Komedyen Deniz Göktaş, bulunduğu Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nden gönderdiği ilk ay mektubuyla dikkat çekti. Bu mektup, "kuyu tipi" cezaevleri konusunu yeniden alevlendirdi. Kamuoyunca "kuyu tipi" olarak bilinen bu cezaevi sistemindeki ağır koşullar, hem tutuklu yakınları hem de hukuk çevreleri tarafından sıkça eleştiriliyor. Göktaş'ın mektubunda, "Güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyon, kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlara yol açar" ifadeleri dikkat çekti. Tutuklu bireyler, sesli herhangi bir iletişim kurmadan haftalar geçirmekte olup bu durumun olumsuz etkileri giderek artmakta.
Koşulların Korkunçluğu
Göktaş, özellikle cezaevindeki yaşam koşullarına yönelik eleştirilerini sürdürdü. Öğle saatlerinde yalnızca 7 metrelik yüksek duvarlar arasındaki avluda güneşle köşe kapmaca oynamak zorunda kaldığını belirtti. Avluya dair yaptığı açıklamalar, devletin sunduğu yaşam şartlarının insan onuruna yakışmadığını gözler önüne serdi. Ayrıca, İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan da benzer bir cümlede, "Güneş bile avluda, zeminle duvar arasına sıkışıp kalıyor" dedi. Bu ifadeler, cezaevlerinde yaşanan güneşsizlik ve havasızlığın boyutlarını anlamak açısından önem taşıyor. Uzun duvarlar arasında mahkumlar, kendilerini tamamen izole ve bir kuyu dibinde hissettiklerini ifade ediyorlar.
Hukukçuların Tepkisi
Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şube Yöneticisi Avukat Yağmur Kavak, Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ndeki idarelerin keyfi uygulamalarına dikkat çekti. Kavak, tutukluların havalandırma haklarını kullanabilmeleri için idare tarafından seçildiğini ve bu durumun adalet sistemini sorgulatacak kadar çarpık olduğunu vurguladı. "Havalandırma alanlarının duvarlarının yükseklikleri, tutukluların güneş ışığına ulaşmalarını engelliyor" şeklindeki ifadeleriyle cezaevi ortamının yarattığı zorlukları dile getirdi. Bu koşullar, henüz cezası kesinleşmemiş olan mahkumları da kapsıyor ve onları ağır şartlar altında yaşamak zorunda bırakıyor.
Uzman Görüşleri ve İstatistikler
Türkiye Hapishane Çalışmaları Merkezi kurucusu sosyolog Mustafa Eren ise tecrit uygulamalarının insan psikolojisi üzerindeki etkilerini açıkladı. Eren, yeni nesil hapishanelerin yapılarını ve işleyişlerini ele alarak, üç katlı hapishaneler içerisinde çoğunlukla tek kişilik hücrelerin bulunduğunu belirtti. Bu hücrelerin yeterli havalandırma koşullarına sahip olmaması, mahkumların psikolojik durumunu olumsuz etkiliyor. Eren, mahkum sayısının AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte 50 binden 427 bin 500’e yükseldiğini ve denetimli serbestlik altında bulunan bireylerle birlikte bu sayının 925 bine ulaştığını ifade etti. Bu durum, ceza infaz sisteminin kısıtlayıcı ve haksız uygulamalarının toplumda yarattığı ciddi etkileri gözler önüne seriyor.
Kuyu Tipi Cezaevi Nedir?
Gündem Hapishane, "kuyu tipi" cezaevlerinin belirgin özelliklerini on maddede açıkladı. Bu hapishaneler, mahkumların güneşten ve doğal ışıktan yoksun, yüksek duvarlarla çevrili alanlarda tutulduğu yerlerdir. Sağlık açısından bu durum, D vitamini eksiliği, kas-iskelet hastalıkları ve tansiyon yüksekliği gibi ciddi problemler doğurur. Mevzuatta, bu tip cezaevlerinde sadece ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası bulunan hükümlüler ile terör ve örgütlü suçlardan mahkum olanların barındırılması öngörülse de, uygulamada henüz hüküm giymemiş tutuklular da burada yer almakta. Bu durum, yasa dışı ve insan haklarına aykırı bir uygulama olarak öne çıkmaktadır.