Haber En Son Olay Haber
Google Haberler

Mevzurize'yi Takip Edin

Son dakika haberleri ve güncel gelişmeleri Google Haberler üzerinden anında takip edin.

MevzuRize Gündem Munzur Festivali Sonrası: Tartışmaların Göbeğinde Bir Etkinlik!

Munzur Festivali Sonrası: Tartışmaların Göbeğinde Bir Etkinlik!

Munzur Festivali'nin ardından, etkinliklerle ilgili çeşitli tartışmalar gündeme geldi. Katılımcılar festivalin organizasyonu, kültürel etkinlikler ve güvenlik önlemleri üzerine görüş alışverişinde bulunurken, bazı gruplar festivalin ruhunu ve amacını sorguladı. Sonuç olarak, bu yılki festival pek çok farklı bakış açısının ortaya çıkmasına neden oldu.

Okunma Süresi: 10 dk

Tugay SOYKAN Boykot, tartışma ve eleştirilerin gölgesinde başlayan 24'üncü Munzur Kültür ve Doğa Festivali pazar günü halaylar, türküler eşliğinde sona erdi.

Dersim’in doğasını, kültürünü ve inancını koruma amacıyla bu yıl 24’üncüsü düzenlenen festival her sene olduğu gibi yurt içinden ve yurt dışından binlerce kişiyi Munzur Vadisi’nin kıyısında buluşturdu. Çeyrek asra yol alan festivalin içeriğinden programlarına, siyasi yapısından tüketim nesnesine dönüşmesine kadar pek çok noktasına itirazlar vardı. Öncesinde ve sonrasında tartışmalara neden olan Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin taraflarına sorduk.  *** FESTİVAL 24 YILLIK BİR EMEĞİN ÜRÜNÜDÜR Aydın Kaya - Hozat Belediye Başkanı Munzur Doğa ve Kültür Festivali’ni geride bıraktığımız bu süreçte, komite olarak kendimizi özdenetimden geçiriyor; başarılarımızı ve eksikliklerimizi açık yüreklilikle tartışıyoruz.

Kabul etmeliyiz ki hedeflediğimiz, topluma tam anlamıyla yansıtmak istediğimiz seviyeye bu yıl ulaşamadık.

Bölgedeki nitelikli eleman yetersizliği ve organizasyonel aksaklıklar gibi aşmamız gereken ciddi sorunlarımız var.

Ancak tüm bu eksikliklere rağmen, festivalin tarihsel ve toplumsal rolünü görmezden gelmek büyük bir haksızlıktır.

Bu bölge, insanların baskılar ve endişeler nedeniyle terk etmek zorunda kaldığı bir dönemde, 24 yıl boyunca bu festival sayesinde yeniden canlandı; halkımız toprağına sahip çıktı. 24 yıldır verilen bu büyük emegi yok saymak, festivali sadece "alkol" ya da "doğa kirliliği" gibi yüzeysel tartışmalara indirgemek doğru değildir.

Biz festivalin içeriğini politik tiyatro grupları, çocuk oyunları ve toplumsal bilinci yükseltecek panellerle daha nitelikli kılmak için çabalıyoruz.

Sadece klavye başından acımasızca eleştirmek ya da gündemde kalabilmek adına festivali yıpratmak yapıcı bir tutum değildir.

Yıllardır bölgede yaşanan çeteleşme, madde bağımlılığı ve köy sorunları gibi derin problemlerde yanımızda durmayan dostlarımızın, sadece festival zamanı yıkıcı eleştirilerle ortaya çıkmasını doğru bulmuyoruz.

Eleştiriye sonuna kadar açığız; ancak eleştirenlerden beklentimiz ellerini taşın altına koymalarıdır.

Gelsinler, kendileri panel düzenlesinler, nitelikli etkinlikler getirsinler veya "Şu tuğlayı da biz koyalım" desinler.

Bizim kapımız, topluma hizmet etmek isteyen herkese sonuna kadar açıktır.

Festivalin maddi yükü büyük oranda duyarlı iş insanlarının ve bizlerin desteğiyle omuzlanmaktadır.

Ancak unutulmamalıdır ki bölgemiz ciddi bir nüfus kaybı ile karşı karşıyadır; genç nüfus azalmakta, belediyemizin hizmet imkânları kısıtlanmaktadır.

