22 Ekim 2026, Perşembe

Mevzurize

Canlı Piyasa Güncelleme
Dünya

Muhammed Ali Uçar yazdı: Fransa’da neler oluyor? (1)

Muhammed Ali Uçar yazdı: Fransa'da neler oluyor? (1)

Muhammed Ali Uçar yazdı: Fransa'da neler oluyor? (1)

Fransa‘da son günlerde yaşanan gelişmeleri elbette büyük bir kaygıyla takip ediyoruz.

Yaşanan vandalizm olayları ve polisin göstericilere yönelik sert müdahaleleri karşısında insan ister istemez endişeleniyor!

Peki Fransa’da neler oluyor? Öğrenciler, sendikalar ve Sarı Yelekliler neden yeniden sokaklarda?

Aslında bu manzara Fransızlar için oldukça tanıdık. Fransa’nın yakın tarihi, neredeyse her kuşağın kendi büyük sokak hareketine tanıklık ettiği bir tarih.

“Fransa’da Neler Oluyor?” serimizin ilkinde, bugünkü olayların arkasındaki tarihsel hafızaya bir bakalım.

Yakın tarihte kimler sokağa çıktı, ne istedi, neler yaşandı ve en önemlisi, taleplerini ne ölçüde elde edebildi?

1968: SOKAKTA DEVRİM, SANDIKTA HAYAL KIRIKLIĞI

Mayıs 1968’de üniversite öğrencilerinin başlattığı gösteriler kısa sürede işçilere yayıldı. Milyonlarca insan greve çıktı, fabrikalar durdu, Paris sokaklarında barikatlar kuruldu. De Gaulle yönetimi ciddi biçimde sarsıldı. Hükümet, sendikalar ve işverenler arasında yürütülen Grenelle görüşmeleri sonucunda asgari ücrette yüzde 35, diğer ücretlerde ise yaklaşık yüzde 10 artış sağlandı.

Fakat ilginç olan sonrasında yaşandı. De Gaulle, 30 Mayıs’ta parlamentoyu feshederek erken seçim kararı aldı. Haziran ayında yapılan milletvekili seçimlerinde ise sokaklarda köklü değişim isteyenlerin beklentilerinin aksine, de Gaulle yanlıları büyük bir zafer kazandı.

Aynı yıl çıkarılan yasalarla işyerlerinde sendikal temsil hakkı güçlendirildi, üniversitelerde kapsamlı reformlar yapıldı. De Gaulle ise Nisan 1969’da düzenlediği referandumu kaybederek istifa etti.

1995: HÜKÜMETİ GERİ ADIM ATTIRAN GREVLER

1995’te bu kez emeklilik ve sosyal güvenlik reformları ülkeyi ayağa kaldırdı. Jacques Chirac’ın cumhurbaşkanı seçilmesinden yalnızca altı ay sonra başlayan protestolarda demiryolları durdu, kamu çalışanları haftalarca greve gitti.

Alain Juppé hükümeti reform paketinin özellikle kamu çalışanlarının emeklilik haklarını ilgilendiren bölümlerini geri çekmek zorunda kaldı.

Göstericiler somut bir kazanım elde etti. Ancak sosyal güvenlik sisteminin finansman sorunu ortadan kalkmadı. Benzer reform tartışmaları sonraki hükümetlerin de önüne geldi.

2005: BANLİYÖLERDE PATLAYAN ÖFKE

2005’te polislerden kaçarken elektrik trafosuna sığınan iki gencin hayatını kaybetmesi üzerine banliyölerde başlayan olaylar haftalarca sürdü. Araçlar yakıldı, kamu binaları zarar gördü ve olağanüstü hâl ilan edildi. İşsizlik, ayrımcılık ve toplumsal dışlanma yeniden ülkenin gündemine oturdu.

Ancak bu olaylarda ortak bir siyasi liderlik veya üzerinde uzlaşılmış kapsamlı bir reform programı bulunmuyordu. Güvenlik politikaları sertleşirken banliyölerdeki yapısal sorunlar devam etti.

Banliyölerde yükselen öfke, kendisini doğuran sorunların çözümünü sağlayamadı. Aksine, olaylar sırasında sert güvenlik politikalarıyla öne çıkan dönemin İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy, yaklaşık bir buçuk yıl sonra cumhurbaşkanı seçildi.

2018: SARI YELEKLİLER NE KAZANDI?

Macron döneminin en önemli kırılmalarından biri Sarı Yelekliler hareketiydi. Akaryakıt vergisine itirazla başlayan protestolar, hayat pahalılığına ve siyasi elitlere yönelik geniş bir tepkiye dönüştü.

Hükümet planlanan vergi artışından vazgeçti ve alım gücünü destekleyen tedbirler açıkladı. Ancak hareketin doğrudan demokrasi ve siyasi temsil talepleri büyük ölçüde karşılanmadı.

Sarı Yelekliler hükümete ekonomik alanda geri adım attırdı, fakat ortak ve kalıcı bir siyaset oluşturamadı. Nitekim Macron, 2022 cumhurbaşkanlığı seçimlerini yeniden kazandı.

2023: PROTESTOLAR REFORMU DURDURAMADI

Emeklilik yaşının 62’den 64’e çıkarılmasına karşı milyonlarca Fransız sokağa çıktı. Sendikalar geniş katılımlı grevler düzenledi, ulaşım ve kamu hizmetleri aksadı.

Buna rağmen hükümet, Anayasa’nın 49.3 maddesini kullanarak reformun Ulusal Mecliste oylanmadan kabul edilmesini sağladı.

Gösterilere yönelik büyük katılım, hükümetin temel kararını değiştirmeye yetmedi. Fransa’da kitlesel protestoların her zaman siyasi sonuç üretmediği bir kez daha görüldü.

PEKİ BUGÜN FARKLI OLAN NE?

Eylül 2026’da Paris’in yoksul kuzey banliyölerinde, okulların kötü koşullarını ve öğretmen eksikliğini protesto eden lise öğrencileri sokağa çıktı. Organizatörlere göre 800 bin, İçişleri Bakanlığına göre 550 bin kişinin katıldığı gösteriler kısa sürede eşitsizlik, kamu harcamaları ve hayat pahalılığına yönelik ülke çapında bir tepkiye dönüştü. Eylül başında Sarı Yelekliler çevresinden sosyal medyada yapılan 17 Ekim eylem çağrısına lise ve üniversite öğrencileri ile sendikalar da destek verdi.

Gösterilerin henüz kesinleşmiş bir siyasi sonucu yok. Ancak geçmişin gösterdiği gibi, Fransa’da sokak hareketlerinin kazanımları her zaman siyasi sonuçlarla örtüşmüyor.

1968’de göstericiler önemli haklar kazandı, fakat de Gaulle yanlıları seçimlerden güçlenerek çıktı. 1995’te reformların bir bölümü geri çekildi, ancak sorunlar devam etti. 2018’de vergi artışı durduruldu, hoşnutsuzluk bitmedi. 2023’te ise milyonların itirazına rağmen emeklilik reformu kabul edildi.

Kısacası Fransa’da sokak hareketleri kimi zaman hükümetleri geri adım atmaya zorladı, kimi zaman kalıcı reformların önünü açtı, kimi zaman da alınan kararları değiştiremedi. Asıl dikkat çekici olan, aradan geçen onca yıla rağmen benzer toplumsal sorunların yeniden sokaklara taşınması.