tehditler gibi nedenlerle" yasakladıklarını hatırlatıyor.Erdogan zirve sonrası Yunan gazetecilerle ise sıcak bir soru-cevap alışverişinde bulundu.Mavi vatan konusu soruldu.
Casus Belli söylemi soruldu.O da "halkımız 'casus-belli' nedir bilmez.
Biz Yunanistan'a 'halkları karıştırmadan bu konuda anlaşalım' diyoruz" dedi.Titus "Trump Ankara'da bir el sıkışmayla bu eylemleri sadece bir kenara atamaz.
Bu Yönetimin F-35'leri Türkiye'ye yasadışı bir şekilde satmasını önlemek için bir Ortak Onay Reddi Kararı sunmaya teşvik ediyorum." diyor.Meclis Çoğunluğu Cumhuriyetçilerde.Yunan lobisi dışında İsrail lobisi de var.Trump son basın konferansında, Trump F-35'lerin Türkiye'ye satışı konusunda “Yani, bunu yapıp yapmayacağımız konusunda, henüz tamamen karar vermedim,” dedi.Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun bu konuda yaklaşımı ve uyarıları tahmin edilebilir.Haftaya hem Netanyahu hem İsrail Dışişleri Bakanı Washington'da olabilir.CATSAA'ya göre başkanın yasayı etkisiz hale getirmek için yetkisi var.Ancak bunun gerekli koşulları sağlayarak kullanılması gerekiyor.O da S-400 lere çıkıyor.SAVUNMA SANAYİİ: YENİ İŞ BİRLİĞİ ALANIZirvenin bir diğer önemli başlığı savunma sanayii oldu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmesinde Türkiye-ABD arasındaki gemi inşa iş birliğini ele aldıklarını söyledi.Erdoğan, bunun fırkateyn, korvet ve denizaltı projelerini kapsayabileceğini belirterek Türkiye’nin bu alanlarda kendi tersanelerinde üretim yaptığını vurguladı.Türkiye’nin ABD savunma pazarına yönelik savunma sanayii ilgisi de son dönemde artıyor.Maryland’de düzenlenen Sea-Air-Space savunma fuarında GİSBİR destekli bir stand açılmış ve Intel Marine özellikle ABD Sahil Güvenlik projelerine yönelik taleplerini gündeme getirmişti.SURİYE DOSYASI VE WASHİNGTON- KUDÜS- ANKARA HATTIZirvenin Türkiye açısından en kritik jeopolitik başlıklarından biri de Suriye oldu.Trump, Ahmed el-Şara (Colanı) ile görüştü.Ardından Trump yönetimi, Suriye’nin “Terörizm Destekçisi” olarak tanımlanmasına ilişkin süreci geri alma yönünde Kongre’ye bildirim yaptı.Senatör Lindsey Graham, ABD’nin Suriye Cumhurbaşkanı el-Şara ile çalışmasının ulusal güvenlik açısından doğru olduğunu savundu.Graham, “Amerika’nın ulusal güvenlik çıkarları açısından onunla çalışmanın ve Suriye’de kalıcı, işleyen bir hükümet kurup kuramayacağını görmesi için ona bir fırsat vermenin doğru olduğuna inanıyorum” dedi.İsrail’in kaygılarını anladığını belirten Graham, el-Şara’nın İran’ın Suriye’deki etkisini ciddi şekilde azalttığını ve bunun İran’a karşı önemli bir adım olduğunu söyledi...Trump'a İsrail'in ithamları soruldu." Netanyahu Erdoğan'ın komşular üzerinde emperyal hedefleri olduğunu, buna Suriye'nin de dâhil olduğunu söyledi..."Trump o güne dek Suriye'de "işi" Erdoğan'ın yaptığını söylerken birden ton değiştirdi ve;"Biliyorsunuz, Suriye'yle ilgili bir müdahalesi olmadı....
Eğer öyle sanıyorsanız İsrail'le de hiç ilgisi olmadı ..
Bunu kendi hâline bıraktı.
Ona dostum diyemem çünkü bildiğiniz gibi Netanyahu'nun (Bibi'nin) dostu değil.
Sanırım pek anlaşamıyorlar.
Ama benim açımdan bakarsanız, bana karşı harikaydı." dedi...İlk kez "dostum diyemem" demiş oldu...TRUMP VE NATOTrump’ın zirvedeki ana mesajlarından biri NATO ülkelerinin savunma harcamalarını artırması oldu.Trump, Amerikan yapımı silahların Avrupaya satışının istihdam açısından da önemli olduğunu söyledi.Tomahawk füzelerine olan talebin yüksek olduğunu belirtti."İki yılda değil iki haftada verecek hızda kapasiteye ulaşmalıyız" dedi.Amerikan savunma şirketlerinin Avrupa pazarındaki rolünün artmasından mutlu.Lockheed Martin’in Patriot üretimi için Avrupa’da tesis kurması ve Polonya’da Barracuda füzelerinin üretilecek olması bu yeni dönemin örnekleri.Trump Ukrayna'ya da Patriot üretimi için destek önerdi.Hani teknolojisini de vermedikleri için almaktan vazgeçersek S-400 almaya karar verdiğimiz hava savunma sistemi Patriotlar.İran'a girmeyi ise düşünmüyor."ABD'nin bölgeye kara birlikleri göndermeyi planladığı söyleniyor.
Asker gönderecek misiniz?" sorusuna;"Neden gireyim ki?
Ancak tamamen ortadan kaldırıldıklarında ya da her ne olacaksa olduktan sonra veya bir anlaşma sağlandıktan sonra girerim." cevabını verdi.Son gün de "bana göre ateşkes bitti" dedi ama kulis haberlere göre kapalı kapı ardında en çok İran konuştu.Destek olmayanlara kızdı."Basın keşke NATO yuvarlak masa toplantısında odada olsaydı, o odada birlik vardı" diye hayıflandı...Trump, Türkiye ziyaretinde Katar’dan temin edilen ve geçici başkanlık uçağı olan modifiye Boeing 747’yi kullanmadı.O uçağı İngiltere’de bırakıp Türkiye’ye eski VC-25A Air Force One ile uçtu.Uçağın İngiltere’de ABD askerlerinin turuna sunduğunu açıkladı.Kararın resmi gerekçesi bu.Anacak Trump’ın son toplantıda İran’ın “ölüm listesinin başında” olduğunu söylemesi nedeniyle güvenlik boyutu da tartışıldı.Eski Air Force One’ın gelişmiş ve gizli savunma sistemleriyle kapsamlı koruma sağladığı biliniyorYeni uçağın ise yükseltmelere rağmen füze savunması, elektronik harp ve güvenli iletişim kapasitesi açısından soru işaretleri var.BASINDAN ENSTANTANELERBence en bomba an Trump'ın, “özgüvensiz görünüyorsun” diyerek bir gazeteciye söz verdiği andı.Gazeteci golü attı.Özetle “İran’da yenilgi üstüne yenilgi aldınız, neden çekilmiyorsunuz?” şeklinde bir soru sordu.Trump bu değerlendirmeyi reddederek, “Hayır, biz kazandık” dedi...İran liderlerinin öldüğünü, savaş gemilerinin batırıldığını belirterek ABD’nin üstün geldiğini savundu.Erdoğan’ın İran International muhabirine “Are you Iran?” diye sorması da ikinci an.Fatih Terim’in “What can I do sometimes?” sözü gibi akılda kalan anlardan biri oldu.Aslında Erdoğan soruyu Türkçe de sorabilirdi; zira basın toplantısında simultane çeviri imkânı bulunuyordu.Ancak İngilizce olarak kendini ifade etmeye çalışması, uluslararası bir ortamda İngilizce soru yöneltilince doğrudan iletişim kurma çabası dikkat çekiciydi.Olayın arka planında ise bir iletişim karmaşası vardı.Muhabir kendisinin Afganistanlı olduğunu söyleyince Erdoğan kısa süreli bir şaşkınlık yaşadı.Görünen o ki Erdoğan, “Iran International” ismini duyduğunda kanalın İran devlet medyasına ait olmadığını bilmiyor.Aksine İran yönetimine muhalif yayın yapan uluslararası bir platform olduğunu ilk anda fark etmedi.İran’daki medya yapısının büyük ölçüde devlet kontrolünde olması nedeniyle, İranlı bir medya kuruluşunun...
Hürmüz Boğazı’ndaki saldırılar konusunda Tahran’ı zorlayabilecek soru yöneltmesi beklenmedik bir durum olurduBu tür uluslararası basın toplantılarında liderlerin kulaklıklarında yalnızca çeviri değil, gerektiğinde kısa bilgi sağlayacak ikinci bir iletişim hattının bulunması benzer iletişim kazalarının önüne geçebilir.TÜRKİYE İÇİN SONUÇ: KAPILAR AÇILIYOR AMA DOSYALAR KAPANMIŞ DEĞİLAnkara NATO Zirvesi, Türkiye açısından Washington ile ilişkilerde yeni bir pencere açtı.İletişim altyapısına dair ve uydu ortaklık kontratları imzalandı.Ankara'da yeni hizmete giren Ay Yıldız Müşterek Karargâhı, 2026 NATO Zirvesi başta olmak üzere önemli ittifak etkinliklerine ev sahipliği yaptı.F-35 konusunda daha yapıcı mesajlar, savunma sanayii iş birliği ihtimali ve Suriye konusunda artan koordinasyon, ilişkilerde yeni bir dönemin işaretleri olabilir.Ancak S-400 meselesi tamamen çözülmüş değil.