Bu nedenle festival vesilesiyle bir kez daha sesleniyoruz: Yönünüzü bölgenize dönün.

Yaşadığınız topraklara, belediyenize ve kültürünüze sahip çıkın.

Gelin, sorunları ve eksiklikleri birlikte aşalım; Munzur Festivali’ni hep beraber daha nitelikli ve toplumcu bir çizgiye taşıyalım. **** FESTİVAL ODAĞINDAN UZAKLAŞTI Doğukan Kudat - Tunceli Barosu Başkanı    Festivalin artık gerçek anlamda bir "kültür ve doğa festivali" olmadığını, amacını yitirdiğini ve tüm kesimleri kapsamadığını düşünüyorum. İlk festivallerde gerçekten kültür ve doğa adına hareket edildiğini ancak mevcut durumda festivalin odağında tamamen uzaklaştığını savunuyorum.

Festival organizasyonunun diğer kurumların katılımı olmaksızın sadece belli başlı kurumlar tarafından yürütüldüğünü görüyoruz.

Festival tertip komitesinin daha şeffaf, çoğulcu ve kapsayıcı olması gerekiyor.

Dersim Toplumunun arzu ettiği Munzur Festivali; Dersim’in tarihi, kültürü, doğası, inanç dünyası, edebiyatı, sanatı ve ortak yaşam değerleridir.

Bu nedenle Munzur Festivali hiçbir siyasi anlayışın, ideolojik çevrenin veya dar grubun tekelinde olmamalıdır.

Güncel siyasetin kısır çekişmelerine çekilmemeli ve tekelci siyaset üstü bir anlayışa kavuşmalıdır.

Ancak yıllardır süregelen eleştiriler bu yıl da devam etti.

Festival programlarının belirli isimler ve belirli çevreler etrafında şekillendiği, Dersim’in kültür ve sanat dünyasında yıllardır emek veren çok sayıda yazar, araştırmacı, tarihçi ve sanatçının yeterince temsil edilmediği yönündeki eleştiriler artık görmezden gelinemez bir boyuta ulaştı.   Sürecin başında kurumsal veya kişisel bir boykot kararımız yoktu.

Ancak reform çağrısı içeren bildirinin ardından tertip komitesi ve eski Tunceli Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan tarafından basının önünde hedef gösterildik ve kutuplaştırıcı bir dile maruz kaldık.

Boykot kararını da bu olumsuz dil ve tutum nedeniyle kişisel olarak aldım.

Kimseye festival katılmaması yönünde baskı yapmadık.

Festivali düzenleyenlerin doğa koruma söylemleri sadece slogan düzeyinde kalıyor.

Maden ocakları, Sütlüce'deki katı atık projesi veya vadiye dökülen hafriyatlar gibi somut çevre sorunlarında fiili mücadeleyi ve davaları barolar üstleniyor.

Bunların görülmesi gerekiyor.   ***** HAKSIZ ELEŞTİRİLERİ KABUL ETMİYORUZ Yaşar GELİNCİK - Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Başkanı Ekonomik krizin derinleştiği, kayyum idarelerinin getirdiği idari zorlukların yaşandığı ve çeşitli boykot çağrılarının gölgesinde gerçekleştirdiğimiz festivalimizi, 24 yıllık köklü birikimine ve özüne sadık kalarak bir kez daha alnımızın akıyla tamamladık.

Bu yılki festivalimizi son derece ağır ekonomik koşullar, kayyum yönetimi ve ciddi imkânsızlıklar altında organize ettik.

Ancak tüm bu olumsuz tabloya ve bazı çevrelerin festivali mantıksız gerekçelerle boykota yönlendirme çabalarına rağmen, Dersim halkı geleneğine ve kültürüne sahip çıkmıştır. 24 yıldır aralıksız sürdürdüğümüz bu buluşma, bu yıl da aynı boyut ve kararlılıkla gerçekleşmiştir.

Yıllar sonra stadın ve kısıtlı da olsa Milli Eğitim'e bağlı iki yurdun konaklama ve etkinlikler için kullanıma açılması festivalimize çok büyük bir katkı sağladı.

