Mahkemedeki savunmasında eşiyle tartışma yaşadıklarını belirten tutuklu sanık Mehmet K., "Bu hayatın yalanından bıktım. Beni hakir gördü. ’Balık yüzünden zehirlendik’ diyor, ’Hastaneye gidelim’ diyorum gitmiyor. Sahur vakti bağırdı, ’Bağırma’ dedim. Ben kustum ama o kusmadı. Erkekliğime laf etti. Yaşamaktan vazgeçtim. O anda nasıl öldürdüğümü bilmiyorum. Cezaevinde 4-5 dakika bilinç kaybı yaşıyorum, ranzadan düşüyorum, arkadaşlar söyledi. Ağzını tutmak istedim bağırmasın diye, kendimi de aşağıya attım. Ben polisi aramadım, belki ölmemiştir diye dışarı çıktım, alacaklarım vardı, eve geldim hala yatıyordu. Daha önce 2 kez kendimi öldürmeye çalıştım; önce asansör panosunu tuttum elektrik çarpsın diye sonra 8. kattan atladım olmadı. Eşim hakir görürdü. Bu olay yatak odasında oldu, ben de baygınlık geçirmişim. Sabah dışarı çıktım, işlerimi hallettim. Dışardayken aradım, eşim açmadı; bu esnada Sevim’in öldüğünü anladım. Karton üzerine komşuma hitaben: ’Tolgacım babana çok selam söyle, babana selam söyle. Eşim içeride balıktan zehirlendi, kusamadı. Ben kustum, çok sağ ol Tolgacım, baban İsmail abime selamlar.’ Bu notu yazmamdaki maksat, kendimi öldürdüğümde cenazem bulunsun diyeydi. Çocuğumuz yok. Daha önce büyük bir tartışmamız olmadı. Olay günü maktul, ’Senin erkekliğine yazıklar olsun, mirası kastederek kardeşinden malını alamamışsın’ dedi, ben de ’Maaşım bana yeter’ dedim. Kızım Özlem’i aradım, açmadı. Ben Tolga’ya not yazdım. Sevim’i yatakta hareketsiz görünce 2 kızımı da aradım, açmadılar; bu sebeple Tolga’ya not yazdım" dedi.
Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Mehmet K., eşiyle tartıştıklarını öne sürerek olay anını hatırlamadığını söyledi. Eşinin kendisini hakir gördüğünü ve erkekliğine laf ettiğini ileri süren sanık, yaşamaktan vazgeçtiğini, o anda nasıl öldürdüğünü bilmediğini anlattı. Daha önce 2 kez kendini öldürmeye çalıştığını, önce asansör panosunu tuttuğunu sonra 8. kattan atladığını belirten Mehmet K., olayın yatak odasında yaşandığını ve baygınlık geçirdiğini ifade etti.
Sanık, sabah dışarı çıkıp işlerini hallettiğini, eşini aradığını ancak açmadığını, bu esnada Sevim K.'nın öldüğünü anladığını söyledi. Komşusuna hitaben karton üzerine not yazdığını belirten Mehmet K., bu notu kendini öldürdüğünde cenazesinin bulunması amacıyla yazdığını dile getirdi. Çocuklarının olmadığını, daha önce büyük bir tartışma yaşamadıklarını kaydeden sanık, olay günü eşinin mirası kastederek kardeşinden malını alamadığını söylediğini iddia etti.
Sanık avukatı, müvekkilinin intihar girişiminde bulunduğunu ve zaman algısını kaybettiğini savunarak haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğini belirtti; beraat ve tahliye talebinde bulundu.
Maktulün kardeşi ve müşteki Servet Özdemir ise sanığın cinayeti mal varlığı sebebiyle tasarlayarak işlediğini iddia etti. Kardeşinin Urfa'da fıstık geliri ve mülkleri olduğunu, sanığın bu malları ve altınları sattırıp kızlarına vermek istediğini, kardeşi kabul etmeyince cinayetin işlendiğini öne süren Özdemir, cenazenin 3 gün boyunca kilitli evde tutulduğunu ve komşulara "Köye gitti" denilerek yalan söylendiğini savundu. Özdemir, şikâyetçi olduğunu ve başka kadınların ölmemesini istediğini söyledi. Müşteki avukatları da sanığın çelişkili beyanlarda bulunduğunu belirterek en üst hadden cezalandırılmasını talep etti.
Tanık olarak dinlenen komşu Ş.A., sabah 8 sıralarında bir gürültü duyduğunu ancak bunun caddeden geldiğini düşündüğünü anlattı. Bina yöneticisi Remzi Atçı'nın kapısına gelerek "Mehmet abi yok, düşmüş" dediğini aktaran Ş.A., sanığın kendi balkonunun önündeki saç kısmına düştüğünü, Remzi ve Ümmühan Hanım'ın dışarı çıkarak sanığın ölmediğini söylediklerini ifade etti. Sanık ve maktulle tanışmadığını, aile yaşantılarıyla ilgili bilgisi olmadığını belirtti.
Diğer komşu Ü.Y. ise 10 yıldır yan komşusu olduklarını, Ramazan ayında çarşamba günü sahurda karşılıklı bağırma şeklinde tartışma yaşandığını söyledi. Maktul Sevim K.'nın o günden sonraki sesini duymadığını ve iletişime geçmediğini anlatan Ü.Y., olay günü kızını okula göndermek için kapıyı açtığında sanığın kapıya not yazdığını gördüğünü belirtti. Sevim K.'nın evliliğinden bahsetmediğini, olaydan yaklaşık 6 ay önce bir kez kapısına gelerek sesleri için özür dilediğini, apartmanda gördüğünde elinde yüzünde morluk olmadığını kaydetti.
Mehmet K., duruşmadaki son söz olarak "Bir diyeceğim yok, ölüm cezanız varsa verin" dedi.
Duruşmanın ardından maktulün kardeşi Servet Özdemir, kız kardeşinin ölüm haberini haberlerden duyduklarını, Eskişehir Şehir Hastanesi morguna geldiklerini anlattı. Morgun yanında bulunan komşusunun 11 yıldır komşuları olduğunu ve Sevim K.'yı mütevazi, abdestli bir kadın olarak tanımladığını aktaran Özdemir, komşusunun "Üç gündür arıyorum telefonu açmıyor" dediğini, kendisinin de Mehmet K.'ya sorduğunda "köye gitmiş" cevabını aldıklarını ve inandıklarını söyledi. Üç gün sonra sanığın kendini yere attığını, olay yerine gelen ekiplerin kilitli eve baktığını, içeride Sevim K.'nın cenazesinin ve kokunun bulunduğunu belirten Özdemir, sanığın mahkemede önce balıktan zehirlendiklerini söylediğini sonra eşiyle kavga ettiklerini ifade ettiğini dile getirdi. Balıktan böyle bir şey olmayacağını, madem zehirlendiklerini söylüyorsa ambulansı araması gerektiğini savunan Özdemir, sanığın beyanlarının yalan olduğunu düşündüğünü söyledi. Cenazenin evde üç gün kilitli kaldığını, birinin Mehmet K.'ya "kendini at haklı çıkarsın" dediğini, komşuların polise evin üç gündür kilitli olduğunu ve içeri bakılması gerektiğini söylediğini iddia eden Özdemir, kardeşinin evde boğulduğunu öne sürdü. Sanığın kardeşinin üzerine olan fıstık bahçesini satmasını, parasını ve altınları kızlarına vermek istediğini, Sevim K.'nın ise vermeyeceğini söylediğini anlatan Özdemir, şikâyetçi olduğunu ve bu tür insanların başka zavallı kadınları öldürmemesi gerektiğini ifade etti. Kadınların Allah'ın emaneti olduğunu söyleyen Özdemir, "Madem geçemediniz telefon et biz geç inemedik buyurun alın götürün bize bunları söyleseydin" diye konuştu.



