Haber En Son Olay Haber
Rize
Kapalı
weather
23°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
MevzuRize Rize Cennete Yolculuk: Rize

Cennete Yolculuk: Rize

Sendagez Travel‘ın yöneticisi Yeliz Balıkçı Seydioğlu, Rize’de görülmesi gereken her yeri ve seyahatinize eklemeniz gereken her detayı bu rehberde bir araya getirdi.

Okunma Süresi: 5 dk

Yaylaları, dağları, dereleri, konakları, şelaleleri, uçsuz bucaksız vahşi ormanları, horonları ve aşklarıyla Rize… Birçok kültürün gelip geçtiği Laz ve Hemşin kültürü ile fıkralara, maceralara, doğaya hükmeden; inatçı ve bir o kadar da içten insanları ile Rize… Türkiye’nin en çok yağış alan ve çayın başkenti olan Rize…

Türkiye’nin en zorlu coğrafyasına, en vahşi doğasına sahip olan Rize ve burada yaşayan insanların kültürleri; güçlü doğa şartları ile mücadeleleri, doğaya göre şekillenmiş yerel mimarisi, tarihi yapıları, geleneksel giyimleri, horonları, yerel mutfakları ve hikâyeleriyle anlatacağım o kadar çok şey var ki Rize için.

Haremtepe

Rize hem bir Karadeniz sahil şehri hem de dağ-yayla-su şehri olarak da kendine hayran bırakır misafirlerini. Vadileri belirleyen dereleri, Karadeniz’e karışan şelaleleri, Kaçkar Dağları, yayla turizminin öncüsü olan Ayder, dik yamaçlarda kurulu ahşap köy evleri, tarihi konakları ile horonu eğlencesi eksik olmayan festivalleri, sayısız endemik bitkisi, kaleleri, kemerli taş köprüleri, çay bahçeleri, neşeli, maceraperest ve inatçı insanları ile Rize herkese davet sunar aslında. Karadeniz’in önemli şehri Rize, Türkiye’de dağ ve doğa turizminin yapıldığı tek şehir olarak da karşımıza çıkmaktadır aslında. Yayla turizmi, hiking, trekking, zirve tırmanışları, kamp ve çadır alanları ile dere faaliyetlerinde rafting, zipline ile de birçok aktivite sunar gelen misafirlere.

Rize’de Nerede Yemek Yiyelim?

Tarihi Liman Lokantası

Rize’de halk çok çalışır; bir o kadar da yemek yemeyi sever. Hem kalabalık ailesiyle hem de birey olarak Rize halkı restorana gidip oturmayı, güzel yemek yemeyi benimsemiş. Restoran olarak ise herkesin sürekli denediği ve iyi yemek yaptığını bildiği yerlere gittiği görülür. Bu restoran seçimi de dededen toruna geçen bir alışanlık haline gelir. Bu yüzden de Rize’nin meşhur restoranlarının hepsi tarihidir.

Tarihi Liman Lokantası

Rize merkezde bulunan lokantada mutlaka Tereyağlı mercimek çorbası, Rize kavurması ve karışık yemek tabağını denemenizi tavsiye ederim.

Çayeli Lale Lokantası

Çayeli’nde en güzel ve en lezzetli kurufasulye, pilav, turşu ve yoğurt dörtlüsü ile en taze sütten yapılmış fındıklı sütlaç yemeden dönmeyin derim.

Fındıklı Şelale Balık Restoran

Fındıklı’da deniz kenarında ve kesinlikle balık çorbası ile mezgit balığının tadına bakmadan dönmeyin diyeceğim temiz güvenilir bir restoran.

Abu Restoran Çağlayan

Fındıklı Çağlayan vadisinde kendi somon balığını üretip, lazsom diye dünyaya ihraç eden, restaurantında labneli somon ve iskender somon ile somon tostu yemeden kesinlikle dönmeyin diyeceğim bir yer.

Çamlıhemşim Punn Cafe

Alabalığın, sarımsak ve defne yaprağında, bol tereyağı ile pişirip sunan Savaş ustayı mutlaka ziyaret edin.

