DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, İstanbul’da can kayıplarına ve büyük maddi hasara neden olan sel felaketinin ardından dere yatakları ve şehirlerin altyapı planlamasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Karal, 2011 yılında Rize’de yaşanan sel felaketinin ardından yaptığı uyarıları hatırlatarak, dere yataklarının üzerinin kapatılmasının ve doğal su akışının engellenmesinin ciddi riskler oluşturduğunu vurguladı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un İstanbul Ayazağa’da dere kesitleri ve altyapı sorunlarına dikkat çektiğini belirten Karal, bugün gündeme gelen sorunların yıllar önce Karadeniz’de yaşanan sel felaketlerinin ardından da tartışıldığını ifade etti.
Karal, şehirlerdeki yanlış yapılaşma ve yetersiz altyapının yağışların afete dönüşmesinde etkili olabileceğine işaret ederek, “Bugün İstanbul’da konuştuğumuz mesele bizim için yeni değil. Derelerin üzerini kapatırsanız, doğal akışını engellerseniz, dere yataklarını binalarla doldurursanız, gün gelir o su kendisine mutlaka bir yol bulur. Yağmurun yağmasını engelleyemezsiniz ama yağmurun afete dönüşmesini engellemek için tedbir alabilirsiniz” ifadelerini kullandı.
Hasan Karal, 2011 yılında Rize’de yaptığı uyarıları hatırlattı
Rize milletvekilliği döneminde dere yataklarının üzerinin açılması için yürüttüğü çalışmalara değinen Karal, 27 Eylül 2011 tarihinde yaptığı açıklamada, üzeri kapatılan derelerin sel riskini artırdığına dikkat çektiğini belirtti.
Karadeniz’de yaşanan sel felaketlerinin yalnızca bölgeyi ilgilendiren bir sorun olmadığını ifade eden Karal, benzer yapılaşma anlayışının görüldüğü bütün şehirlerin risk altında olabileceğini kaydetti.
Karal, sorunun yalnızca yağışların şiddetiyle açıklanamayacağını belirterek, şehirlerin yağmur suyunu güvenli şekilde taşıyabilecek altyapıya sahip olması ve doğru planlanması gerektiğini vurguladı.
Rize’de altı derenin üzerinin açılması için mücadele edildi
Rize şehir merkezindeki dere yataklarının yeniden açılması amacıyla yürütülen çalışmaları da hatırlatan Karal, Değirmendere, Müftü Deresi, Hamamderesi, Çamlıbel, Kale ve Paşakuyu dereleriyle ilgili projeleri gündeme taşıdıklarını söyledi.
Değirmendere ve Müftü Deresi için ihale süreçlerinin yürütüldüğünü, diğer dereler için de girişimlerde bulunulduğunu belirten Karal, çalışmalar sırasında çeşitli sorunlarla karşılaşıldığını ifade etti.
Dere yataklarının çevresindeki yapılaşma, özel mülkiyet ve kamulaştırma süreçlerinin projeleri zorlaştırdığını kaydeden Karal, bazı bölgelerde adımlar atılırken bazı çalışmaların ise tamamlanamadığını dile getirdi.
Karal, geçmişte yaşanan bu süreçlerin bugün dere yataklarının güvenliği açısından alınması gereken önlemlerin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.
“Sel felaketlerini yalnızca yağış miktarıyla açıklayamayız”
İstanbul’da yaşanan sel felaketinin şehircilik anlayışının yeniden değerlendirilmesini gerekli kıldığını söyleyen Karal, dere yataklarındaki yapılaşmanın ve altyapı eksikliklerinin bilimsel veriler ışığında incelenmesi gerektiğini vurguladı.
Aşırı yağışların ve iklim değişikliğinin önemli etkenler olduğunu belirten Karal, bu durumun şehirlerin doğru planlanması konusundaki sorumluluğu ortadan kaldırmadığını ifade etti.
Karal, dere yataklarının daraltılması, suyun doğal akış alanlarının betonlaştırılması ve ıslah çalışmalarının tamamlanmamasının taşkın riskini artırabileceğine dikkat çekerek, afet sonrasında önlem almak yerine risklerin önceden belirlenmesi gerektiğini kaydetti.
Hasan Karal’dan Türkiye genelinde dere yatakları için önlem çağrısı
2011 yılında Rize’de dile getirdiği uyarıları 2026 yılında İstanbul’da yeniden gündeme getirmek zorunda kalmalarının düşündürücü olduğunu belirten Karal, Türkiye genelinde kapsamlı çalışma yürütülmesi çağrısında bulundu.
Üzeri kapatılmış ve taşkın riski taşıyan derelerin envanterinin çıkarılması gerektiğini ifade eden Karal, riskli bölgelerde kamulaştırma ve dere ıslahı çalışmalarının tamamlanmasını istedi.
Karal, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“2011 yılında Rize’de söylediğimiz sözleri 2026 yılında İstanbul’da yeniden hatırlatmak zorunda kalmamız düşündürücüdür. Aradan 15 yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ kapatılmış dereleri, daraltılmış dere yataklarını ve tamamlanmamış ıslah çalışmalarını konuşuyoruz. Karadeniz’de de İstanbul’da da aynı yanlışları tekrar etme lüksümüz yok.”
Dere yataklarının doğal akışının engellenmemesi ve taşkın riski bulunan alanların yapılaşmaya açılmaması gerektiğini vurgulayan Karal, ihmallerin bedelini vatandaşların can ve mal kaybıyla ödememesi için kalıcı önlemlerin hayata geçirilmesi çağrısını yineledi.



