6 Kasım 2026, Cuma

Mevzurize

Canlı Piyasa Güncelleme
Gündem

e-Nabız’da bağışçı rekoru: Dijital vasiyet sayıyı üçe katladı

Bağış iradesindeki rekor artışın kadavra nakillerine de yansıması ve toplumsal bilincin güçlenmesi, organ bekleyen binlerce hasta için hayati önemini koruyor.

e-Nabız’da bağışçı rekoru: Dijital vasiyet sayıyı üçe katladı

Türkiye’de modern tıp tarihinin en önemli kırılma noktalarından biri olan 3 Kasım 1975, sadece başarılı bir ameliyatın değil, binlerce insan için karanlıkta yakılan bir umut ışığının tarihi olarak hafızalardaki yerini koruyor. Prof. Dr. Mehmet Haberal ve öncü ekibinin Hacettepe Üniversitesi’nde gerçekleştirdiği Türkiye’nin ilk canlı vericili böbrek nakli, ülkedeki organ nakli tedavisinin ve organ bağışı kültürünün de miladı oldu.

1975’ten 2026’ya ortak payda: Yaşamı öldükten sonra sürdürmek

Sağlıkta devrim niteliğindeki adımın ardından her yıl 3-9 Kasım tarihleri arasında idrak edilen Organ Bağışı Haftası, tıp biliminin kat ettiği mesafeyi hatırlatmanın ötesinde, toplumsal duyarlılığın ve dayanışmanın en somut test alanı olarak öne çıkıyor. Aradan geçen yarım asra yakın süreye rağmen, organ bekleyen binlerce hasta için bağış oranlarının artırılması ve toplumsal önyargıların kırılması hayati önem taşımaya devam ediyor.

Farklı siyasi partilerin, yerel yönetimlerin ve milletvekillerinin bizzat öncülük ettiği bu çağrılar; günlük siyasi rekabetin ötesinde, insan yaşamının ne denli ulvi bir ortak payda olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. “Bağışlanan her organ, yepyeni bir yaşamdır” şiarıyla yayımlanan mesajlar, organ bekleyen binlerce hastaya umut olmanın yanı sıra, bu konudaki toplumsal önyargıların kırılması ve bağış oranlarının artırılması adına hayati bir kamusal bilinç oluşturuyor. Peki bu yeterli mi?

Dijital kolaylık bağışçı sayısını üçe katladı

Farkındalık çalışmalarının ötesinde, sisteme dahil edilen dijital çözümler de meyvesini vermeye başladı. Geçtiğimiz yıl e-Nabız platformu üzerinden devreye alınan organ nakli vasiyeti uygulaması, vatandaşların bağış sürecini kolaylaştırarak bağışçı sayısını üçe katladı. Organ Nakli Koordinatörleri Derneği’nin açıkladığı verilere göre; 2025 yılı öncesinde yıllık 300 bin bandında seyreden bağışçı sayısı, yeni uygulamayla birlikte 1 milyon seviyesine ulaştı.

Sistemdeki bu hızlı yükseliş umut verici bir gelişme olarak kayıtlara geçse da uygulamanın saha yansımasında dikkat çekici bir tezat göze çarpıyor. Türkiye, canlı vericilerden yapılan organ nakillerinde dünya genelinde ilk sırada yer alırken; beyin ölümü gerçekleşen kişilerden yapılan (kadavradan) nakil oranlarında ise hâlen oldukça gerilerde bulunuyor.

Bağış iradesindeki rekor artışın kadavra nakillerine de yansıması ve toplumsal bilincin güçlenmesi, organ bekleyen binlerce hasta için hayati önemini koruyor.

Organ bağışında Türkiye birinciliğini bu yıl da koruyan Bursa bölgesi, son 15 yılda 13’üncü kez zirvede yer aldı. Elde edilen başarı dolayısıyla bölge yöneticileri, Bursa Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirilen programda onurlandırıldı.

Organ Bağışı Haftası dolayısıyla sosyal hesabından yaptığı paylaşımda, “İyilik paylaştıkça çoğalır, hayat paylaştıkça güzelleşir” ifadesini kullanan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 188 binden fazla vatandaşın dijital organ bağışı vasiyetini oluşturduğunu belirterek, vatandaşları organ bağışında bulunmaya davet etti.

Siyasi partilerin bu alandaki özendirici tutumlarını incelediğimde bulabildiğim örneklerin son derece cesur ve bilinçli olduğunu gördüm.

• 2007 yılında AK Parti Samsun Gazi Belde Başkanlığı Gençlik Kolları’ndan 80 Kişi organ bağışında bulunarak, organ bağışının ülke genelinde artmasına öncülük etti.

