İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen TRT World Forum 2026'da konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın güç rekabetinin sertleştiği, kuralların yok sayıldığı ve değerlerin toprak kaymasına uğradığı sancılı bir dönemden geçtiğini ifade etti. Küresel yönetişim mekanizmalarının sorunların çözümünde yetersiz ve işlevsiz kaldığını dile getiren Erdoğan, 81 yıl önce dizayn edilen mevcut uluslararası sistemin çıkmazlarının yakından takip edildiğini, bölge ve dünyadaki hadiselere bakıldığında sistemin iflas bayrağını çektiğinin görüldüğünü kaydetti.
Gazze'de modern zamanların en büyük soykırımının yaşandığını vurgulayan Erdoğan, çoğu çocuk ve kadın olmak üzere 75 bin kişinin acımasızca katledildiğini, bu rakamın 1995'te işlenen Srebrenitsa soykırımındaki şehit sayısının neredeyse 10 katına tekabül ettiğini belirtti. Son bir yılda bin 500 kişinin hayatını kaybettiğini, 5 bin 500'e yakın Filistinlinin yaralandığını aktaran Erdoğan, harabeye çevrilen Gazze'de insanların enkaz yığınları içinde yaşam mücadelesi verdiğini, hastanelerde yakıt ve ekipman sıkıntısı çekildiğini, insani yardım girişlerinin hala engellendiğini söyledi. 2 milyonu aşkın sivilin derme çatma çadırlarda yaşamak zorunda bırakıldığını ifade eden Erdoğan, Batı Şeria'nın da bu acımasızlığın hedefi haline geldiğini dile getirdi.
Batı Şeria'da yerleşimci terörünün her gün daha da pervasız hale geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceki hafta aralarında milletvekilleri, akademisyenler ve siyasetçilerin bulunduğu uluslararası bir heyetin bölgeye girişine izin verilmediğini, 20 gün önce de Amerika merkezli bir gazetenin foto muhabirinin yerleşimci çete üyeleri tarafından darbedilerek ağır yaralandığını anlattı. Sadece ekim ayında Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik 3 binden fazla saldırı ve ihlalin kayıtlara geçtiğini söyleyen Erdoğan, vicdan taşıyan herkesin itiraz etmesi gereken apaçık bir zulüm bulunduğunu ifade etti.
Gazze soykırımı sırasında 270'in üzerinde basın mensubunun katledildiğini, bunların çoğunun işgal güçleri tarafından hedef gözetilerek kasten öldürüldüğünü belirten Erdoğan, kimi sözde bağımsız kuruluşların hazırladığı basın özgürlüğü raporlarında İsrail'e halen iltimas geçildiğini gördüklerini söyledi. "Türkiye söz konusu olduğunda aslan kesilenler, mesele soykırım şebekesi olunca bakıyorsunuz hemen kağıttan kaplana dönüşüyor" diyen Erdoğan, bu çifte standardın en bayağı hali olduğunu, basın özgürlüğü kavramının küresel adaletsizliklere itiraz eden ülkelere karşı sopa olarak kullanılmasını kabul etmediklerini kaydetti.
Türkiye'nin daha adil ve özgür bir dünyanın inşası için elini değil bütün bedenini, kalbini ve yüreğini taşın altına koyduğunu vurgulayan Erdoğan, Filistin'den Yemen'e, Sudan'dan Ukrayna'ya uzanan savaşların, krizlerin ve trajedilerin barışçıl yollarla çözüme ulaştırılması için çaba gösterdiklerini söyledi. Erdoğan, "Ne pahasına olursa olsun doğru bildiklerimizi cesaretle dillendirmeye, çözüm önerilerimizi açık yüreklilikle paylaşmaya, hakkı ve hakikati kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Güçlünün haklı olduğu günümüz dünyasında barışı, adaleti ve insan onurunu savunmanın kolay olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu zorlu mücadeleyi ancak cesur olanların verebileceğini, mazlum ve mağdurların sesini ancak kalbinde merhamet adlı bir çınar olanların duyabileceğini söyledi. Erdoğan, ülkenin son asırda yetiştirdiği en kıymetli münevverlerden rahmetli Ayşe Şasa'nın hakikat yolculuğunu "Kıyamet gününde yaratıcıya anlamlı ve onurlu bir hikaye anlatabilmeliyim" sözleriyle dile getirdiğini hatırlattı.











