Kamu teşviklerinden sanayideki istihdam kaybına, Rize’deki deniz alanlarından DOKAP’ın Yeşil Yol yatırımlarına kadar birçok konuyu gündeme taşıyan Ocaklı, “Bu ülkenin kaynakları şirketlerin değil, halkındır. Rantın değil, emeğin bütçesini istiyoruz.” dedi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 2027 yılı bütçe görüşmeleri sırasında söz alan Yeni Parti Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı, hükümetin ekonomi ve kalkınma politikalarını eleştirdi.
Kamu kaynaklarının kullanımında toplumsal yararın gözetilmesi gerektiğini vurgulayan Ocaklı, özellikle büyük şirketlere verilen teşviklerin işçilere, küçük üreticilere ve yerel halka yeterince yansımadığını savundu.
Rize’deki çay üreticilerinin, balıkçıların ve turizm sektöründe çalışan vatandaşların sorunlarına da değinen Ocaklı, kalkınmanın yalnızca ekonomik büyüme rakamlarıyla değerlendirilemeyeceğini söyledi.
Tahsin Ocaklı: “Kalkınma Halkın Refahıyla Ölçülmeli”
Türkiye’nin kalkınma politikalarında çalışanların ve üreticilerin öncelikli olması gerektiğini belirten Tahsin Ocaklı, sanayi yatırımlarının toplumun geniş kesimlerine fayda sağlaması gerektiğini ifade etti.
Ocaklı, hükümetin millî teknoloji, yüksek teknoloji ve bölgesel kalkınma hedeflerini hatırlatarak şu soruları yöneltti:
“Sanayi işçisinin ücreti artıyor mu? Küçük üretici emeğinin karşılığını alabiliyor mu? Gençlerimiz memleketinde iş bulabiliyor mu? Doğamız, yaylalarımız ve denizlerimiz korunuyor mu?”
Kalkınmanın yalnızca ihracat rakamları, şirketlerin büyüklüğü ve altyapı yatırımları üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirten Ocaklı, halkın refahının artırılması, emeğin korunması ve doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımının esas alınması gerektiğini dile getirdi.
“Faiz Giderleri Bakanlık Bütçesinin 16 Katı”
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 2027 yılı bütçe teklifine ilişkin rakamları paylaşan Ocaklı, kaynak dağılımındaki öncelikleri eleştirdi.
Bakanlığın 2027 yılı için yaklaşık 248,8 milyar liralık bütçe teklifinin bulunduğunu belirten Ocaklı, aynı yıl faiz giderleri için 3 trilyon 975 milyar lira öngörüldüğünü söyledi.
Ocaklı, “Faize ayrılan kaynak, bu bakanlığa ayrılan kaynağın tam 16 katı. Bir taraftan üretim ekonomisi diyorsunuz, diğer taraftan kaynak dağılımında faizin ağırlığını görüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Kamu teşviklerinin dağılımına da dikkat çeken Ocaklı, Bakanlığın performans verilerine göre 2025 yılında proje bazlı teşvik sistemi kapsamındaki bazı desteklerin yüzde 86,69’unun yalnızca 13 projede yoğunlaştığını belirtti.
Ocaklı, desteklerden yararlanan şirketlerin sağladığı istihdamın, çalışan ücretlerinin ve çevresel etkilerinin kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılması gerektiğini savundu.
Rize’deki Deniz Alanları ve Balıkçıların Sorunlarını Gündeme Getirdi
Konuşmasında Rize’deki su ürünleri yetiştiriciliği faaliyetlerine geniş yer ayıran Tahsin Ocaklı, deniz alanlarının kullanımı konusunda yerel balıkçıların ve vatandaşların haklarının korunması gerektiğini söyledi.
Rize’de faaliyet gösteren bir su ürünleri yetiştiriciliği firmasına ilişkin çeşitli iddiaları gündeme taşıyan Ocaklı, tesisin havalimanı çevresindeki uçuş güvenliği, balıkçıların avlak alanları ve deniz kirliliği açısından risk oluşturabileceği yönünde açıklamalar yapıldığını belirtti.
Şirketin kullandığı alanlara ve güvenlik güçlerinin uygulamalarına ilişkin eleştirilerde bulunan Ocaklı, su ürünleri kooperatiflerinden yer kiralanmadan alanların kullanıldığını ileri sürdü.
Bölgede yaşanan protestolara da değinen Ocaklı, vatandaşların tepkilerine rağmen şirketin korunduğunu savunarak şu ifadeleri kullandı:
“Sayın Bakan, soruyorum: Bu devletin, valinin ve sizlerin şirketleri mi, yoksa halkı mı koruması lazım?”
Ocaklı’nın gündeme getirdiği şirket faaliyetleri ve kamu kurumlarına yönelik iddialar, milletvekilinin açıklamalarına dayanıyor.