CAATSA yaptırımları, F-35 programı ve Türkiye’nin Rusya ile savunma ilişkileri hâlâ masada.Zirvenin ortaya koyduğu temel gerçek; Türkiye, Washington için artık sadece sorun başlıklarıyla değerlendirilen bir ülke değil.Karadeniz’den Orta Doğu’ya, NATO’nun güney kanadından savunma sanayiine kadar stratejik ağırlığı olan bir müttefik olarak yeniden öne çıkıyor.Bu yeni dönemin kalıcı olup olmayacağı, Ankara ve Washington’un eski krizleri nasıl yöneteceğine bağlı olacak.NATO yeni işbirliği modeli açısından Erdoğan, adil külfet paylaşımı konusunda Türkiye’nin katkılarını vurguladı.F-16 uçaklarının ağustos ayından itibaren NATO hava polisliği kapsamında Estonya’da konuşlandırılacağını belirtti.Türkiye’nin 2028-2029 yıllarında İttifak Mukabele Kuvveti’ne komuta edeceğini söyledi.Bu görevler genellikle 1 yıllık rotasyonlarla yürütülüyor.Komuta rolü, sadece prestij değil aynı zamanda ciddi bir hazırlık yükü getirebilir.Türkiye’nin bazı alanlarda güçlü kapasitesi olsa da özellikle hava savunma ve ileri teknoloji sistemlerindeki eksiklerin o zaman kadar giderilmesi gerekecek.Türkiye daha önce de NATO’nun yüksek hazırlık seviyeli kuvvetlerinde liderlik görevleri üstlendi.
Ancak bugünkü İttifak Mukabele Kuvveti önceki yapısından farklı bir model.Rusya-Ukrayna savaşı o zamana kadar nereye evrilecek bu da önemli.Erdoğan Birleşik Krallık ile Türkiye arasında imzalanan ortaklık belgesinin de önemli olduğunu ifade etti.Ancak zirvenin en güçlü sembolik mesajı Mehter"in sesiyle konuklara Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne hoş geldin denilmesiydi.Ve bu sırada, önlerinde Osmanlı İmparatorluğu'nun farklı yüzyıllarını temsil eden tarihi üniformalı askerler durduğu anlardıKimileri bunu tarihî mirasa yapılan sembolik bir gönderme olarak yorumlarken, kimileri Türkiye'nin son yıllarda sıkça tartışılan "Yeni Osmanlıcılık" söylemleriyle ilişkilendirdi."Yurtta Sulh Cihanda Sulh" ilkesinden uzaklaşma olarak yorumladı.Ancak burada bir ayrımı yapmak gerekiyor.Ortada Türkiye'nin toprak ilhakına ya da Osmanlı İmparatorluğu'nu yeniden kurmaya yönelik resmî bir politikası yok.Ancak Türkiye'nin eski Osmanlı coğrafyasında siyasi, askerî ve ekonomik etkisini artırma çabası var.Elbette önceliği ülkenin iç istikrarına vermek komşularla çatışmadan kaçınmak gereksiz askerî maceralardan uzak durmak önemli.Öte yandan "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi de hiçbir zaman dışarıdaki gelişmelere tamamen kayıtsızlık anlamına gelmedi.Nitekim Türkiye, Kore Savaşı'na asker gönderdi, ardından NATO'ya katıldı.Dolayısıyla bu ilke mutlak bir izolasyon politikası olarak yorumlanamaz.Uluslararası ilişkiler literatürü tek bir modelin her zaman üstün olduğunu göstermiyor.Bir ülkenin uzun vadeli gücünü belirleyen temel unsurlar; hukukun üstünlüğü, güçlü ve rekabetçi bir ekonomi, sağlam kurumlar ve caydırıcı bir savunma kapasitesi.Bunlar olmadan ne tarihî semboller tek başına bir güç üretir...Ne de kaftanlar üzerinden "Yeni Osmanlıcılık" ya da dış politika istikrarsızlığı okumaları tek başına sağlıklı bir analiz sunar.Gerisi lafı güzaf.Yani fonda mehter mi, Ahmet Kaya mı olduğu değil, gece kondular gozükmesin mantığından kurtulmak aslolan.