Haber En Son Olay Haber
Rize
Az bulutlu
weather
26°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
MevzuRize Gündem Saraybosna Kuşatması'nda Hayat ile Ölüm Arasında Kalan Mezarcı: Osman Varešanović, 2 Bin Şehidi Toprağa Verdi

Saraybosna Kuşatması'nda Hayat ile Ölüm Arasında Kalan Mezarcı: Osman Varešanović, 2 Bin Şehidi Toprağa Verdi

Saraybosna Kuşatması, sadece cephe mücadelesi ile değil, aynı zamanda kayıpların onurlandırılmasıyla da bir tarih parçasıdır. Osman Varešanović, bu dönemde hayatını kaybedenleri gömmek için ölüm tehlikesine rağmen çalışan önemli bir figür olarak öne çıkıyor. Geceleri mezarları kazarken, gündüzleri nişancılardan kaçan Varešanović, iki binden fazla şehidin son yolculuğuna hazırlanmasına yardımcı oldu. Onun hikâyesi, günümüzde Gazze’de yaşanan acılarla parallel olarak değerlendiriliyor. Bu durum, savaşın sadece görünür cephelerde değil, kalabalıkların içinde, duyulmamış fedakarlıklarla da sürdüğünü hatırlatıyor.

Okunma Süresi: 3 dk

Saraybosna’da bulunan Kutsal Kalp Katedrali’nin hemen arka sokağındaki ’ni gezdiğimde yaşanan acılara derinlemesine tanıklık ettim.

Boşnak kardeşlerimizin direniş ve dayanışma ruhunu yakinen gördüm.

Bilmediğimiz birçok hikâye olduğunu fark ettim.

Bu hikâyelerden birisi ’e aitti.

Müzede gördüğüm bir çift eldivenin ne olduğunu araştırırken denk geldim bu acılarla yoğrulmuş hayata. 3,5 sene süren kuşatma boyunca fedakârca çabalayan bu adam; canı pahasına insanları ölümden kurtardı ve şehitleri defnetti.

Kimi zaman ağlayan aileleri, şehit yakınlarını sakinleştirirken, kimi zaman kimsesi olmayan bir şehidin yalnızlığına ortak oldu.Osman Varešanović, savaştan önce Vratnik’te yaşıyor, bir cenaze şirketinde çalışıyordu. Şehir kuşatılınca eşini ve torununu Almanya’daki kızının yanına gönderdi.

Kendisi de vaktini genellikle şirkette geçirmeye başladı, zira Vratnik yoğun bir şekilde bombalanıyordu.

Bundan dolayı evine çok sık gidemiyordu; Bazı geceler sadece şehitlerin taşınmasıyla ilgileniyordu.

Cenaze arabaları kısıtlı sayıda naaş taşıyabiliyordu.

Naaşlar yüklendikten sonra hızlıca defnedilecek yere taşınıyor, sonra diğer şehitleri taşımak üzere başka yerlere doğru gidiyordu.

Bu yolculuklar oldukça riskliydi. Şehrin altyapısı çökmüş durumdaydı.

Yakıt eksikliği yaşanıyordu ve sokaklar, caddeler zifiri karanlıktı.Yaşadığı ölüm tehlikelerinden birkaç örnek zikredelim: Bir tanıdığının babası öldürülmüştü.

Bunun üzerine naaşın alınması için çağrılan Osman, görev arkadaşıyla beraber bölgeye intikal etti.

Arabayı naaşın önünde durdurduklarında, arabanın hemen yanına havan mermisi düştü.

Patlama, Osman ve arkadaşını birkaç metre öteye savurdu.

Yaralanmıştı, vücudundan kanlar geliyordu ama yarası çok ağır değildi.

Olay yerinde bulunan iki polisin yardımıyla kurtuldu.Kovaçi Şehitliği’nde düzenlenen bir cenaze töreninde açılan ateşte yine ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.

Yoğun atışlar bir türlü sona ermeyince durmak zorunda kaldılar ve cenazeyi ertesi gün defnettiler.

Kosevo Stadyumu’ndaki cenaze törenleri de oldukça riskliydi.

Stadyumda düzenlenen bir törende şehitler defnedilecekken açılan ateş sonucu şehitlerin yakınları ve arkadaşları mezarlıklara atlayarak mermilerden kıl payı kurtuldu.

Bir başka olay ise bir kadının havan mermisi sonucu parçalara ayrılmasıydı.

Etrafa saçılan parçaları toplamaya gittiğinde dehşeti tüm benliğiyle hissetti.

Gördükleri karşısında şok olmaya vakti yoktu, çünkü Sırp keskin nişancıları üzerine ateş açmaya başladı.

Bir yandan kadının naaşını götürmeye çalışırken, bir yandan da hayatta kalmaya çalışıyordu.Ölüm tehlikesi vardı ama her gün ölüm korkusundan daha ağır duygulara tanık oluyordu.

Bir gece, şehit düşen 55 asker için cenaze hazırlığı yaptı.

Osman için en zor gecelerden birisiydi.

Hepsini defnetmek için yeterli zamanı olmasa da canla başla çalıştı.

Mezarlarını kazdı, sabah olmadan bitirmeye çalıştı.

Bu bilinç ona tüm zorlukları unutturuyordu.

Yüreğini sıkıştıran acılar bundan ibaret değildi.

Bir defasında bir arkadaşı yanına geldi ve arkadaşının kızının havan topuyla öldürüldüğünü söyleyerek onu defnetmesini istedi.

Kim bilir savaş esnasında arkadaşını ve kızını o halde görmek omuzlara nasıl bir yük bindirir… Daha böyle anlatmadığı binlerce acı dolu hatıra…

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *