29 Ekim 2026, Perşembe

Mevzurize

Canlı Piyasa Güncelleme
Gündem

Sadettin Ökten’den ‘Müslüman vicdan’ vurgusu: Modernist vicdana benzemez

İslam Düşünce Enstitüsü'nün Maveraünnehir Yaz Seminerleri'nin konuğu olan Prof. Dr. Sadettin Ökten, "İslam medeniyetini yeniden düşünmeyi" anlattı. Gazze'yi hatırlatan Ökten, Müslüman vicdanına dikkati çekti.

Sadettin Ökten'den 'Müslüman vicdan' vurgusu: Modernist vicdana benzemez

İslam Düşünce Enstitüsü’nün Maveraünnehir Yaz Seminerleri’nin konuğu olan Prof. Dr. Sadettin Ökten, Prof. Dr. Mehmet Görmez’in  moderatörlüğünde “İslam medeniyetini yeniden düşünmeyi” anlattı. Görmez, Ökten’i, “Şehir ve medeniyet üzerinde tefekkür ufukları açan, hikmetle hendeseyi birleştiren, hikmeti, hendeseyi, tasavvufu, geleneği, geçmişi, gelecekle konuşturan bir hikmetli hocamız, üstadımız” sözleriyle tanıttı.

Konuşmasına, “Bendenize iletilen konu İslam medeniyetini yeniden düşünmek başlıklı bir mevzuydu. Ben de İslam medeniyetinin gayrialdin bir kimlik meselesi olarak uzun zamandan beri düşünmekteyim” diyerek başlayan Ökten, şunları söyledi: 

“Medeniyet nedir, kültür nedir diye başlıyoruz. Ancak bu başlığı, bu konuyu açmadan evvel şunu hemen ifade etmek isterim. Bilim modellerle yapılıyor. Gerek tabiat bilimleri, gerek sosyal bilimler zihinsel modellerle yapılır. Bilgin veya alim hadiseye bakar. Hadise dış alemde gerçekleşir. Gerçek aktörleri vardır. Madde vardır, eylem vardır. Ve bu şahıs vardır, zaman ve mekan vardır. Bunları soyutlayarak zihnine alır ve orada bir zihinsel model kurar. Benim de size burada arz etmeye niyet ettiğim hadise böyle bir model. Bu modelin kurucusu ben değilim. Bu modelin kurucusu merhum Profesör Yılmaz Özakpınar hocamız. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümünde bir ekol idiler onlar. Mümtaz Turhan, Erol Göngör ve Yılmaz Özakpınar.

Bendeniz akademisyen bir mühendis olarak bir de tabii kendi aldığım aile ve muhit terbiyesi itibariyle bir tarafıyla modernist bir tarafıyla İslami bir çerçevenin içinde bulundum. Sonra da acaba benim bu İslami değerlerim ve onlara dayandırdığım eylemlerim modern hayatta ne ifade ediyor sorunsalığıyla yola çıktım. Aşağı yukarı 40-45 yıl önce başlayan bu yolculuk halen devam ediyor. 

İnandığımız değere göre bir eylem yaptığımız zaman özgün varoluşumuz ortaya çıkar. Bir başkasının inandığı değere göre eylem yaptığımız zaman taklit bir varoluş ortaya çıkar. Bu çok mühim bir ayrımdır. Her medeniyet kendine ait değerleri alır ve bir yapı kurar. Değerler sisteminde çelişki söz konusu olmaz. Kendi içinde bir bütündür. 

Bu değerler sisteminin temel bir özelliği var. Bütün insanlarda var olan evrensel sorular vardır. Bir tanesi hayatın manası ve gayesi sorusu. Niçin buradayım ve ne yapmam lazım? Bu soruyu her insan sorar. Tabii genç arkadaşlar bakıyorlar diyorlar ki ‘hiç sormadık’. Bakışlarından anlıyorum. Diyorum ki: Çok inandığınız, sevdiğiniz, güvendiğiniz birisi size söylemiştir hayatın manasını ve gayesini. Siz onu taklit ediyorsunuz.

Eylem için kurgu yapmak zorundayız. Kurguyu inandığımız değerlere göre yapıyoruz. Buna medeniyet tasavvuru diyoruz. İnsan varlığı hayatına anlam ve gaye tanımlarken, önüm ve sonrasıyla olan problemlerini çözerken, değerlerin ortaya koyduğu anlatıya muhtaçtır. Eğer içinde bir dinginlik, tatmin, doyum arıyorsa insan bu değerlere de inanmak mecburiyetindedir.

“MODERNİST VİCDANLA MÜSLÜMAN VİCDANI FARKLIDIR”

Özellikle vicdan üzerinde durmak istiyorum. Gazze’de çok mühim bir hadise cereyan ediyor. İslam medeniyeti mensupları diyor ki: Dünyadaki insanı vicdan harekete geçti. Ben o kadar emin değilim. Çünkü modernist vicdan ile bir Müslüman vicdanı farklıdır. Bir Müslüman vicdanı eğer Müslümanca eğitilmişse başka hassasiyetleri taşır. Bir modernistin vicdanı da kendi usullerine göre eğitilmişse başka hassasiyetleri taşır. Burada o kadar genellemeci olmamak lazım. Bunun altını hususen çizmek istiyorum.

İslam medeniyetine mensup toplumlar teknolojik olarak öteki toplumlara göre ilerlememişler. Bu çok somut bir hadise.”