Süleyman Hilmi Tunahan, 1888 yılında dünyaya gelen, Osmanlı medreselerinde eğitim gören ve müderrislik yapan bir din âlimiydi. Cumhuriyet döneminde özellikle Kur’an, Arapça ve klasik İslami ilimler alanındaki eğitim faaliyetleriyle tanındı. Çevresinde oluşan öğrenci topluluğu, ölümünün ardından büyüyerek bugün Süleymancılar adıyla bilinen dini cemaatin tarihsel temelini oluşturdu.
SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN KİMDİR?
Süleyman Hilmi Tunahan, Osmanlı medrese sisteminde yetişmiş müderris, vaiz ve Nakşibendî-Müceddidî geleneğe bağlı bir din âlimiydi. Eğitim hayatında Arapça, tefsir, hadis ve klasik medrese ilimlerine yoğunlaştı.
1924 sonrasında din eğitimi faaliyetlerini farklı yöntemlerle sürdüren Tunahan, küçük öğrenci grupları oluşturarak Kur’an ve dini ilimler öğretmeye başladı. 1950’li yıllarda ise yatılı Kur’an kursları ve öğrenci yetiştirme faaliyetleri daha sistemli hale geldi.
SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN NEREDE VE NE ZAMAN DOĞDU?
Süleyman Hilmi Tunahan 1888 yılında, günümüzde Bulgaristan sınırları içerisinde bulunan Silistre bölgesinin Hezargrad/Razgrad yöresindeki Ferhatlar köyünde dünyaya geldi.
Doğum yılı 1888 olarak bilinirken kesin gün ve ay bilgisi konusunda aynı açıklık bulunmuyor. Bu nedenle Tunahan’ın doğum tarihi için 1888 yılı esas alınıyor.
SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN’IN AİLESİ KİMDİR?
Tunahan’ın babası Hocazâde Osman Fevzi Efendi, Silistre’deki Hacı Ahmed Paşa Medresesi’nde müderrislik yapan bir din âlimiydi. Dedesi ise Kaymak Hâfız Mahmud Efendi olarak biliniyordu.
Ailesi “Hocazâdeler” adıyla tanınıyordu. Aile geleneğinde soylarının Seyyid İdris Bey üzerinden Hz. Muhammed’e dayandığı kabul edilse de bu bilgi kesin olarak kanıtlanmış bir soy bağı yerine aile içerisinde benimsenen bir şecere anlatısı niteliği taşıyor.
Tunahan’ın “Ebülfâruk” künyesiyle de anıldığı, bu ismin küçük yaşta hayatını kaybeden oğlu Fâruk’tan geldiği belirtiliyor. Ayrıca iki kız çocuğu bulunuyordu.
SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN NASIL BİR EĞİTİM ALDI?
Tunahan, kapsamlı bir Osmanlı medrese eğitimi aldı. 1902’de Silistre Rüşdiye Mektebi’ni tamamladıktan sonra Satırlı Medresesi’nde Arapça eğitimi gördü. 1907 yılında İstanbul’a gelerek Fatih’teki Hâfız Ahmed Paşa Medresesi’nde eğitimine devam etti ve 1913’te icazet aldı.
1914 yılında Dârü’l-Hilâfeti’l-Aliyye Medresesi’nin yüksek bölümüne başladı ve 1916’da mezun oldu. Ardından Medresetü’l-Mütehassısîn’in tefsir ve hadis bölümüne girerek eğitimini 27 Mayıs 1919’da birinci dereceyle tamamladı.
19 Kasım 1918’de yapılan sınav sonucunda İstanbul müderrisliği ruûsu aldı ve “dersiâm” unvanına sahip oldu. Kadı yetiştiren Medresetü’l-Kudât’ta da eğitim görmesine rağmen mesleki faaliyetlerini ağırlıklı olarak müderrislik, vaizlik ve din eğitimi alanlarında sürdürdü.
SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN NE İŞ YAPIYORDU?