Stadın açılması sayesinde daha oturmuş, katılımcısı bol, geniş alanlara yayılan son derece coşkulu ve düzenli bir organizasyona imza attık.

Katılımın bu denli yüksek ve kitlesel olması, festivalin coşkuyla geçmesi kuşkusuz bazı çevreleri rahatsız etmiş durumda.

Sanki şimdiye kadar panellerimiz tıklım tıklım doluyormuş ya da biz özümüzden kopmuşuz gibi yapılan haksız eleştirileri kabul etmiyoruz.

Biz panellerimizde yine bu coğrafyanın, Dersim’in can yakıcı sorunlarını dile getirdik; özümüzden ve mücadelemizden tek bir adım dahi geri adım atmadık. 24 yıllık geleneksel çizgimizde olduğu gibi bu yıl da festival programımızı Dersim'in temel gündemleri etrafında şekillendirdik.

Kentimizin ekolojik yıkımı, çevre sorunları, kadın mücadelesi ve güncel siyasal durum panellerimizin ana başlıklarını oluşturdu.

Ulaşamadığımız dostlarımız, sınırlı zaman ve imkânlar nedeniyle yer veremediğimiz sanatçı ve panelistlerimiz elbette olmuş olabilir; nitekim aynı anda yüzlerce sanatçı veya konuşmacıyı sahneye çıkarmamız fiziksel olarak mümkün değil.

Ancak amacımız her zaman tecrübesi olan tüm kurumların, derneklerin, avukatların, mühendislerin, sosyologların ve aydınların görüşlerini alarak ortak aklı hâkim kılmak.

Biz Dersim’in yerel sorunlarını çözerken ve kültürel mirasımızı yaşatırken, coğrafyamıza yönelik vahşi saldırılara, yer altı zenginliklerimizin talanına ve hak gasplarına karşı da kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz.

Festivalimiz herhangi bir kaçış noktası değil, aksine kolektif direnişin ve kültürün büyütüldüğü bir alandır.

Geniş kapsamlı festival değerlendirmemizi önümüzdeki günlerde kurumlarımızla birlikte gerçekleştireceğiz.

Eksiklerimizin farkındayız ve daha iyisini yapmak için çalışıyoruz.

Niyetimiz ve çizgimiz bellidir: Doğru, yapıcı ve samimi eleştirilere kapımız sonuna kadar açıktır; haksız ve önyargılı tutumlara karşı ise Dersim halkıyla birlikte kültürümüzü ve değerlerimizi savunmaya devam edeceğiz. **** FESTİVAL İÇİN ALTYAPI YETERSİZ Ali Emrah Tekin - Nazımiye Belediye Başkanı Festival geçmişten bugüne kadar belirli siyasi partilerin ve çevrelerin etkisinde kalarak yapıldığı gerekçesiyle eleştiriliyordu.

Ben açıkçası her siyasi düşünce ve kanaatin tertip komitesinde yer almasının daha doğru ve kapsayıcı olacağını düşünüyorum.

Bu seneki tartışmalar, Gökhan Günaydın ve Evrim Rızvanoğlu’nun panelist olarak katılmasıyla ve konunun biraz manipüle edilmesiyle ulusal medyaya ve kamuoyuna yansıdı.

Ancak aslında bu tartışmalar sadece bu yıla ait değil, geçmiş yıllarda da benzer şekilde yürüyordu. İlimiz ve ilçelerimiz küçük; buna karşın çevre illerden, yurt içinden ve yurt dışından festival tarihlerinde çok yoğun bir katılım oluyor.

Kentimizin altyapısı bu kadar kısa sürede bu denli yüksek bir nüfusu kaldıramıyor.

Vadilerimizde insanların insani ihtiyaçlarını giderebileceği alanlar yetersiz olduğu için çadır kuran misafirlerin çöpleri çevre kirliliğine yol açıyor.

Festivalimizin adı 'Doğa ve Kültür Festivali' olsa da, altyapı eksikliği yüzünden doğanın kirlenmesine sebep olunması ortada bir tezat yaratmaktadır.

Bu durum festivalin minvalinden çıkmasına yol açıyor. *** MUNZUR DOĞA VE KÜLTÜR FESTİVALİ: HAFIZA, ANLAM VE İŞLEVLER Şükrü Aslan  Klasik antropoloji ve sosyoloji yazınında festivaller bir tür dinsel-kutsal alanın ayini gibi tanımlanmıştı.

