Dış Haberler Suudi Arabistan, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 14 ülkenin katılımıyla Yemen'deki İran destekli Husilere karşı Kızıldeniz'i koruyacak çokuluslu bir ittifak kurdu.
BBC'nin haberine göre Riyad yönetimi, bu girişimin "Kızıldeniz, Babülmendep Boğazı ve Aden Körfezi'ndeki artan tehditlere karşı uluslararası deniz taşımacılığını, ticaret yollarını ve enerji nakil hatlarını korumayı amaçladığını" belirtti.
Koalisyonun kurulduğuna dair duyuru, Yemen'de Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki çatışmaların yeniden başlamasının ardından geldi.
Buradaki çatışmalar, ABD ve İsrail'in İran'a karşı şubat ayında başlattığı savaşın bir uzantısı olsa da koalisyonun kuruluş bildirgesinde Husiler veya İran'dan açıkça bahsedilmedi.
TÜRKİYE DE ÜYE Koalisyonda Suudi Arabistan'ın yanı sıra Türkiye, Pakistan, Mısır, Kuveyt, Bahreyn, Katar, Ürdün, Yemen, Sudan, Cibuti, Somali, Bangladeş ve Komor Adaları yer alıyor.
Koalisyon üyelerinin yapısı, geniş coğrafi kapsamını yansıtıyor; oluşum, Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ne kıyısı olan Arap ve Körfez ülkelerini, donanma sahibi veya Hint Okyanusu ticaret yolları yakınında bulunan İslam ülkeleriyle bir araya getiriyor.
Bu bileşim, koalisyonun faaliyet alanını Doğu Akdeniz ve Kızıldeniz'den Hint Okyanusu'na kadar genişletebilir.
Açıklanan bilgilere göre üyeler arasında güvenlik ve istihbarat paylaşımı yapılması, ortak deniz tatbikatları ve operasyonlar düzenlenmesi, gemiler ile denizcilik tesislerinin korunması bekleniyor. ÖRTÜŞEN GÖREVLER Ancak koalisyonun ne zaman faaliyete geçeceği, hangi ülkelerin gemi veya asker göndereceği, komuta merkezinin nasıl işleyeceği ve angajman kurallarının ne olacağı henüz açıklanmadı.
Koalisyonun bölgedeki mevcut ABD ve Avrupa görev güçleriyle nasıl bir işbirliği kuracağı da belirsizliğini koruyor.
Aralarında ABD ve Avrupa'nın da öncülüğünde kurulan Kızıldeniz, Aden Körfezi ve Basra Körfezi'nde, yeni koalisyonla kısmen örtüşen operasyon alanları ve hedefleri olan çeşitli uluslararası donanmalar ve görev güçleri faaliyet gösteriyor.
Ancak yeni koalisyonun en önemli özelliği, ABD veya bir Avrupa gücü tarafından değil, bölgesel bir ülke tarafından yönetilen bir denizcilik çerçevesi olarak sunulması.
ABD Başkanı Donald Trump, NATO müttefiklerini İran'a karşı Hürmüz Boğazı'nda bir görev gücü kurmaya çağırmış, ancak Batılı devletler savaşın hedeflerindeki ve hukuki meşruiyetindeki belirsizliği gerekçe göstererek bu çağrıya katılmamıştı.