İstanbul 1 Nolu Baro seçimini Ümit Kocasakal kazandı. Neticenin açıklanmasının ardından Kocasakal ve ekibi 10. Yıl Marşı’nı okudu!
28 Şubat darbesinin en belirgin sembollerinden biri 10. Yıl Marşı’nı okumaktı. Atatürkçü/Kemalist/Ulusalcı unsurlar Müslüman Anadolu halkını linç etmeye 10. Yıl Marşı’nı okumakla başlarlardı. Darbe sürecinde Türk bayrağının bütünlüğünü bozup M. Kemal’in fotoğrafını yerleştirenler İstiklâl Marşı yerine de 10. Yıl Marşı’nı ikâme etmeye çalıştılar ama tutmadı. Halkın, kendisine yapılan zulmün sembolü haline gelen marşı benimsemesi beklenemezdi.
Darbe döneminde ‘irtica’ suçlamasıyla gözaltına alınan Müslümanlar’a işkence yapılırken “Ölürüm Türkiyem” ve “Dünyayı sen mi kurtaracaksın hocam” şarkılarının yanında 10. Yıl Marşı da çalınırdı. İşkenceye sanatsal bir dokunuş… İşkencecilerin ‘playlist’i, gözaltına alınan kişinin dünya görüşüne göre çeşitlilik arz ederdi ancak istek parça isteme, “Hale Jale ve tüm mahalleye” hediye etme hakkınız olmazdı. Zaten o an aklınıza işkencecinin akrabalarıyla hemhâl olma dışında başka da bir şey gelmezdi, nerede kaldı istek parça istemek!
“Eski Türkiye”den kısa bir hatırayı aktardıktan sonra tekrar mevzuya döneyim. İstanbul 1 Nolu Baro Başkanı seçilen Ümit Kocasakal sadece 10. Yıl Marşı’nı okumakla yetinmedi. Yaptığı açıklamada, o eski günlerdeki gibi AK Parti hükümetine, sopayı aba altından değil aşikâr gösterip “Yaptırmayız, ettirmeyiz” dedi. Kastettiği, gündemde olan Anayasa değişikliği…
Mâlûmunuz Kocasakal, Baro Başkanlığı‘na 4. kez seçildi. Önceki dönemlerinde de böyle ateşliydi! 2012 senesinde yine Anayasa değişikliği konuşulurken yaptığı konuşmada, “Biz zannettik ki Cumhuriyet barolarda korunur. Biz zannettik ki günde 5 vakit laiklikten söz ederek laiklik korunur. Biz zannettik ki ordumuz var. O güçlü ordu bizi korur. Artık TSK vesaire yerine Türk silahsız kuvvetleri var. Siz Türk silahsız kuvvetlerisiniz. Bu yüzden durmadan çalışacağız.” demişti.
“Güçlü ordu”dan kastı, istedikleri zaman darbe yaptırabildikleri ordu! Orduya darbe yaptıramayınca iş başa düştü!.. Kocasakal ve güruhunda 14 yıldır değişen bir şey yok; hâlâ 10. Yıl Marşı’nı okuyup hulyalara dalabiliyorlar. Bâri 100. Yıl Marşı yapın, o da yok. Atatürkçü/Kemalist/Ulusalcılar herhangi bir konuda ilerleme gösteremedikleri gibi marş yapmakta da gösteremediler. Oysaki artık marş yapmak yapay zekada bir iki dakika. Teknolojiyi yakaladıkları tek nokta, sosyal medyada sövmek. Şu sıralar sosyal medyada, Azerbaycan‘daki okullarda başlayan başörtüsü yasağını savunmakla meşguller. Azerbaycan’da başörtülü öğrenci ve öğretmenlerin okula sokulmadıkları görüntüleri seyrederek eski kudretli günlerini hatırlayarak, “Gelir mi o günler geriye” diyerek hayıflanıyorlar.
Atatürkçü/Kemalist/Ulusalcı yakada değişen bir şey yok. Bin yıl da geçse 10. Yıl Marşı’nı söylemeye devam edecekler!..
Hâdisenin bize bakan yanı var ama bana ayrılan yerin sonuna geldiğimden, inşaallah bir dahaki yazıda bahsedeceğim.