Çamlıhemşin Yolun Dibi Cafe

Tarihi bir kemer köprü ve Çat Deresi manzarası eşliğinde en güzel yerel kahvaltıyı Makbule Abla hazırlıyor.

Çinçiva Zua Cafe

Apo Abi’nin pohpedi gazozu eşliğinde, yaban mersinli muhallebisini yemeden dönmeyin.

Noğa Cafe

Fındıklı’da üç arkadaşın harikalar yarattığı, pastacılık konusunda gerçekten bir başarı hikâyesi ile servis veren mekânın kahvelerini mutlaka deneyin derim.

Tüm bu restoran ve kafelerin yanı sıra Rize’yi gerçekten yaşamak için çok önemli bir detay var: Yerel halk ile birlikte yaylalarda, evlerde bir soba başında çay içmeden, patates yemeden, taze peynirden yapılan muhlamayı, yoğurt-mısır ekmeği ikilisini ve ısırgan çorbasını içmeden dönmeyin..

Rize Yemekleri
 

Muhlama

Rize sadece doğasıyla değil yemekleriyle de akılda kalabilen bir şehir. Çok geniş bir mutfağı olmasa da Rize’de kurulan sofralarda buraya has çok sayıda lezzet oluyor. İlk akla gelenler ise; muhlama, mısır ekmeği, karalahana, turşu kavurması.

Rize’nin yerel mutfağı daha çok sebze yemekleri ile karşımıza çıkar. Trabzon’da adı kuymak olan yemek Rize’de birden muhlamaya dönüşür. Hamsi yerini alabalığa bırakır.

Muhlama
Öncelikle bu yemeğin adının mıhlama değil muhlama olduğunun altını çizmeliyim. Vazgeçilmez bir öğün olan muhlama, halk arasında bile değişime uğramıştır. Laz olanlar halk mısır unu ile yaparken, Hemşin halkı beyaz un ile yapar muhlamayı. Bol tereyağı, yayla peyniri, kaymak ve beyaz unla yapılır. Sonuç: Mükemmel lezzet.

Karalahana (Çağala)
Karalahana doğrandıktan sonra etli kemik, iç yağı ve barbunyayla birlikte sulu sulu pişirilir. Hem çorba hem de sebzeli tencere yemeği gibi.

Turşu Kavurması
Suyu süzülüp doğranan fasulye turşusu derin bir tencere de piyazlık doğranmış bol soğan, bol tereyağıyla kavruluyor.

Laz Böreği
Adına aldanıp börek bekleyenleri şaşırtan tatlı! Gerçek bir Laz tatlısı. İnce açılmış yufkaların arasında bol karabiberli muhallebi ve sıcacık şerbeti sunuluyor.

Pepeçura
Siyah üzümlerin ezilmesi ve şırasının alınması ile pişirilerek muhallebi kıvamına getirilen en yerel lezzet.

Rize kavurması, pazı tavalısı, hamsi koli, korkota çorbası, kabak sütlacı ve etli karalahana sarması da yemeden dönmeyin derim.

Rize’ye Ne Zaman Gidilir?

Öncelikle; Rize’de yaz yoktur. Rize’ye gelmek için burada ilkbaharın başlangıcı, doğanın uyanışı olan mayıs-haziran en güzel aylardır. Çiçekler açmaya başlar, hava güneşli, yeşil daha parlak ve bir başka güzeldir. Temmuz-ağustos çürük ayıdır. Yağmur sevenler, sis içinde dolaşmak ve biraz da üşümek isteyenler için en güzel iki aydır. Bol yağmurun olduğu bu aylarda doğa yavaş yavaş üretmeye başlar. Böğürtlen, frambuaz, dağ çileği, yaban mersini zamanlarıdır. Eylül-ekim-kasım en sakin, en sessiz ve ormanların artık kırmızı-sarıya dönüştüğü sonbaharın başlangıcı ve en özel aylardır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *