Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) 13. Zirvesi, başkent Ankara’da yoğun bir diplomasi trafiğiyle başladı. Külliye’deki Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı’nın ardından başkente ulaşan konuk devlet ve hükümet başkanları, Türk Devletleri Medeniyet Parkı’nın açılışına katılırken, ilk gün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı onuruna verilen resmî akşam yemeğiyle noktalandı.
Ancak Beştepe koridorlarında verilen birlik ve beraberlik fotoğraflarının ardında, zirveye gölge düşüren çok daha kritik bir diplomasi başlığı konuşuluyor: “Bakü’nün zirvedeki eksikliği ve Ankara-Bakü hattında tırmanan diplomatik tansiyon.”
KÜLLİYE KULİSLERİNDE “BAKÜ” BİLMECESİ
Zirve alanında resmî gündem başlıkları ticaret, ulaştırma hatları ve enerji protokolleri olsa da diplomatik heyetlerin ve gazetecilerin asıl odak noktası Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in yokluğu oldu. Bakü kanadı resmî gerekçe olarak FIFA U-15 Dünya Şampiyonası ve Festivali’nin ödül törenini öne sürse de diplomasi kulislerinde bu adım, Ankara ile Bakü arasında son dönemde su yüzüne çıkan krizin doğrudan bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Külliye’nin basın merkezindeki detaylar ise olaylara farklı bir boyut kazandırıyor. Azerbaycanlı bir gazeteci krizin arka planına dair çarpıcı gerçekleri ortaya koydu. Basın alanında Azerbaycanlı gazetecilerin yok denecek kadar az olması dikkat çekerken söz konusu gazeteci, Azerbaycan’da İletişim Başkanlığının muadili olan kurumdan tüm medya mensuplarına net bir talimat gittiğini aktardı:
“Ankara’daki TDT Zirvesi’ne dair haber geçmeyin.”
Şu an alanda Azerbaycan’dan yalnızca devlet televizyonu ekibi bulunuyor. Ancak onların da tek görevi, zirvenin genel akışını değil, sadece Azerbaycan Dışişleri Bakanı’nın temaslarını haberleştirmek.
Kulislere yansıyan bilgilere göre, Bakü’nün okullardaki kılık kıyafet düzenlemesi sonrası Türkiye tarafındaki sert tepkilere karşı geri adım atmaması, Beştepe koridorlarında “iç işlerine müdahale hassasiyeti” bağlamında sıkça tartışılıyor. Oktay Saral’ın istifasına rağmen tansiyonun düşmediği ve Bakü’nün “seküler devlet” yapısını koruma hassasiyetini en üst diplomatik düzeyde sergilemek istediği konuşuluyor.

Bakü medyasının ve diplomatik çevrelerinin, Türkiye’deki muhafazakâr çevrelerden gelen İsrail eleştirilerine karşı takındığı mesafeli duruş, Ankara’daki ikili görüşmelerin de görünmeyen gündem maddesini oluşturuyor. Azerbaycan tarafının dış politikasında “bağımsız aktör” konumunu vurgulama isteği, zirvenin dinamiklerini doğrudan etkiliyor.
EŞİT MÜTTEFİK VE “MÜTEKABİLİYET” HİSSİYATI
Kulislerde dile getirilen bir diğer iddia ise Bakü’nün, 2009 Zürih Protokolleri krizini andırır şekilde diplomatik mütekabiliyet ilkesini işlettiği yönünde. Aliyev’in Ankara zirvesini pas geçmesi, “ikinci adam” ya da “küçük ortak” algısına karşı diplomatik bir duruş olarak yorumlanıyor.
GÖZLER ZİRVENİN İKİNCİ GÜNÜNDE
İlk günü Cumhuriyet Bayramı’nın coşkulu atmosferi ve resmî temaslarla tamamlanan TDT 13. Zirvesi’nin ikinci gününde, liderlerin basına kapalı oturumları ve sonuç bildirgesi bekleniyor.