“Tekstil ve Deri Sektörlerinde 128 Bin Kişi İşini Kaybetti”
Türkiye’de sanayi sektöründeki istihdam kaybına da dikkat çeken Ocaklı, TEPAV ve SGK verilerine atıfta bulunarak Şubat 2026 itibarıyla tekstil ve deri sektörlerinde bir önceki yılın aynı dönemine göre 128 bin sigortalı çalışanın işini kaybettiğini ifade etti.
İmalat sanayisinin millî gelir içindeki payının 2022 yılında yüzde 21,8 olduğunu, 2026 yılının ilk yarısında ise yüzde 15,4’e gerilediğini belirten Ocaklı, sanayideki daralmanın çalışanlar üzerindeki etkilerinin araştırılmasını istedi.
Kamu desteği alan işletmelerde çalışanların ücretlerinin, sendikal haklarının ve iş güvencelerinin korunması gerektiğini vurgulayan Ocaklı, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Şirketlerin finansman maliyetini düşürüyorsunuz; işçinin geçim maliyetini kim düşürecek? Kamu desteği alan şirketlere işçinin ücretini, sendikal haklarını, iş güvenliğini ve istihdamı koruma yükümlülüğü neden getirilmiyor?”
DOKAP’ın Yeşil Yol Yatırımlarını Eleştirdi
Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yürütülen kalkınma projelerine de değinen Tahsin Ocaklı, Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı (DOKAP) tarafından desteklenen Yeşil Yol Projesi’ni eleştirdi.
Geçen yıl Yeşil Yol yatırımları için yaklaşık 429 milyon liralık kaynak ayrıldığını belirten Ocaklı, söz konusu yatırımın bölge halkına sağladığı faydanın sorgulanması gerektiğini söyledi.
Yeşil Yol’un bazı turizm yatırımcılarına hizmet ettiğini ve madencilik faaliyetlerinde de kullanılabileceğini savunan Ocaklı, kamu kaynaklarının bölgedeki vatandaşların ihtiyaçlarına öncelik verilerek değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Ocaklı, “Yeşil Yol’a ayrılan bu kaynak niçin vatandaşlara ayrılmıyor?” diye sordu.
Ardeşen’deki Kamu Destekleri İçin Araştırma Çağrısı
Rize’nin Ardeşen ilçesindeki bazı destek uygulamalarını da gündeme taşıyan Ocaklı, kamu teşviklerinin dağıtımında siyasi ayrımcılık yapıldığı yönündeki iddiaların araştırılmasını istedi.
Bazı desteklerden AK Parti il başkanları ve eski belediye başkanlarının yararlandığını öne süren Ocaklı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının destek uygulamalarının incelenmesi gerektiğini belirtti.
Kamu kaynaklarının siyasi tercihlere göre değil, eşitlik ve kamu yararı ilkeleri doğrultusunda dağıtılması gerektiğini savunan Ocaklı, “Bu ülkenin kaynakları halkın kaynaklarıdır.” dedi.
“Çay Üreticisi, Balıkçı ve İşçi Korunmalı”
Konuşmasının son bölümünde Rize ve Doğu Karadeniz’deki üreticilerin yaşadığı sorunlara dikkat çeken Ocaklı, çay tarımı, balıkçılık, turizm ve sanayi sektörlerinde çalışan vatandaşların ekonomik haklarının korunması gerektiğini vurguladı.
Kamu teşviklerinin koşulsuz biçimde şirketlere aktarılmasına karşı olduklarını belirten Ocaklı, üretim ve yatırımların devam etmesi gerektiğini ancak bu süreçte çalışanların haklarının güvence altına alınmasının zorunlu olduğunu söyledi.
Ocaklı, “Üretim olacak ama işçinin hakkı korunacak. Teşvik olacak ama kamu yararı esas alınacak. Tarım gelişecek ama üretici yoksullaşmayacak. Turizm olacak ama yaylalar betona teslim edilmeyecek.” ifadelerini kullandı.
Tahsin Ocaklı: “Rantın Değil, Emeğin Bütçesini İstiyoruz”
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 2027 yılı bütçesine yönelik eleştirilerini sürdüren Tahsin Ocaklı, kamu kaynaklarının kullanımında halkın çıkarlarının öncelikli olması gerektiğini belirterek konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Bu ülkenin toprakları, ormanları, dereleri, yaylaları ve denizleri bir avuç şirketin değil, halkındır. Biz şirketleri değil, halkın kalkınmasını savunuyoruz. Rantın değil, emeğin bütçesini istiyoruz. Yaşam alanlarımıza dokunmayın, emeğimizin karşılığını verin, iş haklarımızı ve iş güvencemizi sağlayın.”
Ocaklı’nın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonundaki açıklamaları, kamu teşviklerinin dağılımı, sanayide istihdam kaybı, Rize’deki deniz alanlarının kullanımı ve Doğu Karadeniz’deki kalkınma yatırımlarına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.