Tunahan’ın çalışma hayatında müderrislik, vaizlik ve din eğitimi öne çıktı. Osmanlı medrese sisteminde öğretmenlik yaptı ve 1922 yılında Dârü’l-Hilâfeti’l-Aliyye bünyesindeki İbtidâ-i Hâric Medresesi’nde Türkçe dersleri verdi. Bir yıl sonra Arapça ve Türkçe derslerini birlikte yürüttü.
1938 yılından itibaren İstanbul’un çeşitli camilerinde resmî olarak vaizlik yapmaya başladı. Aynı zamanda Kur’an, Arapça ve klasik İslami ilimler alanında öğrenciler yetiştirdi.
1924’TEN SONRA SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN’IN HAYATINDA NE DEĞİŞTİ?
3 Mart 1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat Kanunu, Tunahan’ın hayatındaki önemli dönüm noktalarından biri oldu. Medrese sisteminin sona ermesinin ardından görev yaptığı kurum İmam-Hatip Mektebi’ne dönüştürüldü ve Tunahan buradaki görevinden ayrıldı.
Bu dönemden sonra öğrenci yetiştirme faaliyetleri özel ders halkaları üzerinden devam etti. Tunahan, 1930 yılında Çatalca’nın Kabakça köyündeki Hâlid Paşa Çiftliği’ni kiralayarak bir süre tarımla uğraştı. Burada çalışan kişiler arasından öğrenciler seçerek dini eğitim vermeye başladı. Daha sonraki yıllarda eğitim faaliyetlerini farklı yerlerde sürdürdü.
SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN HANGİ CAMİLERDE VAAZ VERDİ?
Tunahan, 4 Şubat 1938’den itibaren resmî vaizlik görevini yürüttü. İlk dönemlerde İstanbul’daki Doğancılar, Aziz Mahmud Hüdâyî ve Yağkapanı camilerinde vaaz verdi.
Daha sonra Şehzadebaşı, Süleymaniye, Sultanahmet ve Beyazıt gibi büyük camilerde de vaazlarını sürdürdü. Aynı yıllarda cami odaları ve bazı evlerde küçük öğrenci gruplarına dini eğitim vermeye devam etti.
SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN 1957’DE NEDEN TUTUKLANDI?
Tunahan’ın karşı karşıya kaldığı en önemli adli süreçlerden biri 1957 yılında yaşandı. Bursa Ulu Camii’nde Âkif Efendi adlı bir kişinin taraftarlarının gerçekleştirdiği “mehdilik gösterisi” sonrasında başlatılan soruşturma kapsamında Tunahan da gözaltına alındı ve tutuklandı.
Tunahan 59 gün tutuklu kaldı. 29 Ağustos’ta kefaletle serbest bırakıldı ve 8 Kasım 1957’de beraat etti. Bu nedenle Tunahan’ı yaşanan olayın lideri veya sorumlusu olarak tanımlamak doğru değil.
İLK YATILI KUR’AN KURSUNU NE ZAMAN AÇTI?
Tunahan’ın eğitim faaliyetleri 1950’li yıllardan itibaren daha sistemli bir yapıya kavuştu. 1951 yılında Üsküdar Çamlıca’da yaklaşık 25 öğrenciyle ilk yatılı Kur’an kursunu oluşturdu.
Daha sonra Çamlıca çevresinde yeni ders grupları açıldı. İstanbul’un Vefa semtindeki Taştekneler Camii’nde imam ve müezzinlere, Eyüp Topçular Camii yakınlarında ise Anadolu’nun farklı bölgelerinden gelen öğrencilere eğitim verdi.
Öğrencilerinin farklı şehirlere gitmesiyle Kur’an kursları Anadolu’da da yayılmaya başladı. Tunahan ayrıca öğrencilerini Diyanet İşleri Başkanlığı sınavlarına girmeye teşvik etti.
SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN’IN EĞİTİM METODU NASILDI?