• 2012 yılında AK Parti Balıkesir İl Gençlik Kolları başkan ve yönetim kurulu üyeleri ile partili gençler organ bağışında bulundu.

• 2017 yılında MHP’li kadınlar organ bağışı haftası dolayısıyla Özel Hatem Hastanesinde açılan stantta tüm organlarını bağışladı.

• 2017 yılında AK Parti Sungurlu Kadın Kolları Başkanı Havva Özata ve yönetim kurulu üyeleri organ bağışında bulundular.

• 2018 yılında CHP Gölcük Belediye Başkan Adayı İsmet İşeri, CHP İlçe Başkanı Fikret Gürel ve Kadın Kolları Başkanı Türkan Çimen ile CHP’li kadınlar organ bağışında bulundu.

• 2018 yılında AK Parti Mudanya İlçe Gençlik Kolları’nın 20 üyesi organlarını bağışladı.

• 2020 yılında Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde AK Parti İlçe Yöneticileri, organ bağışında bulundu.

Son derece özendirici olan bu cesur adımların devamının gelmemesi ise, bilincin aşılanmadığının bir göstergesi olabilir.

“Ben donör oldum ve gayet sağlıklıyım”

Milyonları peşinden sürükleyen siyasi partilerin özellikle sanatçılarla bir araya gelerek bu alanda öncülük etmesi mühim ve faydalı bir adım olacaktır. Bu özendirici tutumu 1989 yılında İkibine Doğru dergisi ‘Organ Bağışı Kampanyası’ başlığı altında yaptı. Öncelikle derginin Ankara ve İstanbul çalışanları, derginin Genel Yayın Yönetmeni Doğu Perinçek, yazarları olan Cemal Süreya ve Necati Cumalı organ bağışı yaptı. Dönemin ANAP Genel Başkan Yardımcısı Oltan Sungurlu kampanyaya destek verirken “Organını bağışlayanların hastanelerde muayene ve tedavilerinden para alınmasın” temennisinde bulundu. ANAP Genel Başkan Yardımcısı Ali Talip Özdemir ise “Ben bu kampanyaya destek olmak için bundan sonra belediye başkan adaylarının başvurularında organ bağışını şart koşacağım.” ifadelerini kullandı. SHP eski Genel Sekreteri Fikri Sağlar ise “Yaşamak insanların hakkı ve şansıdır. Ben insanlara yaşama şansını sağlıyorsam, organlarımı seve seve veririm.” yorumunu yaparken, DYP Grup Başkan Vekili Köksal Toptan “Göz göre göre ölüme gitmekte olan insanların hayata dönmesini sağlayacak onurlu ve yüksek bir davranış” ifadelerini kullandı.

İkibine Doğru dergisinin bu bağış kampanyasına sanatçılardan da destek geldi elbette. Rahmetli Yıldız Kenter “Beni paraladıktan sonra yaksınlar. Mezarların bunca yeri işgal etmesinden rahatsız oluyorum. Organlarımı bağışlamak istiyorum. Ne kalırsa da yakılmasını” derken, eşi Şükran Güngör ise organlarını bağışladıktan sonra “O’ndan ayrılamam. Kalan kısmımızla birlikte yakılalım. Türkiye’de yakma geleneği bizden başlasın.” yorumunu yaptı. Kampanyaya destek verenlerden biri duayen tiyatro sanatçımız Müjdat Gezen olurken bir diğer isim yazar Pınar Kür idi. Pınar Kür bağış kartını imzalarken “Asıl çekici yanı, yaşamı öldükten sonra sürdürme olanağı. Ben öldükten sonra kalbim başkasının göğsünde çarpacak, gözlerim dünyayı görmeye devam edecek” sözleri ise aslında işin en inanılmaz ve onurlandıran boyutunu özetliyor.

Yeniden günümüze dönecek olursak, Sayın Memişoğlu’nu bu alanda gerçekleştirdiği kıymetli hizmetinden dolayı kutluyorum. e-Nabız platformu üzerinden devreye alınan organ nakli vasiyeti uygulamasını son derece yerinde bir çalışma olduğunun altını çizmek isterim. “Organ bağışı hayat kurtarır” sloganıyla yazıma son verirken, yaşarken böbrek bağışında bulunmuş ve donör olmuş biri olarak, hayatıma son derece sağlıkla devam ettiğimi, bu anlamda kaygıları ya da korkuları olan tüm donör adayları ile paylaşmayı da bir borç bilirim. Babam, benim böbreğimle sekiz yıl boyunca sağlıkla yaşadı. Şimdi ise, bir böbreğimin toprağın altında olduğunu bilme gururunu taşıyorum. Tavsiye ederim.