Haber En Son Olay Haber
Rize
Açık
weather
26°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Rize Haber Gündem Avrupa fakirleşiyor neden acaba?

Avrupa fakirleşiyor neden acaba?

İngilizlerin Hindistan’ın sömürgeleştirilmesi hakkındaki düşünceleri şaşırtıcı bir şekilde olumlu yönde. Birçok kişi, Hindistan’ın yönetiminin İngiltere için maliyetli olmasına rağmen, bu sürecin bir tür hayırseverlik olduğunu düşünüyor. 2014 tarihli bir YouGov anketine göre, halkın yarısı, sömürülen topraklara medeniyet götürdükleri inancında. Bu bakış açısı, geçmişin karanlık taraflarını göz ardı eden bir biçimde şekillenmiş durumda.

Okunma Süresi: 4 dk

Avrupa Birliği (AB), ilk kez bir yoksulluk stratejisinden söz etmeye başladı. Bu durum, birçok insanı şaşırtırken, yoksulluk kavramının genellikle "Üçüncü Dünya" ülkeleriyle ilişkilendirilmesi ise düşündürücü bir gerçek olarak öne çıkıyor. Nitekim Batılı ülkelerin, yoksulluğun yalnızca az gelişmiş ülkelere özgü bir olgu olduğu düşüncesi, geçmişten günümüze yerleşmiş bir yanılgı gibi görünüyor. Peki, bu soğuk savaş döneminden kalma tanımlamalar neden hâlâ güncelliğini koruyor? Bunun arkasında yatan sebeplerin başında, belki de Batılıların gururunu okşayan bir anlatımın etkisi yer alıyor.

Yoksulluk Rakamları ve Kayıtlar

Son günlerde yapılan açıklamalara göre, Avrupa'nın nüfusunun yaklaşık beşte biri, yani neredeyse 100 milyon insan, yoksulluk ve sosyal dışlanma tehlikesiyle karşı karşıya. Bu bilgiyi aktaran kişi, sıradan bir sosyal medya hesabı değil; Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Roxana Mînzatu. Mînzatu, AB'nin yeni "Yoksullukla Mücadele Stratejisi"ni medya ile paylaşırken, bu hedefler doğrultusunda 2050 yılına kadar yoksulluğu tamamen ortadan kaldırmayı amaçladıklarını belirtti. Bu, yetersiz önlemler ve mevcut ekonomik koşullar dikkate alındığında oldukça iddialı bir hedef olarak değerlendiriliyor. Bütün bunlar, Avrupa'daki yoksulluğun ne denli derin olduğunu ve mücadele edilirken atlanılan noktaları gözler önüne seriyor.

Hedefler ve Gerçekler

Bununla birlikte, Mînzatu'nun 2030 yılına kadar en az 15 milyon kişiyi yoksulluktan kurtarma hedefine ulaşmanın zorluğundan da bahsetmesi dikkat çekiyor. Şu an için bu hedefin beşte birine bile ulaşacak durumda değiller. Ayrıca, yapılan yardımların ne kadar sürdürülebilir olduğu ve bu yardımların ne derece etkili olduğu da ciddiyetini koruyan diğer bir tartışma. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında yaşanan enerji krizinin Avrupa üzerindeki etkileri, yoksullukla mücadelede daha büyük bir yük haline gelmiş durumda. Zaten var olan sorunlara yeni zorluklar eklenirken, sosyal sivil toplum kuruluşları da bu stratejiyi eleştiriyor. Caritas Europa gibi organizasyonlar, yoksullukla mücadelede somut adımlar atılmadığı sürece hedeflerin havada kalacağını dile getiriyorlar.

Geçmişin Yansımaları ve Sömürü Tarihi

Avrupa'nın yoksul düşmesinin sebepleri üzerinde durulması gereken bir konu. İngiltere'nin Hindistan'dan yüzyıllar süren sömürüsü, günümüzdeki ekonomik eşitsizliklerin kökenlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Hint asıllı ekonomist Utsa Patnaik'in Columbia Üniversitesi tarafından yayımlanan araştırmasına göre, İngiltere, 1765-1938 yılları arasında Hindistan'dan tam 45 trilyon dolar değerinde bir kaynak aktardı. Ancak İngiltere’nin bu durumu kendi ekonomik yararına bir gelişme olarak sunma çabaları, halk arasında hâlâ yaygın. Bu durumda yalan ve gerçeğin iç içe geçtiği bir propaganda söz konusu. Nitekim İngiltere’nin yaptığı sömürü ile o dönemdeki yoksulluğun ve açlığın yaratılması, günümüz yoksulluklarındaki köklerimizi anlamamızda önemli bir referans noktası oluşturuyor.

Modern Sömürü ve Etkileri

Fransa'nın Afrika'daki tekelleşmiş idaresi de benzer bir durumu yaratmış durumda. Birçok Afrika ülkesi, Fransa’nın eski sömürgesi olduğunda üstlendikleri yükümlülükler aracılığıyla yılda yaklaşık 500 milyar dolar kayıp yaşıyor. Afrika Diasporası Kalkınma Girişimi Başkanı Chihombori-Quao’nun ifadelerine göre, bu durum, Fransa'nın Afrika’daki eski sömürge ülkelerine bağımsızlık vermeden önce imzalattığı anlaşmalardan kaynaklanıyor. Dolayısıyla bu paranın çoğu, halkın yararına değil, işbirlikçi liderlerin cebine girmekte. Avrupa'nın yarattığı bu ekonomik istikrarsızlık ve sömürü ilişkileri, insanların hayatlarını ve geleceklerini büyük ölçüde etkileyen bir durum haline gelmiş durumda.

Sonuç Olarak

Sonuç olarak, Avrupa, geçmişteki sömürü ve işgal politikalarının sonuçları ile günümüzde karşı karşıya. Yavaş yavaş sömürülen ülkeler kendi ayakları üzerinde durmaya çalışırken, Avrupa'nın emperyalist yaklaşımları karşısında çıkmaza girmeye devam ediyor. Bugün, Türkiye gibi ülkelerin karşılıklı çıkarlar doğrultusunda daha olumlu bir dijital diyalog içinde olmaları, Avrupa'nın sadece kendi yararını gözeten anlayışının yerini aldığına işaret ediyor. Avrupa'nın içinde bulunduğu durum, geçmişle doğrudan bir bağ içinde şekilleniyor ve bu dinamikler dikkate alınmadığı sürece Avrupa’nın yoksullaşma süreci devam edecek. Bu nedenle, gelecekte bu sürecin nasıl gelişeceği ve Avrupa'nın yeni dönemde neler yapacağı kritik öneme sahip.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *