Temiz Toplum Temiz Gelecek Platformu üyeleri, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar ile bir araya gelerek İzmir ve Türkiye'nin giderek derinleşen su ve enerji krizini gündeme taşıdı. Platform Başkanı Yunus Karakaya, yöneticiler Oktay Karaçelik, Tekin Alptekin ve Cem Şeker'in de katıldığı toplantıda özellikle İzmir'in maruz kaldığı kuraklık, yer altı suyu kullanımı ve çökme riski konularında dikkate değer değerlendirmelere imza atıldı.
İzmir'in Karşılaştığı Tehditler
Toplantıda Prof. Dr. Doğan Yaşar, İzmir'in uzun vadede karşılaşacağı en büyük sorunun çökme olduğunu belirtti. Kentin bu önemli gerçeği uzun yıllardır görmezden geldiğini ifade eden Yaşar, İzmir'deki belediye başkanları Ahmet Piriştina'dan bu yana su tasarrufu ve Körfez konularında yeterli adım atmadıkları görüşünü dile getirdi. Yaşar, mevcut başkanlar Aziz Kocaoğlu, Tunç Soyer ve Cemil Tugay ile yüz yüze görüşme fırsatı bulamadığını, bu nedenle uyarılarını mektup aracılığıyla iletmek zorunda kaldığını kaydetti.
Su Kaybı ve Yer Altı Suyu Kullanımının Sonuçları
42 yılı aşkın süredir denizler ve İzmir Körfezi ile ilgili araştırmalar yapan Prof. Dr. Yaşar, 1998 yılında Körfez üzerine en kapsamlı bilimsel çalışmasını gerçekleştirdiğini hatırlattı. 1999 yılından bu yana kamuoyunu su kirliliği ve kaybı konusunda sürekli olarak uyaran Yaşar, Büyük Kanal Projesi'nin tamamlanmasının ardından Körfez'in temiz su ile beslenerek yüzme için uygun hale geleceğini ancak derelerin betonlanması ve çevre politikalarının yanlış yönetilmesi yüzünden bu hedefin gerçekleşmesinin zor olduğunu vurguladı.
Çökme Riski ve Gelecek Korkusu
İzmir'in ciddi bir su krizi ile karşı karşıya olduğunu belirten Yaşar, 2000 yılında %60 olan su kayıp ve kaçak oranının zamanla düşürülmesine rağmen hala %35 seviyelerinde bulunduğunu ifade etti. Kentin kullandığı suyun yaklaşık %80'inin yer altı kuyularından geldiğine dikkat çeken akademisyen, bu kuyuların derinliklerinin 600 metreden 1200 metreye kadar ulaştığını, bu durumun Manisa Ovası ve çevresinin altını boşalttığını anlattı. Kuraklığın yalnızca çevresel bir sorun olmadığını, ekonomik krizler ve savaşlar gibi birçok olumsuzluğun da bu sorundan kaynaklandığını vurguladı.
Uzun Vadeli Çözümler ve Tehditler
Yaşar, İzmir'de çökme sürecinin sessiz ve sürekli bir şekilde ilerlediğini belirterek, şehrin en büyük sorununun ulaşım ve kirlilik değil, uzun vadeli etkilerin yaratacağı çökme olduğunu kaydetti. Eğer gerekli önlemler alınmazsa, 50-60 yıl içerisinde deniz suyu Basmane'ye kadar ulaşabileceği tahmininde bulundu. Ayrıca, Alsancak bölgesinde hissedilen kanalizasyon kokularının nedeninin de boruların deniz seviyesinin altına inmeye başlamasıyla ilgili olduğunu açıkladı. Cakarta ve Mexico City örneklerini vererek bu şehirlerde yılda 10-15 santimetre çökme yaşandığını ve bu sorunun çözümü için bazı bölgelerin tamamen boşaltıldığını belirtti.
Kaçak Kuyular ve Gelecek İçin Alınması Gereken Önlemler
Yer altı su kaynaklarının stratejik bir rezerv olduğuna dikkat çeken Yaşar, kaçak kuyuların ciddi bir tehdit oluşturduğunu, Türkiye genelinde tahminen 550.000 kuyu bulunduğunu, bunlardan 120.000'inin kaçak olduğunu ifade etti. Temiz Toplum Temiz Gelecek Platformu Başkanı Yunus Karakaya ise toplantıda yaptığı değerlendirmede uyarıların artık göz ardı edilemeyecek bir seviyeye ulaştığını belirtti. Karakaya, meselenin siyasetten öte bir boyutu olduğunu, İzmir’in altının boşaldığını ve bu durum karşısında hala günü kurtarma çabası içinde olunduğunu ifade etti. Bilimsel verilerin dikkate alınmaması durumunda, gelecekte çocuklara yaşanabilir bir şehir bırakma olasılığının kalmayacağını vurgulayarak, suyun plansız kullanımının yalnızca bugünü değil, geleceği de tehlikeye attığını açıkladı.