Tunahan’ın eğitim anlayışı, Osmanlı medrese müfredatının yoğunlaştırılmış biçimde öğrencilere aktarılmasına dayanıyordu. Eğitim yalnızca Kur’an okumayla sınırlı değildi; Arapça, fıkıh, tefsir, hadis ve klasik İslami ilimler de programın önemli parçalarını oluşturuyordu.
Amaç, öğrencilerin temel dini ilimleri öğrenmesinin ardından başka öğrencilere ders verebilecek seviyeye ulaşmasıydı. Bu sistem, sonraki yıllarda Süleymancı cemaatinin Kur’an kursu ve öğrenci yurdu yapılanmasının gelişmesinde etkili oldu.
SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN NAKŞİBENDİ MİYDİ?
Evet. Süleyman Hilmi Tunahan, Nakşibendiyye’nin Müceddidiyye koluna bağlıydı. Tasavvuf eğitimini İstanbul’da Şeyh Selâhaddin b. Mevlânâ Sirâceddin’den aldı.
Tasavvufi silsilesi İmâm-ı Rabbânî’ye uzanıyordu. Zikir, rabıta, sohbet ve hatm-i hâcegân gibi uygulamalar Tunahan’ın tasavvufi anlayışında yer aldı.
Dini çizgisi ise Sünni ve Hanefi olarak değerlendiriliyor. Tasavvuf anlayışında İmâm-ı Rabbânî’nin Müceddidî geleneği belirgin bir yere sahipti.
SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN KİTAP YAZDI MI?
Tunahan’ın yazılı eserleri oldukça sınırlı kaldı. Kur’an okumayı öğretmek amacıyla hazırladığı Kur’an Harf ve Harekeleri adlı kısa elifba çalışması öne çıkıyor.
Tunahan’a nispet edilen Risâle-i Kibrît-i Ahmer ile çeşitli mektup ve risalelerden de söz ediliyor. Bu nedenle Tunahan’ın hiç eser yazmadığını söylemek yerine, sınırlı sayıda yazılı çalışma bıraktığını ve asıl ağırlığı öğrenci yetiştirmeye verdiğini ifade etmek daha doğru.
SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN SÜLEYMANCILAR CEMAATİNİ KENDİSİ Mİ KURDU?
Süleyman Hilmi Tunahan, bugün bilinen adı ve kurumsal yapısıyla “Süleymancılar” isimli bir kuruluş oluşturmadı. Ancak günümüzde bu isimle anılan cemaatin tarihsel ve manevi temeli Tunahan’ın öğrencileri ile Kur’an eğitimi çevresine dayanıyor.
Özellikle 1940’lı yıllarda Tunahan’ın vaazları ve ders halkaları etrafında öğrenci merkezli bir dini topluluk şekillenmeye başladı. Bu yapı, Tunahan’ın 1959’daki ölümünden sonra öğrencileri ve ailesinin çevresinde büyüyerek daha kurumsal bir hale geldi.
Bugünkü geniş dernek, öğrenci yurdu ve uluslararası yapılanmanın önemli bölümü Tunahan’ın ölümünden sonraki dönemde ortaya çıktı.
SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN NE ZAMAN VE NEREDE ÖLDÜ?
Süleyman Hilmi Tunahan, 16 Eylül 1959 tarihinde İstanbul’da hayatını kaybetti. 1888 doğumlu olan Tunahan öldüğünde yaklaşık 70-71 yaşındaydı.
Cenazesinin Fatih Camii haziresine defnedilmesi için izin istendi ancak talep kabul edilmedi. Tunahan daha sonra İstanbul Üsküdar’daki Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi.
Tunahan’ın ölümünün ardından oluşturduğu öğrenci ağı faaliyetlerini sürdürdü. 1960’lı yıllarda yeni Kur’an kursları ve dernekler oluşturulurken, 1970’lerden itibaren öğrenci yurtları yapının temel faaliyet alanlarından biri haline geldi. Tunahan’ın yetiştirdiği öğrenciler aracılığıyla gelişen yapı, ilerleyen dönemde Türkiye’nin yanı sıra Avrupa’da da yaygınlaştı.