İzmir'de, serebral palsili kızı için büyük mücadeleler veren Burcu Akar, 41 yaşında üniversite eğitimine devam ederek, kaybettiği evladının hatırasına olan bağlılığını gösteriyor. Yıllarca süren bir mücadele sonunda, başka engelli çocuklara da destek olabilmek amacıyla öğrenim hayatını sürdürüyor.
Bir Anne ve Hayali
44 yaşındaki Burcu Akar, Karşıyaka'da yaşayan üç çocuk annesi olarak 17 yıl önce dünyaya gelen kızı Ecrin Berra ile hayatının dönüm noktasını yaşadı. Ecrin, 9 aylıkken serebral palsi teşhisi aldı ve bu durum, anne Akar’ın yaşamını tamamen değiştirdi. Kızı için en iyi tedavi yöntemlerini arayan Akar, onun fizik tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinde yanından ayrılmadı. Ecrin'in tedavi sürecine yönelik bilgi edinmek ve etkili bir şekilde destek olabilmek için, 41 yaşında üniversite sınavına girerek Dokuz Eylül Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Fakültesi'ne yerleşti. Burada hem eğitim aldı hem de kızıyla birlikte derslere katılarak, onu destekleme imkanı buldu. Akar, yaşadığı bu süreçte, sadece kendi çocuğu için değil, tüm engelli çocuklar için yararlı olma arzusunu benimsedi.
Kaybediş ve Yeniden Başlayış
Maalesef, Akar’ın hikayesi acı bir kayıpla devam etti. Kızı Ecrin, geçen yıl mayıs ayında akciğer enfeksiyonu nedeniyle hayata veda etti. Bu büyük kayıpla sarsılan Burcu Akar, eğitim hayatını bırakmak istemişti. Ancak, ailesi, öğretim üyeleri ve arkadaşları ona destek vererek yeniden hayata tutunmasına yardımcı oldu. Aldığı bu destekle, Burcu Akar, öğrenimini sürdürmeye karar verdi ve şimdi, başka çocukların hayatlarına dokunma hedefine odaklandı. Kızının anısını yaşatmak için elinden gelenin en iyisini yapmaya kararlı. Öğrenimine devam ederken, yaptığı stajlarda Ecrin'in anısını boynundan hiç çıkarmadığı kolyesiyle yaşatıyor. Bu da onun için büyük bir anlam taşıyor, çünkü her anında kızıyla birlikte olduğunu hissetmek istiyor.
Eğitim Sürecindeki Coşku ve Başarı
Burcu Akar, eğitim sürecinin kendisi için son derece önemli olduğunu vurguluyor. Kızının fizik tedavi sürecinde gördüğü uzmanların çoğunun Dokuz Eylül Üniversitesi mezunu olduğunu öğrenince, bu alanda eğitim almanın önemini daha iyi anladı. Akar, 'Fizik tedavi ve rehabilitasyon alanında eğitim almak, Ecrin’in yanında olup ona daha iyi destek olabilmek için şarttı' demekte. Öğrenim süresince kazandığı bilgilerle, engelli çocuklarla ilgilenme noktasında daha iyi bir donanıma sahip olacağını düşünüyor. Akar, 'Bu süreçte, kendimi sadece kendi çocuğum için değil, diğer engelli çocuklar için de faydalı olabileceğim bir eğitim alıyor olmak beni çok mutlu ediyor' şeklinde ifade ediyor. Bu bağlamda, kendisini sürekli geliştirmek için çalışmalara devam etmektedir.
Desteğin Gücü
Akar, kızı Ecrin'in kaybının ardından yaşadığı duygusal zorluklara karşı koyabilmek ve hedeflerine ulaşmak için okulun dekandan ve öğretim üyelerinden aldığı destek sayesinde direncini artırdı. Dekan hocasının, 'Başka çocuklara yardım etme potansiyelin var, bu eğitimi bırakma' şeklindeki cesaretlendirici sözleri onu yeniden okula yönlendirdi. Burcu Akar, çalıştığı ve etkileşimde bulunduğu her engelli çocuk için özel bir bağ kurmaya özen gösteriyor. Akar, 'Engelli çocuklarla çalışırken, küçük dokunuşlarla büyük değişimlere neden olmanın mutluluğu tarif edilemez' diyerek mesleğine olan tutkusunu dile getiriyor. Hedefi, edinmiş olduğu deneyimlerle daha fazla çocuğun hayatına dokunmak ve onların yaşam kalitesini artırmak olarak belirlenmiştir.
Gelecek Umudu ve Başarılar
Burcu Akar'ın eğitim sürecindeki çabaları, onun iyi bir fizyoterapist olacağına olan inancı artırıyor. Dekan Prof. Dr. Bilge Kara, Akar'ın istekliliği ve özverisi ile eğitimini başarıyla sürdürdüğünü gözlemliyor. Aynı zamanda, DEÜ Kariyer Planlama ve Mezunlarla İlişkiler Koordinatörü Prof. Dr. Seher Özyürek de Akar’ın akademik başarılarına dikkat çekiyor. Burcu Akar, bu süreçte hem akademik olarak hem de insanların hayatlarına dokunarak ilham vermek için çabalıyor. Engelli çocukların fizik tedavi süreçlerinde kazanacakları her başarılı adım, onun için ayrı bir mutluluk kaynağı oluşturuyor. Akar'ın azim ve kararlılığı, gelecek nesil fizyoterapistlerin güç kaynağı olmaya devam edecek.