Bakan Kacır, konuşmasında yapay zekanın sunduğu fırsatları ve beraberinde getirdiği riskleri değerlendirdi. Teknolojinin insan odaklı bir anlayışla geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Kacır, yapay zeka sistemlerine yetki devredilmesinin insanın sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını belirtti. Yapay zekanın üretimden ulaşıma, eğitimden kamu hizmetlerine kadar birçok alanı dönüştürdüğüne dikkat çeken Kacır, gelişmiş sistemlerin şeffaflığı ve hesap verebilirliğinin önem kazandığını ifade etti. Kacır, "Yapay zekaya yetki devredebiliriz, ancak sorumluluğu devredemeyiz" dedi.
Türkiye'nin 2026-2030 Yapay Zeka Eylem Planı'nın "Farkında ol, faydalan, inşa et ve yön ver" olmak üzere dört temel eksen üzerine kurulduğunu açıklayan Kacır, ülkeyi yapay zeka teknolojilerinde öncü ülkeler arasına taşımayı hedeflediklerini söyledi. Bu kapsamda 5 milyon vatandaşa yapay zeka okuryazarlığı kazandırılması planlanıyor. Ayrıca 10 bin ileri düzey yapay zeka uzmanı ile bu teknolojileri farklı sektörlerde uygulayabilecek 100 bin profesyonelin yetiştirilmesi öngörülüyor. Kacır, araştırmacıların ve girişimcilerin gerçek hayattaki sorunlara çözüm geliştirebilmesi için en az 2 bin kamu veri setini erişime açacaklarını bildirdi.
Yapay zeka alanındaki gelişimin güçlü bir hesaplama altyapısı gerektirdiğini vurgulayan Kacır, Türkiye'nin veri merkezi kapasitesini 2030 yılına kadar en az 1 gigavata çıkarmayı hedeflediklerini açıkladı. Bu doğrultuda veri merkezleri, bulut bilişim ve yapay zeka altyapısında özel sektör öncülüğünde en az 10 milyar dolarlık yatırımı harekete geçirmeyi planladıklarını belirten Kacır, HIT-30 Programı ile de yapay zeka ve veri merkezi yatırımlarını hızlandırdıklarını ifade etti.
Türkçe büyük dil modeli BİLGE'ye ilişkin de bilgi veren Kacır, modelin ilk sürümünü yakında geliştiricilerin kullanımına sunacaklarını duyurdu. BİLGE'nin Türkiye'nin teknolojik bağımsızlığını güçlendireceğini belirten Kacır, modelin Türkçe ve yerel ekosistem için tasarlanmış yeni üretken yapay zeka uygulamalarına imkan sağlayacağını söyledi. Girişimlerin, araştırmacıların ve şirketlerin model üzerinden yeni ürün ve hizmetler geliştirebileceğini kaydetti.
Yapay zekanın güvenli ve sorumlu kullanımına yönelik adımlar da atacaklarını belirten Kacır, düzenlemelerin uygulamaların taşıdığı risklerle orantılı olması gerektiğini vurguladı. Üretim süreçlerini iyileştiren bir sistem ile tıbbi tedaviyi veya temel kamu hizmetlerine erişimi etkileyen bir sistemin aynı yükümlülüklere tabi olmaması gerektiğini ifade eden Kacır, etkisi yüksek uygulamalarda daha güçlü güvenceler, kullanım öncesi değerlendirmeler ve etkin insan denetimi öngördüklerini söyledi. Kacır, öncelikli sektörlerde girişimcilerin ve araştırmacıların yeni teknolojileri belirli kurallar altında test edebileceği düzenleyici deneme alanları oluşturacaklarını da açıkladı. Kurulacak Yapay Zeka Etik Kurulu'nun mahremiyetin korunması, ayrımcılığın önlenmesi ve çocukların güvenliği konularında geliştiricilere ve kurumlara rehberlik edeceğini belirtti.
Eğitim ve yarışma programları sayesinde bugüne kadar 82 bin üniversite öğrencisine yapay zeka becerileri kazandırıldığını dile getiren Kacır, Türkiye'nin yürüttüğü çalışmaları da anlattı. Kacır, ulusal süper bilgisayar altyapısının gelişmiş hesaplama kapasitesinden 9 bin araştırmacının faydalandığını ifade etti. Dijital Avrupa Programı ve EuroHPC üzerinden araştırmacılar ile girişimlere, Avrupa'nın önde gelen süper bilgisayarlarında 100 milyon dolar değerinde hesaplama kaynağına ücretsiz erişim imkanı sunulduğunu da sözlerine ekledi.
Yapay zekayla üretilen dezenformasyon, deepfake içerikler ve algoritmik ayrımcılığın toplumsal güveni tehdit ettiğine dikkat çeken Kacır, hiçbir ülkenin bu alandaki sorunlarla tek başına mücadele edemeyeceğini ifade etti. Türkiye'nin G20, OECD, UNESCO, Türk Devletleri Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler bünyesindeki çalışmalara katkı sunduğunu belirten Kacır, yapay zekanın geleceğini belirleyecek kuralların oluşturulmasında tüm ülkelerin etkin söz hakkına sahip olması gerektiğini vurguladı. Yapay zekayla şekillendirilen geleceği bir "emanet" olarak nitelendiren Kacır, gelecek nesillere güçlü teknolojilerin yanı sıra bu sistemleri sorgulama özgürlüğü ve hesap verebilir kurumlar bırakılması gerektiğini söyledi.