Durkheim toplulukların kolektif olarak deneyimlenen coşku için festivallere ihtiyaç duyulduğunu yazmıştı.

Turner ise topluluk üyeleri arasında sınıf-statü eşitsizliklerinin etkisizleştiği, cemaat olma hissi olduğunu söylemişti.  Modern zamanlarda festivaller, toplumsal olarak kolektif kimliği temsil ve icra eden etkinlikler olarak tezahür etti.

Festivalin mekansal özellikleriyle birleşince bunlar her zaman ve her yerde festivallerin temel işlevlerini yeniden belirledi.

Toplumsal-kültürel hareketliliğin belirlediği bugünün küresel dünyasında ise festivallerin ticaret ve kimlik inşasının içiçe geçtiği yeni bir görünüm kazandı.

Modernleşme sürecinin getirdiği ağır toplumsal ve siyasal yüklerin altında bırakılmış coğrafyalarda festivallerin kimlik inşa alanıyla ilgili işlevleri çok daha öne çıktı.

Bu bağlamda onyıllar boyu dışlanan diller-inançlar, festivaller aracılığıyla görünür hale geldi.

Türkiye’de böyle festival deneyimi olan az şehir var ve Dersim onlardan biridir.  İlki 1999’da yapılmak istense de yasaklamalar nedeniyle 2000 yılında başlayan ve 2026’da 24. kez gerçekleştirilen olan Munzur Doğa ve Kültür Festivali, tam da kimlik inşa bağlamında özel yeri olan bir etkinlik olarak kabul ve ilgi gördü.

Ne var ki zaman içinde beklenen işlevlerini yerine getirmekten uzaklaştı, şehrin dinamiklerinden koptu.

O kadar ki ilk günden beri festivalin partneri olan bazı kurumlar düzenleyici olmaktan vazgeçtiler.

Dahası şehirde ilk kez festivali boykot eden bir kampanya gelişti.

Bu yeni durum festivalin bu biçimiyle devam etmemesi gerektiğini/edemeyeceğini gösteren en önemli sosyolojik göstergedir.  Munzur Doğa ve Kültür Festivali şehrin çoğul dinamiklerinin kendisini bulabildiği, bu coğrafyadaki seslerin küresel dünyaya ulaşabildiği, akademik-politik-kültürel yeni kanalların açılabildiği ve buralarda yeni sözlerin-seslerin söylenebildiği, müzik dahil her alanda çoğulculuğu gözeten ve farklı toplulukları buluşturan bir mecra olarak inşa olduğu bir küresel etkinlik olarak gerçekleştirilebilir.

Başlangıçta ve üstelik çok daha zor koşullarda bunu başarmıştır.

Ama son yıllarda festival bu özelliğini terketti ve giderek kendini tekrar eden, dolayısıyla etkisi zayıflayan bir etkinliğe dönüştü.

Bugünden geriye baktığımızda bu muazzam etkinliği yeniden, başarılı bir biçimde kurmak elbette mümkündür.

Bunun için öncelikle çoğul düşünen bir yaklaşım ihtiyacı var.

Bu kapsamda Dersim kurumları (mesleki, kültürel, inançsal dernekler, vakıflar vb.) başta olmak üzere festival organizasyonunun ilk günlerinden başlayarak emek vermiş kişilerin (sanatçılar, akademisyenler, yazarlar vb.) katıldığı bir “ÇALIŞTAY” ve ardından festivale dair sözü olan herkesin katılımına açık bir “FORUM” yapılmalı diye düşünüyorum.

Bu iki etkinlikte kurumsal ve kişisel her düzeyde şehirdeki tüm kesimlerin düşünce, eleştiri ve önerilerini sunmaları mümkün olacaktır.  Bu önerileri dinlemek, derlemek, sonuç çıkarmak ve gelecek festivaller için yeni yol haritaları oluşturmak, bugüne kadar festivali organize eden iki ana kurumun; Dersim Belediyesi ve DEDEF’in görev ve sorumluluğudur diye düşünüyorum.

Elbette tüm Dersim kurumlarının katıldığı, rıza verdiği bir biçimde olmalıdır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *