Haber En Son Olay Haber
Rize
Parçalı bulutlu
weather
24°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Rize Haber Gündem Üniversite Hastanelerinde Bütçe ve Kadro Krizi Başgösterdi!

Üniversite Hastanelerinde Bütçe ve Kadro Krizi Başgösterdi!

İktidarın yönetimsel yanlışları, üniversite hastanelerini krizin eşiğine sürüklüyor. Taşeron yasasındaki idari eksiklikler, hastanelerin bütçelerini daraltırken, tıp fakültelerinde düşük maaşlar nedeniyle doktorlar sektörü terk ediyor. Bu durum, sağlık hizmetlerinin ciddi şekilde aksamasına yol açıyor.

Okunma Süresi: 3 dk

İktidarın uyguladığı yönetsel yanlışlıklar ve bütçe politikaları, sağlık hizmetlerine erişim konusunda ciddi zorluklar yaşayan milyonlarca vatandaşın üniversite hastanelerine ulaşmasını zorlaştırdı. 2017 yılında yürürlüğe giren taşeron işçi yasasındaki yönetim eksiklikleri, üniversite hastanelerinin çeşitli mali yükler üstlenmesine neden oldu. Bu durum, tıp eğitiminin sekteye uğramasına yol açarken, hekimler de düşük ücretler sebebiyle mesleklerinden uzaklaşmaya başladı. Nefes yazarı Nuray Babacan, kaleme aldığı "Üniversite hastaneleri krizde" başlıklı yazısında, iktidarın hatalarının sağlık sistemini nasıl tıkadığını ve bunun yurttaşlar üzerindeki olumsuz etkilerini detaylandırdı.

Ücret Düşüklüğü ve Kriz Ortamı

Babacan tarafından sunulan verilere göre, tıp fakülteleri yeterli bütçe bulamadıkları için sağlık personelinin ve hekimlerin maaşlarında bir düşüş yaşandı. Bu durum, sistemde zincirleme bir krizi tetikleyerek, birçok uzman doktorun devlet hastaneleri ve özel sektörü tercih etmesine neden oldu. Sonuç olarak, mecburi hizmet yükümlülüğü bulunan hekimlerin dahi tıp fakültelerini seçmemesi, üniversite hastanelerinde ciddi bir öğretim kadrosu eksikliği yaratmış durumda. Bu sorunlar, sağlık sisteminin işleyişine derinlemesine etki ederken, hastaların alacakları hizmetin kalitesiz hale gelmesine yol açıyor.

Mali Sıkıntılar ve Taşeron Düzenlemesi

Üniversite hastanelerinin mali sıkıntılar içerisinde yücelen problemlerinin arka planında, Aralık 2017'de yürürlüğe giren taşeron işçi yasası yer alıyor. Bu yasayla birlikte "4-D" ile kadroya alınan personelin maaşlarının ödenmesi, merkezi bütçe yerine üniversitelerin öz kaynaklarından karşılanmak zorunda kalındı. Bu mecburi ödemeler, tıp fakültelerinin toplam gelirlerinin önemli bir kısmını alarak, %30 ile %45 arasında bir oranı yutmaya başladı. Sonuç olarak, üniversite hastaneleri içinden çıkılmaz bir mali çelişki içerisine girdi. Personel maaşlarının azalması, kadroların kaybedilmesi ve eskiyen teknolojinin yenilenememesi gibi sonuçlarla birlikte, hastanelerin sürdürülebilirliği ciddi şekilde tehdit altına girmiş oldu.

Maaş Farklılıkları ve Hekim Göçü

Sağlık-Sen'in çeşitli platformlarda dile getirdiği sorunlar arasında, aynı semtteki tıp uzmanları arasında görülen büyük maaş farklılıkları dikkat çekiyor. Özellikle, üniversite hastaneleri ile şehir hastaneleri arasında 130 bin lira gibi büyük bir ücret farkının olduğu belirtiliyor. Bu tür uçurumlar, deneyimli sağlık personelinin özel hastanelere ve daha yüksek ücret sunan devlet hastanelerine geçmesine sebebiyet veriyor. Hekimlerin uzmanlık alanları doğrultusunda daha iyi bir yaşam standartı arayışı içerisinde olması, üniversite hastanelerinde kıdemli hocaların azalmasına yol açıyor. Böylelikle, eğitim kalitesi ve hastalara sunulan tedavi hizmetlerinin standardı da etkileniyor.

Performans Değerlendirmelerindeki Sorunlar

Hastane bütçeleri konusundaki yetersizliklerin yanı sıra, hekimlerin performans değerlendirmeleri de gündeme geliyor. Yapılan toplantılarda, uzman hekimlerin yalnızca "ne kadar çok hasta muayene ettiği" kriterinin, yüksek zekâ gerektiren branşlar için geçerli olmadığı vurgulandı. Örneğin, çeşitli karmaşık göz muayenelerinin, basit muayenelerle aynı süreyi gerektirdiği düşünülmeden, performans kriterlerinde sorunlar oluşturduğu ortaya kondu. Bu tür yanlış uygulamalar, hekimlerin yeteneklerinin göz ardı edilmesine neden olarak, sistemin verimliliğini ciddi biçimde zayıflatıyor.

Yeni Yasa Tasarısı ve Bürokrasi Tartışmaları

Yaşanan sorunların üstesinden gelinmesi adına, Ekim ayında TBMM'ye sevk edilmesi planlanan yeni yasa tasarısında, üniversitelerin harcamalarının denetlenmesi için bir üst kurul oluşturulması öngörülüyor. Bu kurul, üniversite yönetimi, Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Sağlık Bakanlığı ve Hazine ve Maliye Bakanlığı temsilcilerinden oluşması planlanıyor. Ancak, tıp camiası arasında bu üst yapının etkin olup olmayacağı ve bürokrasiye yeni bir yük getireceği hususları tartışma konusu olmaya devam ediyor. Sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği üzerindeki etkileri merakla bekleniyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *